MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Hoşgeldin Ziyaretçi
Mesaj atabilmek için forumumuza kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
Üye Sayısı:» Üye Sayısı: 10
En Son Üyemiz:» En Son Üyemiz: Nurgül
Konu Sayısı:» Konu Sayısı: 4,310
Mesaj Sayısı:» Mesaj Sayısı: 4,719

Tam İstatistik Tam İstatistik

Çevrimiçi Kullanıcılar
Şu anda 73 çevrimiçi kullanıcı var.
» 0 üye | 70 Misafir
Bing, Google, Yandex

Forumlarda Ara

(Gelişmiş Arama)

Hz Mehdi'nin Çıkması Hadislerle

HZ MEHDİ'NİN ÇIKMASI


7195 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Biz Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında iken Beni Hâşim'den bir grub genç geldi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm onları görünce gözleri yaşla doldu ve rengi değişti. Ben: "(Ey Allah'ın Resülü!) Şimdiye kadar mübarek yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik (şimdi ne oldu da bizi üzen bir ifade ile karşılaşıyoruz?)" dedim. Şu cevabı verdiler:

"Biz öyle bir Ehl-i Beytiz ki Allah bizim için dünyaya mukabil ahireti tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim benden sonra bela kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak. Nihayet meşrık (doğu) tarafından beraberlerinde siyah bayraklar olan bir kavim gelecek. Bunlar hayır (saltanat) isteyecekler fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bunun üzerine onlar savaşacak. Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek. Ne var ki onlar bunu kabul etmeyip emirliği Ehl-i Beytim'den bir adama tevdi edecekler. Bu (Emîr) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)" buyurdu."

7196 - Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: "Reslülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Sizin hazinenizin yanında üç kişi kavga edecek: Üçü de bir halifenin evladıdır. (Halifelik) bunların hiçbirine nasip olmayacaktır. Sonra meşrık (doğu) cihetinden siyah bayraklar (taşıyan bir ordu) zuhur edecek hiçbir kavmin öldürmediği şekilde sizi öldürecek."

Ravi der ki: "Sonra (Aleyhissalâtu vesselam) ezberde tutamadığım bir şey daha söyledi. Son olarak da: "Onları görünce onlara derhal biat edin kar üzerinde emekleyerek de olsa!" buyurdular. Çünkü o Allah'ın halifesidir Mehdidir."

7197 - Hz. Ali anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mehdi bizden ehl-i Beyt'imizdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder (yani tevbesini kabul eder hizmetini yapacak hale getirir. Doğruyu ilham eder ve muvaffak kılar)".

7198 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Biz Abdulmuttalib'in oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben Hamza Ali Cafer Hasan Hüseyin ve Mehdi."

7199 - Abdullah İbnu'l Haris İbni Cez'iz-Zübeydi radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Doğudan birtakım insanlar çıkacak ve Mehdi için zemin hazırlayacak" buyurdular. O Mehdi'nin hakimiyetini kastediyor."
HZ. MUHAMMED (SAV)'İN HADİSLERİNDE
HZ. MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞI VE HAKİMİYET DÖNEMİ



32. Kadın, çocuk ve masum insanların katledilmesi:

Bu vakada bir kadının öldürülmesi, bir kırbacın sallanması kadar kolaydır. Bu olay Medine'den yirmi dört mil kadar yayılır. Sonra Hz. Mehdi (as)'a biat edilir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 34)

Günahsız insanlar öldürülmeden Hz. Mehdi (as) çıkmaz... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)

Bu fitnelerin en sonuncusu günahsız insanların öldürülmesidir ki, artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Hz. Mehdi (as) çıkar. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 38)

Masum insanlar katloluncaya kadar Hz. Mehdi (as) çıkmayacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)

Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı ile ilgili hadislerde katliamların yaygınlaşmasından bahsedilirken, bu katliamların masum insanları hedef alacağına özellikle dikkat çekilmiştir. Savaşlar veya çeşitli çatışmalar sırasında gerçekleştirilen katliamların yanı sıra özellikle son yıllardaki terörist eylemler de halkın toplu olarak imha edilmesi ile neticelenmektedir. Terörizmin amacı halk arasında korku ve dehşet yaymak olduğundan, bu tür saldırıların asıl yöneldiği kesim çoğunlukla sivil halktır.

Alışveriş merkezleri, restoranlar, kafeteryalar, okullar gibi savunmasız kadınların, gençlerin ve çocukların bulunduğu yerleri hedef alan bu eylemler nedeniyle dünyanın farklı ülkelerinde pek çok insan hayatını kaybetmektedir.


33. Mısırlıların esir alınması:

Şam ehli, Mısırlı kabileleri esir alacaklardır. (El Kavl-ul Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Şam bölgesi, Hicaz (Mekke-Medine'nin olduğu bölge)'ın sol tarafında kalan bölgedir. Bugün sözkonusu bölgede yer alan devletler arasında İsrail de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu hadisle İsrail Devleti'nin Mısır ile olan savaşlarına ve Mısır topraklarını işgaline işaret ediliyor olabilir. 26 Ekim 1956 tarihinde İsrail Mısır'a saldırdı ve Sina Yarımadası'nı işgal etmeye başladı. Birleşmiş Milletler'in araya girmesiyle sıcak çatışmalar bir süre sonra sona erdi ve İsrail sınırına BM Barış Gücü yerleşti. 1967 yılındaki 6 Gün Savaşı ise İsrail-Mısır arasındaki başka bir savaştı. Bu savaşlar sırasında oldukça fazla sayıda Mısırlı, İsrail askerleri tarafından esir alındı. Pek çok Mısırlı da hayatını kaybetti.


34. Şehirlerin yok olması:

Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur. (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, sf. 38)

Mamur beldeler harab edilince... kıyametle senin aranda şu iki parmak arası kadar bir mesafe kalmış demektir. (Kıyamet Alametleri, sf. 143)

Hadislerde belirtilen büyük şehirlerin, mamur beldelerin helak oluşu ve harab edilmesi, savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen yıkımları akla getirmektedir. Bunların yanı sıra yakın geçmişte geliştirilen nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri silahların savaşlarda kullanılması da büyük tahribata neden olmuştur. Bu tahrip gücü yüksek silahlar tarihteki benzerleriyle kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette hedef konumundaki "büyük şehirler" de bu yıkımlardan birinci derecede etkilenen yerler olmuştur.



35. Harap olmuş yerlerin imarı:

Dünyanın harap olmuş yerlerinin imarı, imar edilmiş yerlerinin tahribi kıyametin şart ve alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 138)

Savaşlarla geçen 20. yüzyılda pek çok şehir yerle bir olmuş ve yeniden inşa edilmiştir. Berlin, Leningrad (St. Petersburg), Dresden gibi II. Dünya Savaşı sırasında tanınmayacak hale gelen büyük Avrupa şehirleri, savaş sonrasında yeniden inşa edilmiş ve bugünkü görünümlerini almışlardır.

Benzer bir örnek olarak Japonya'nın Kobe şehri 1995 yılının Ocak ayında büyük bir deprem sonucu harap olmuştur. Depremin gerçekleştiği Kobe ve Osaka kentlerinin bulunduğu bölge, Japonya'nın önde gelen sanayi ve ticaret merkezlerindendi. Bu yüzden deprem sonrasındaki maddi zarar milyarlarca dolar oldu. Japonlar bir süre sonra Kobe şehrini tekrar inşa ettiler.



36. Her yere ulaşan bir fitne:

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Hz. Mehdi (as)'dır" demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)

Hadiste herkese ulaşacak, hızla yayılacak bir fitneden bahsedilmektedir. Yani herkesin haberdar olacağı, din ahlakına ve Allah'a karşı ortaya sürülen bir fitne insanların imanlarını hedef alacaktır. Günümüzde, Allah'ın varlığına ve din ahlakının yaşanmasına karşı öne sürülen en geniş çaplı fikri akım materyalist felsefedir. Bu felsefenin kendisine dayanak aldığı sözde bilimsel temel ise "evrim teorisi"dir. Hiçbir bilimsel ve mantıksal delile dayanmadığı, tamamen akıl ve bilim dışı olduğu halde, yoğun propaganda, aldatmaca ve göz boyama yöntemleriyle bu safsata dünya çapında belirli materyalist odaklar tarafından kitlelere empoze edilmeye çalışılmaktadır.

Bugün evrim teorisinin gerek basın gerekse televizyon yoluyla hemen hemen girmediği hiçbir ev, bu teoriyi duymayan hiç kimse yok gibidir. Dikkat çekici bir nokta daha vardır: Peygamberimiz (sav)'in hadisinde belirttiği gibi bir fitnenin dünyanın her yerine nüfuz etmesi ve hızla yayılması, ancak günümüzdeki teknolojik imkanlarla (basın, yayın, internet, uydu iletişimi...) gerçekleşebilir. Geçmişteki şartlarda, bir fitnenin dünya çapında kısa zamanda bu kadar geniş alana yayılması mümkün değildir. Nitekim bugüne kadar Allah'ın varlığına, yaratılışa ve din ahlakına karşı savaş açmış, dünya çapında yaygın bir başka fitne daha görülmemiştir. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın çıkışıyla ve Hz. İsa (as)'ın gelişiyle bu fitnenin sona ereceği de müjdelenmektedir.



37. Haramların helal sayılması:

... Bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Hz. Mehdi (as)'a evinde otururken gelecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 26)

Hz. Mehdi (as), bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)

Günümüzde fuhuş, kumar, içki, rüşvet gibi birçok fiil, haram olmalarına rağmen dünyanın pek çok ülkesinde giderek artan bir oranda işlenmektedir. Kimi Batılı gazete ve televizyonlarda bu haramları işleyenler sıkça övülmekte ve teşvik edilmekte, hatta işlemeyenler yerilmektedirler. Yapılan istatistikler ise bu konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir.


38. Allah'ın açıkça inkar edilmesi (Allah'ı tenzih ederiz):

Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi (as) gelmez. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 27)

Allah'ı inkar etme sapkınlığı olan ateizm, 19. yüzyılın sonundan itibaren yaygınlaşmıştır. Materyalizm ve Darwinizm'in yaygınlaşmasıyla kendilerine felsefi ve sözde bilimsel dayanak buldukları yanılgısına kapılan ateistlerin sayısı 20. yüzyılda artmıştır. Ateistler bu dönemde sapkın görüşlerinin propagandasını yapma imkanı bulmuşlardır. Ateizm, samimi olarak iman edenlerin yürüteceği fikri mücadelenin vesile olmasıyla Allah'ın izniyle yok olmaya mahkumdur.



39. Materyalist felsefenin yaygınlaşması:

Bismillah harflerinin değeri kaybettirildiği zaman Hz. Mehdi (as) zuhur eder. (Risalet-ül huruc-ül Mehdi, sf. 29)

Hadiste geçen "besmele"den kasıt, insanların din ahlakına bakış açısı ve imani durumları olabilir. Nitekim insanların imanlarının zaafa uğradığı bir dönemde Hz. Mehdi (as) zuhur edecek ve bu akımları fikren ortadan kaldıracaktır. Bu açıdan düşünüldüğünde, hadiste geçen ifade, materyalist ve Darwinist felsefenin insanlar üzerindeki etkisinin çok olacağına işaret ediyor.

Bir diğer hadiste ise, ahir zamanda dinsizlik ve inançsızlığın artacağı şöyle ifade edilmektedir:

Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Hz. Mehdi (as) zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise... küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir. (Mektubat-ı Rabbani, 2-259)



40. Din ahlakından uzaklaştıran fitnelerin olması:

Kıyamete yakın karanlık gecelerin parçaları gibi karışıklıklar olacaktır. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak sabahlayıp kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak akşamlayıp kafir olarak sabahlayacaktır. (Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, sf. 155)

Enam Suresi'nin 26. ayetinde insanları "Kuran'dan ve din ahlakından alıkoyanlara" dikkat çekilmektedir:

"Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar, ama şuurunda değildirler." (En'am Suresi, 26)

Hadislerden de sapkın fikir akımlarının, hak ve hakikatten uzak sistemlerin kıyamet öncesinde, insanları Allah'ın yolundan saptıracak büyük fitneler meydana getireceği anlaşılmaktadır.

Bu fitnelerin çeşitli propaganda ve telkin yöntemleriyle yaygınlaşacağı ise başka hadislerde şöyle bildirilmektedir:

... "O devirde halkı Cehennem kapılarına çağıracak olan birtakım davetçiler (propagandacı çığırtkanlar) olacaktır. Her kim o çığırtkanların davetine icabet ederse onu Cehenneme atacaklar." "Ya Resulullah, o davetçiler zümresinin vasıflarını bize beyan etseniz?" "Peki edeyim, onlar bizim milletimizden olup bizim dilimizle konuşan bir zümredir" buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 382, no. 698)

Yakın gelecekte kör, sağır ve dilsiz (yani insanları kör) edip doğruyu göstermeyen, sağır edip hak olanı duyurmayan ve dilsiz (edip) hak sözleri konuşturmayan birtakım korkunç fitneler olacaktır... Fitne hengamesinde dilin fitneye karışması ve propaganda yapması kılıç darbesi gibi onun yayılmasını sağlar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 390, no. 720)

Bahsedilen fitnenin sağır edip duyurmaması ve konuşturmaması pek çok ülkede iktidarda olan baskıcı rejimleri de akla getirmektedir. Bu rejimler fikir ve düşünce özgürlüğünü baskı altına almakta, insanların düşüncelerini, inançlarını diledikleri gibi ifade etmelerini engellemektedirler. Özellikle bazı Arap ve Afrika ülkelerinde, Müslümanların düşüncelerini özgürce ifade edememeleri, inançlı oldukları için baskı altına alınmaları bu durumun örneklerindendir.



41. Mescit ve camilerin yıkılması:

Süfyani kuru bir vadiden çıkar... O, medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)


42. Sahte Peygamberlerin çoğalması:

Her biri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır. (Tirmizi, Fiten 43; Ebu Davud, Melahim 16)

Her birisi kendisinin Tek Mabud olan Allah'tan resul olarak gönderildiğini iddia eden altmış yalancının çıkması. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 36)


43. Dinin bazı insanlar tarafından şahsi çıkarlar için kullanılması:

Alimler ilmi sırf para kazanmak için öğrendiğinde... dini dünyalık karşılığında sattıklarında... hükmü sattıklarında... kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, sf. 480)

Ahir zamanda öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. (Tirmizi, Zühd, 60)

Kim Kuran okursa (mükafatını) Allah'tan istesin. Zira son zamanlarda Kuran okuyup (mükafatını) insanlardan isteyen birtakım insanlar türeyecektir. (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 9)


44. Salih müminlerin sayıca çok az olması:

İnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında mümin bulunmaz. (Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 19)

İnsanların... bidatçıların (dinden olmayan şeyleri dindenmiş gibi gösterip kabul ettirmeye çalışanlar) görüşlerini benimseyip farkında olmadan şirk koştukları, ilmi geçim için tahsil ettikleri, dinlerini dünyalıklarına alet ettikleri bir zaman gelecektir. (Deylemi; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 68)



45. Müslümanlara baskının artması:

Yemin ederim ki bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek de, kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı bir sırada Allah Teala akrabamdan, benim hanedanımdan bir kimseyi (Hz. Mehdi (as)'ı) gönderecek. (Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 437)

Rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır... Al-i Muhammed'e düşman kesilir... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37)

Burada Müslümanların üçte biri öldürülür... (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 73)

Hadislerde bildirilen Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biri de, Müslümanların bu dönemde büyük baskı altında ve sıkıntı içinde bulunacak olmalarıdır. Günümüz İslam dünyasına bakıldığında görülen durum, bu alametin gerçekleştiğinin delilidir. Endonezya'dan Filistin'e; Çad'dan Doğu Türkistan'a kadar Müslümanlar, türlü eziyet ve zorluklarla karşı karşıyadırlar. Hadislerde bu zorlukların detaylarıyla ilgili de bilgiler verilmiştir:

- Zalim yöneticilerin olması:

Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler kendilerine itaat edenler hariç, sessiz kalanları dahi korkuturlar... (Ebu Nuaym'dan; Suyuti, c. 2, sf. 64)

Liderlerin zulmetmesi, kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 143)

Bu hadisler, Hz. Mehdi (as) gelmeden önce bazı Müslüman ülkelerde, din ahlakından uzak, zalim ve acımasız karakterli kişilerin iktidarda olacaklarına işaret etmektedir.

- Dinsiz ideolojilerin yaygınlaşması:

(Kıyametin bir alameti) mescitler içerisinde günahkarların seslerinin yükselmesi ve günahkarların dinin emrettiklerini yerine getiren samimi müminler üzerine galip gelip onlara tahakküm etmeleridir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 450)

- Müminlerin inançlarını gizlemek zorunda kalmaları:

Peygamberimiz (sav) bir başka hadisinde de ahir zamanda samimi müminlerin tüm bu baskılar nedeniyle inançlarını saklamak ve ibadetlerini gizli sürdürmek zorunda kalabileceklerini şöyle haber vermiştir:

Bugün sizin aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. (İbni Sünni; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 12)


46. Siyaset adamlarında dejenerasyon:

Ahir zamanın önemli özelliklerinden biri acımasız, zalim ve halkını felaketlere sürükleyen liderlerin yönetime gelmesidir. 20. yüzyıl bu tarz lider ve yöneticilerin örnekleri ile doludur. Din ahlakına uygun olmayan ideolojileri benimseyen bu kimseler, hem kendi halklarına yaptıkları zulüm hem de neden oldukları savaş ve çatışmalar nedeniyle diğer toplumlara getirdikleri belalar ile ünlenmişlerdir. Hadiste de bu duruma dikkat çekilmektedir. Çin'in komünist diktatörü Mao, yalnızca kendisine muhalif oldukları için binlerce vatandaşını katletmiş, yönetimi boyunca milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. Mussolini, faşist ideolojisinin etkisiyle ülkesini II. Dünya Savaşı'nın içine sürükleyerek halkına büyük felaketler yaşatmıştır. Mobutu, tarihe Afrika kıtasının en acımasız diktatörlerinden biri olarak geçmiştir.

Haberiniz olsun, şu muhakkak ki başlarınıza birtakım amirler ve devlet başkanları gelecek de onlar, (devlet hazinesinden yardıma ihtiyacı olan) sizlere vermedikleri (hakları olmadığı halde) kendilerine verilmesini hükme bağlayacaklardır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 380, no. 697)

Yakında başınıza bazı emirler gelecek. Rızıklarınıza el koyacak, sizi yalanlarla avutacaklar. İş yapacaklar. Lakin yaptıkları fena olacak. En fena tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı olmayacaklar... (Bagavi, Tabarani; Geleceğin Tarihi 1, sf. 43)

İslam'ın usulleri teker teker bozulacak ve halkı delalete düşürücü hükümet adamları çıkacak... (Hakim; Geleceğin Tarihi 1, sf. 57)


47. Güzel ve kötü ahlak kavramlarının yer değiştirmesi:

Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilmesi kıyamet alametlerindendir. (Beyhaki, İbn-i Neccar; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 107)

Yalancının doğrulanması, doğrunun yalanlanması kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 137)

Yalancı, doğru kabul edilecek ve doğru söyleyen ise tekzib edilecektir. Haine güvenilecek ve güvenilir olana ise hain muamelesi yapılacaktır... İşte o zaman yalan yaygınlaşacak... (Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar; Beklenen Mehdi, 3. baskı, sf. 146-147)



48. Müslümanların birbirleri ile savaşmaları:

... Fikirler ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf. 142-143)

Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Müslümanlardan iki grup aralarında savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlar aralarında büyük bir savaş yaparlar, fakat davaları birdir." (Buhari, Fiten: 24, Menakıb: 25, İstitabe: 8; Müslim, İman: 248, Fiten: 17)

Peygamberimiz (sav) 1400 sene önce bildirdiği bu hadislerinde günümüzde yaşanacak olan bazı olaylara dikkat çekmiştir. Nitekim hadislerde haber verildiği gibi Hicri 1400 yıllarının başından itibaren bazı Müslüman ülkeler arasında savaş ve çatışmalar yaşanmıştır. İran-Irak Savaşı, Irak'ın 1990 yılında Kuveyt'i işgali bunlara örnektir.


49. Ticaret ve yolların kesilmesi:

Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40)

Hz. Mehdi (as) çıkmadan önce, milletler arasında ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39)

Günümüzde ülkeler arasında yapılan ticari ve ekonomik iş birliği anlaşmalarına rağmen, güvenlik endişesi kimi zaman ticari faaliyetlere engel olmaktadır. Örneğin, Hazar bölgesindeki yeraltı zenginliklerinin diğer bölgelere taşınması konusunda yaşanılan sorunların önemli bir kısmı güvenlik kaynaklıdır. Bu konuda daha pek çok örnek vardır. Dünyanın farklı köşelerinde de çatışmalar ve gerginlikler ekonomik iş birliklerini engellemekte, toplumlar arası ticari faaliyetler çok sınırlı miktarda gerçekleşebilmektedir.



50. Depremlerin çoğalması:

... Depremler çoğalmadıkça... kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf. 109)

Ümmetimde zelzeleler olur. Öyle ki, bu zelzelelerde on bin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür. (İbni Asakır, Geleceğin Tarihi 1, Orhan Baytan, Mevsim Yayıncılık, sf. 81)

Barınacak evler, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız zaman yaklaşmıştır. Çünkü evlerinizi depremler yıkacak, hayvanlarınızı yıldırımlar yakıp kömüre çevirecektir. (Nuaym bin Hammad, Geleceğin Tarihi 1, sf. 82)

... Bil ki, artık zelzeleler, kederler, büyük hadiseler yakındır. O gün kıyamet insanlara şu elimin başına olan yakınlığından daha yakındır. (Ebu Davud, Cihad 37, sf. 2535, Kütüb-i Sitte, cilt 14, sf. 339)

ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS)'nin raporlarına göre 1556-1975 arasındaki yaklaşık 400 yılda meydana gelen 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. Aynı kurumun açıklamasına göre, 1980-2009 yılları arasında sadece 29 sene içinde meydana gelen 6.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 4.176'dır.8 Kuşkusuz bu rakamlar Hicri 1400 yılının başından itibaren depremlerin sayısındaki artışı çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.


51. Kuraklığın olması:

Deccal'ın çıkmasından önce gökyüzü üç sene yağmurunu tutar. Birinci senede normal yağmurun üçte birini tutup üçte ikisini yağdırır. Yeryüzü bitkisinin üçte birini bitirmez. İkinci yılda gökyüzü normal yağmurunun üçte ikisini yağdırmaz. Yeryüzü de bitkisinin üçte ikisini bitirmez. Üçüncü yılda ise gökyüzü yağmurunun tamamını keser, yeryüzü de bitkisinden hiçbirini bitirmez. (Ebu Davud, İbni Mace, Taberani; Geleceğin Tarihi 3, sf. 241)

Ahir zamanda belli bir dönem yaşanacak olan kuraklık da, Hz. İsa (as)'ın nüzulünden, Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan hemen önce gerçekleşecek olan çok önemli bir alamettir.



52. Kasırgaların artması:

Kıyametten önce on alamet görmeden o kopmayacaktır. Onuncusu, insanları denize atacak olan kasırga... (Kıyamet Alametleri, sf. 288)

Geçtiğimiz yüzyılın son yıllarında meydana gelen en önemli hava olaylarından birkaçı şöyledir:

1987 yılının Ekim ayında güneydoğu İngiltere 1703 yılından beri meydana gelen en büyük fırtına ile sarsıldı. Fırtına nedeniyle yaklaşık 15 milyon ağaç devrildi ve ormanların büyük bir kısmı yok oldu. 16 kişinin öldüğü fırtınada binalar büyük hasar gördü, gemiler sahile sürüklendi.

20 Mart 1998'de Georgia'da meydana gelen tornado sebebiyle 12 kişi ölmüştür.

27 Mayıs 1997'de Teksas'ta meydana gelen tornado nedeniyle ölen kişi sayısı ise 27'dir.

13 Mayıs 1996'da Bangladeş'in batısında meydana gelen fırtınalarda tahminen 500 ile 1000 kişi arasında ölüm meydana gelmiştir. Aynı fırtınalar 30.000 kişinin yaralanmasına ve 100.000 kişinin evsiz kalmasına neden olmuştur.

1992'de Andrew Kasırgasının neden olduğu hasar yalnızca Meksika Körfezi'nde yaklaşık olarak 0.50 milyar dolardır. Andrew Kasırgası, Bahamalar'da ise yaklaşık 0.25 milyar dolar hasara neden olmuştur. ABD'nin doğusunda 2 milyona yakın insan kasırga nedeniyle evlerinden tahliye edilmiştir.

Ağustos 2002'de Avrupa'nın orta ve doğu bölgelerinde etkili olan sellerde ölenlerin sayısı 114'ü bulmuştur. 21 Eylül 2003'te Güney Kore'de, son 40 yılda meydana gelen en şiddetli kasırgada ise 2 günde yaklaşık 200 kişi ölmüştür.

Ağustos 2005'te meydana gelen Katrina kasırgası, Mississippi'nin 8 şehrini harap etmiş, New Orleans'ın %80'i yerle bir olmuş, yaklaşık 2000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Amerikan tarihinin ikinci en büyük kasırgası olarak kabul edilmektedir. Verdiği zarar, 81.2 milyar dolardır. Bu kasırganın dikkat çekici bir özelliği ise, şehri selden koruması için yapılan setin yıkılmasıyla New Orleans'ın neredeyse tamamının sulara gömülmesidir. Hadiste bildirilen, "İnsanları denize atacak kasırga" tarifinin bir tecellisi de bu olabilir.

Kasım 2007'de Bangladeş'i etkisi altına alan ve 250 km hızla esen Sidr Kasırgası ise, 3200 kişinin ölümü ve büyük bir yıkım ile sonuçlanmıştır. Kasırganın etkisiyle 6 metreyi bulan dalgalar, binlerce evi yerle bir ederken, bine yakın insanın da kaybolmasına sebep olmuştur. Beş milyon kişiyi etkileyen bu kasırga, yüzyılın en büyük felaketleri arasında sayılmaktadır.



53. Şiddetli yağmurların olması:

Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli bir yağmur yağıncaya kadar kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf. 253)

Yağmurun çoğalması, otların azalması... kıyametin yaklaşmasındandır. (Kıyamet Alametleri, sf. 137)

Gökten şiddetli yağmur yağıp taş binalar hariç bütün kerpiç evler yıkılmadıkça kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned 13/291, hadis no. 7554)

Özellikle son dönemlerde sel baskınları, dünyanın çeşitli bölgelerinde önemli oranda can ve mal kaybına neden olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa'da meydana gelen sel baskınları bunun bir örneğidir. Neredeyse tüm Avrupa'yı etkisi altına alan şiddetli yağmurlar, nehirlerin taşmasına neden olmuş, büyük Avrupa şehirlerinde dahi pek çok bölge sular altında kalmıştır.

2002 senesinde Hindistan, Nepal ve Bangladeş'te iki ay etkisini sürdüren mevsimsel muson yağmurlarının yol açtığı felaketlerde ölenlerin sayısı ise yaklaşık 900 olmuştur. Çin'de ise Ağustos 2002'de şiddetli yaz yağmurlarının yol açtığı sel ve toprak kaymalarında ölenlerin sayısı 1.000'e ulaşmıştır. 2002'de Avrupa'da yaşanan sel baskınlarının ardından, 2006 yılında da seller, sadece Macaristan'da 32.000 kişi olmak üzere Romanya, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya gibi birçok Avrupa ülkesini etkisi altına almıştır. Endonezya'nın başkenti Jakarta'da, 2007 yılındaki seller binlerce kişiyi evsiz bırakırken; İngiltere'de Temmuz 2007'deki yağışlar, 1 milyon kişinin etkilendiği bir sel felaketine dönüşmüştür.



54. Yıldırımların çoğalması:

Kıyametin yaklaştığı sırada yıldırımlar o kadar çoğalacak ki, insanlar (birbirlerine şöyle) diyecekler: "Dün kime yıldırım isabet etti?" Onlar da (şöyle) cevap verecekler: "Dün falan ve filan (kimseleri) yıldırım çarptı." (El-Hakim, Müstedrek, 4/444)

... Hayvanlarınızı yıldırımlar yakıp kömüre çevirecektir. (Naim bin Hammad; Geleceğin Tarihi 4, sf. 69)

Tam da hadiste belirtildiği gibi, yıldırım düşmesi nedeniyle can ve mal kaybının artması son yıllarda sıkça rastlanılan bir durum olmuştur. Bu kayıplar çoğu zaman haberlerde yer almaktadır. 1998 yılında Kongo'da futbol sahasına düşen yıldırım neticesinde, sahada maç yapan 11 futbolcunun ölümü bu örneklerden biridir. Benzer bir şekilde 2001 yılında Meksika'da futbol sahasına düşen yıldırım nedeniyle de 6 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunlar dışında da yıldırım düşmeleri pek çok insanın hayatını kaybetmesine ve hayvanların telef olmasına neden olmaktadır.

Çin'deki veriler ise, yıldırımların her sene belirgin bir oranla arttığını göstermektedir. Bu rakamlar, 2003'te 7.625, 2004'te 8.892, 2005'te 11.026 iken, 2006'da 19.982'ye yükselmiş ve Çin'de sadece 2006 yılında 717 kişi yıldırım çarpması sonucu hayatını kaybetmiştir.



55. Yer çökmelerinin olması:

(Kıyamet) alametlerinin ilki yer çökmeleridir... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 518)



56. Evlerin mezar olması:

"İnsanlara ölüm gelip evler mezar olduğu zaman halin nice olur" buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 392, no. 726)



57. Salgın hastalıkların artması:

Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar) kıran denilen hayvan hastalığı ki, o sizi yakalayacak... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir ZamanAlametleri, sf. 417, no. 761)

"... Kıyamet öncesi altı (alamet) sayayım mı?" Dedim ki: "Onlar nelerdir ya Resulullah?" O da şöyle buyurdu: "... Sizin aranızda kolera ve şarbon gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır." (Sahih-i Buhari; Beklenen Mehdi, 3. baskı, sf. 147)

Günümüzde sık sık yeni ve bilinmeyen salgın hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Son 20-30 yıl içinde en çok duyulan salgın hastalıklardan birkaçı AIDS, Sars, Ebola, Deli dana, kuş ve domuz gribi gibi hastalıklardır. Bunların insanlar için ne kadar büyük tehlike oluşturdukları çok iyi bilinmektedir.



58. İnsanların birbirinden kaçması:

"Ey Allah'ın Resulü, Ahlas fitnesi nedir?" "Kaçışmak -yani insanlar arasındaki aşırı düşmanlıklardan dolayı birbirlerine güvenemedikleri için birbirlerinden kaçışmaları- ve insanların mallarının yağma edilmesidir," buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 386, no. 714)

Hadiste, insanların güvensizlik ve korku nedeniyle birbirlerinden kaçmalarına dikkat çekilmektedir. Bununla, yurtlarından göç etmek zorunda bırakılan insanlara işaret ediliyor olması muhtemeldir. Gerçekten de çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden, savaşlar yüzünden topraklarından sürülen insanların sayısı 20. yüzyılın başlarından itibaren büyük artış göstermiştir.

Özellikle son 20-30 yılda bu artış dikkat çekici bir rakama ulaşmıştır. 2001 yılı itibariyle yaklaşık 23 milyon olan dünyadaki mülteci sayısı, 2002 yılında neredeyse 30 milyona yaklaşmıştır.



59. "İyiliği emredip, kötülükten men etme" ibadetinin terk edilmesi:

İyilik terk edilip emredilmediğinde, kötülük işlenip alıkonulmadığında, kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, sf. 480)

Kıyamet yaklaşır, hayırlı işler azalır. (Kıyamet Alametleri, sf. 264)



60. Açlık ve fakirliğin artması:

Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, sf. 440)

Fakirler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 455)

Deccal'in zuhurundan üç yıl önce, son derece buhranlı günler olacak, açlık hüküm sürecektir. (Kıyamet Alametleri, sf. 220)

Bugün dünyanın dört bir yanında yiyecekten ve içecekten mahrum, sağlıksız koşullar altında yaşayan, barınacak bir yer bulamayan insanlar bulunmaktadır. Bu durum Afrika, Asya, Güney Amerika başta olmak üzere Amerika ve Avrupa ülkelerinde de yoğun olarak sürmektedir. İnsanların küçük bir bölümü çok büyük bir refah içinde yaşarken, 2 milyara yakın insan açlık sınırında yaşamaktadır. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960 yılında dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur.9 Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.10


61. Zekatın terk edilmesi:

Zekatı (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman. (Tirmizi, Fiten: 39, 2211)

O zaman zekat, ceza olarak ve harac da, ganimet olarak zorla alınacaktır. (Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar; Beklenen Mehdi, 3. baskı, sf. 146-147)

Fakirlerin ve ihtiyaç içinde olanların korunup kollanması din ahlakının gereklerinden biridir. Allah iman edenlere, ihtiyaç içinde olanlara sadaka vermeyi, onların ihtiyaçlarını karşılayıp gidermeyi ve onları koruyup gözetmeyi emretmiştir. Din ahlakının yaşandığı toplumlarda, bu ahlakın gereği olan sosyal yardımlaşma yaşandığı için fakirlik sorunu doğal olarak ortadan kalkar. Ahir zamanda ise insanların din ahlakından uzaklaşmalarının neticelerinden biri olarak, zekat ve sadaka vermek neredeyse tamamen ortadan kalkar.



62. Cinayetlerin çoğalması:

... Cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz. (Buhari, İbni Mace, Kıyamet Alametleri, sf. 108)

... İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek. (Müslim, Fiten: 56, (2908))

... Fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 39)


63. İntihar vakalarının artması:

İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 482, no. 901; Kitabü'n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)


64. Ahlaki dejenerasyon olması:

... Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Gençlerinizin fıska düştüğü zaman haliniz ne olur?" diye sormuştu. (Kütüb-ü Sitte, hadis no: 4752; Heysemi, Mecma'u'z-Zevaid'de kaydetmiştir [7, 281])

Fuhuş açık olmadan... kıyamet kopmaz. (Ramuz-El Ehadis, 91/7)

İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalpleri şeytan kalbidir. Kan dökücüdürler, çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen, sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu (iyiliği) emretmez, münkeri (kötülüğü) nehyetmez (sakındırmaz) olur. (Hatib; Geleceğin Tarihi 1, sf. 23)



65. Zinanın artması:

Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir. (Buhari, Tecrid: 1/16)



66. Ekonomide bozulma ve sosyal adaletsizlikler olması:

İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak, yani işleri iyi gidecek, 97 veya 99. senede mülkleri zail olacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 54)

Hadisteki "95. sene" şeklindeki ifade ile 1995 yılına dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. 1995 yılı insanların nispeten daha müreffeh bir yaşam sürdükleri, yaşam koşullarının çok zorlaşmadığı bir dönemdir. Nitekim hadiste bu yıl içinde "işlerin iyi gideceği" haber verilmektedir. Yani bu dönemde insanlar yaşamlarını idame ettirebilecek bir gelire sahiptirler ve hala mülk edinebilecek kadar zengindirler. Ancak 1997-1999 yılları ekonominin çok kötüleştiği, fakirliğin ve yokluğun arttığı bir dönemdir. Bu yıllar arasında malın ve mülkün değeri kalmamıştır. Yakın geçmişte Arjantin örneğinde de (2001 yılında Arjantin ekonomisi iflas etmiştir) görüldüğü gibi hadiste bildirilen bu olay gerçekleşmiştir.

Ahir zamandaki ekonomik durumla ilgili verilen haberlerden biri de, kazancın azalacak olmasıdır:

Herkesin az kazançtan yakınması... Paraları için zenginlerin saygı görmesi... (Kıyamet Alametleri, sf. 146)

Piyasanın durgun olması, kazançların azalması... (Kıyamet Alametleri, sf. 148)

Hadislerde bildirildiğine göre, ahir zamanda ekonomik bozulmalarla birlikte sosyal adaletsizlikler de yaşanacak, mili servetler eşit olarak dağıtılmayacaktır:

"... Onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!" buyurmuşlardı. (YanındakilerSmile "Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı: "Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden (dolaşan) bir metâ haline gelirse." (Tirmizi, Fiten: 39, (2211))

Peygamberimiz (sav)'in kıyamet alameti olarak haber verdiği bu durum günümüzde dünya genelinde yoğun olarak yaşanmaktadır. Bugün dünyanın en zengin insanları dünyadaki zenginliklerin büyük bir kısmını kontrolleri altında tutarken, milyarlarca insan da fakirlik ve açlık içinde yaşamaktadır. Yalnızca Afrika kıtasındaki milyonlarca insanın yaşadığı açlık ve sefalet tüm dünyanın gözleri önünde sürmektedir.


67. Sosyal bozulmaların olması:

"... İnsanların ihtilaf ve içtima-i (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları zaman..." (Ramuz-El Ehadis, 7/7)

Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden birisi de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır. Suç oranlarındaki artış son derece büyük boyutlara ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Önleme Merkezi'nin hazırladığı "Evrensel Suç ve Adalet Raporu" tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri içermektedir:

Ortalama olarak, suç oranları 1980'lerde olduğu gibi, 1990'larda da yükselmeye devam etmektedir. Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.

Evrensel olarak ciddi suçlara hedef olma olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.

Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi de ekonomik problemler ile ilgilidir.

Son yıllarda yasa dışı uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak da çeşitlenmiştir.11



68. Ömürlerin uzaması:

Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) zamanında... ömürler uzayacaktır. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar sf. 43)

Kayıtlar, ortalama yaşam süresinin içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun 1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.12



69. Çöllerin yeşertilmesi:

Arabistan'da da nehirler ve bahçeler oluşmadıkça kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17/22, hadis no: 8819)

Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla, en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine yönlendirilmekte, tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir. Her türlü suyun arıtılarak kullanıma geçirilmesi de çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bunun için sel ve deniz sularının çok hızlı bir şekilde kullanıma geçirilmesi de tarım teknolojisinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve ülke ekonomilerine büyük bir destek sağlanacaktır.

Peygamber Efendimiz (sav), hadislerinde suyun verimli şekilde kullanılmasına da işaret etmiştir:

... Ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)



70. Kişinin kamçısının ucuyla ve kendi sesiyle konuşması

Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça... kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, sf. 471)

Kamçı bilindiği gibi, eski çağlarda özellikle at, deve gibi binek hayvanlarını sürerken yaygın olarak kullanılmış bir araçtır. Yukarıdaki hadis incelendiğinde Peygamberimiz (sav)'in bu sözleriyle bir benzetme yaptığı anlaşılmaktadır. Günümüzde "kamçının şekline benzetebileceğimiz ve konuşan nesne nedir?" diye soracak olursak, bu sorunun en mantıklı cevabı, antenleri ile dikkat çeken telsiz, cep telefonu veya benzeri iletişim araçları olacaktır. İleri teknolojinin ürünü olan bu cihazlar sahip oldukları kamçıya benzer antenlerle dikkat çekmektedirler.

Kişiye (kendi) sesi konuşmadıkça... kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, sf. 471)

Şüphesiz insanın kendi sesini işitebilmesi için öncelikle sesini kaydetmesi ve sonra da dinlemesi gerekmektedir. Ses kayıt ve reprodüksiyon teknolojisi de 20. yüzyılın ürünlerindendir. Bu gelişme bilimsel bir dönüm noktası olmuş, haberleşme ve medya sektörlerinin doğmasına yol açmıştır. Ses kaydı özellikle bilgisayar ve lazer teknolojilerindeki son gelişmelerle mükemmele ulaşmış durumdadır.

Kısacası, günümüzün elektronik aletleri, mikrofonları ve hoparlörleri sesin kaydedilmesi ve dinlenmesine imkan sağlamakta ve bizlere yukarıdaki hadisin verdiği haberin tecelli ettiğini göstermektedir.



71. Kuş ve domuz gripleri:

Peygamber Efendimiz (sav) bundan 1400 yıl önce, ahir zamanda insanların arasında iki salgın hastalığın yayılacağını bildirmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (sav)'in bu hastalıklar hakkında verdiği detay bilgiler, bunları daha kolay tespit edebilmemizi mümkün kılmaktadır. Söz konusu hastalıklar, ahir zaman alametlerinin yoğun olarak yaşandığı son yıllarda birbiri ardınca ortaya çıkan; her ikisi de ölümcül ve salgın hastalıklar olan kuş ve domuz gripleridir. (Doğrusunu Allah bilir.) Bu konudaki bazı hadisler şu şekildedir:

"Altı şey kıyametten önce olur: ... Sonra çok ölen olur. Sizin içinizde koyunların burunlarından akan ve aniden öldüren hastalık gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır." (Sahih-i Buhari, cizye (2/278 fethul bari))

"İnsanlar, şiddetli bir korku üzerinde olmadıkça, Hz. Mehdi (as) zuhur etmez. Ondan önce zelzeleler, fitneler, insanların başına gelen belalar ve taun (veba) hastalığı zuhur edecektir... İşte o vakit (Hz. Mehdi (as)) zuhur edecektir. Ona yetişene ve onun yardımcılarından olanlara müjdeler olsun. Ona (Hz. Mehdi (as)'a) muhalefet edenlere ve emrine karşı gelenlere yazıklar olsun." (Fera idu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam el-Mehdi el-Muhtazar)

A/H1N1 domuz gribi ile A/H5N1 kuş gribi virüsleri, bu hayvanların solunum yollarındaki hücrelerin alıcılarına yerleşir. Hem kuşlar hem de domuzların milyonlarca yıldır var olan canlılar olmalarına rağmen, Peygamberimiz (sav)'in dikkat çektiği dönemde salgın hastalıklara sebep olmaları, ahir zamanda yaşadığımızın bir başka delilidir. Söz konusu durum, Allah'ın emriyle tam da Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği dönemde insanlar arasında yayılmıştır.



72. 2007 yılında başlayan ekonomik kriz:

Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği Hz. Mehdi (as)'ın zuhur alametlerinden biri de, ekonomik sıkıntıların artması ve büyük bir ekonomik durgunluk yaşanmasıdır. Hz. Muhammed (sav), ahir zamanda ticaretin durgunlaşacağını, herkesin az kazançtan şikayet edeceğini, hayat pahalılığının artacağını, kısacası ciddi ekonomik bunalımlar yaşanacağını bildirmiştir. 2007 yılında başlayan, 2008 yılında tüm yönleriyle belirginleşen ve dünya çapında oluşan büyük ekonomik kriz, 1400 yıl önce Peygamberimiz (sav) tarafından hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biri olarak bildirilmiştir:

Çarşı ve pazarların tekarubu kıyamet alametlerindendir. Dedim ki "Pazarların tekarubu ne demektir?" Şunlardır: "Herkesin az kazançtan yakınması..." (İbni Merduveyh Ebu Hüreyre (ra)'dan, Kıyamet Alametleri, Pamuk yayınları, sf. 146)

(Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan (ortaya çıkışından) önce) piyasanın durgun olması, kazançların azalması olacaktır. (Kıyamet Alametleri, sf. 148)

Herkesin az kazançtan yakınması, paraları için zenginlerin saygı görmesi olacaktır. (Kıyamet Alametleri, sf. 146)

İşlerin kesad gitmesi olacaktır. Herkes "satamıyorum, alamıyorum, kazanamıyorum!" diye yakınacak. (Kıyamet Alametleri, sf. 152)

Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman (Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan önceki zamandır). (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 52)



73. 'İki dişli' Lulin kuyruklu yıldızının ortaya çıkışı:

İmam Rabbani Hazretleri'nin Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruyla ilgili Peygamberimiz (sav)'in hadisine dayanarak verdiği bir bilgi, "iki dişli münevver bir yıldızın" dünyanın yakınından geçmesidir:

Mükerrer olarak, şark canibinden doğan amud-u nuraniden (nurlu sütundan) sormaktasınız. Bilesin ki, ashabın verdiği habere göre, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Vaad edilen Hz. Mehdi (as)'ın zuhur mukaddimeleri olan Abbasi Melik Horasan'a vardığı zaman, şark tarafında iki dişli (1) münevver (2) bir boynuz (3) çıkar."

Bu rivayetin yapıldığı haşiyede yazıldığına göre, o sütunun iki başı vardı.

Bu sütunun ilk doğuşu, Nuh (as) kavminin helakı zamanında oldu. Aynı şey, İbrahim (as) Peygamberi ateşe attıkları sırada dahi doğdu. Firavun'un ve kavminin zamanında dahi doğdu. Bir de, Yahya (as) Peygamberin katledildiği zaman doğdu.

Her kim onu görür, fitnelerin şerrinden Allah'a sığınsın.

Şark tarafında meydana çıkan o beyazlık; önceleri nurlu bir sütun halinde idi. Sonra, ona bir eğrilik geldi; boynuz şeklini aldı.

İhtimaldir ki, onun için:

- iki başlı, isminin verilmesi, şu itibara göre ola: Her iki tarafında da bir incelik olup dişe benzerler; bunun için, her iki tarafta baş itibar edilmiştir. Nitekim, bir süngünün de her iki tarafı incelik taşısa, onun için de:

- iki başlı, tabirini kullanır.

Kardeşim Şeyh Muhammed Tahir Bedahşi Confor'dan geldi. Şöyle anlatıyor:

- O sütunun üst tarafında da iki başı var; iki dişe benziyor. İkisi arasında da kısa bir ayrılık var.

Bu mânanın teşhisi sahrada hasıl oldu.

Aynı haberi, bir başka topluluk da verdi.

Halbuki bu doğuş, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru zamanında olacak zuhur değildir. Zira, onun zuhuru, yüz başlarında olacaktır. Şu anda dahi, yüz başını, on sekiz sene geçmiş vaziyettedir.

Hadis-i şerifte, Hz. Mehdi (as)'ın alâmetleri hakkında şöyle anlatılmıştır:

"Şark tarafında bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir."

Bu yıldız dahi doğmuştur. Amma o mudur, yoksa onun bir benzeri midir?

Bu yıldıza:

- Kuyruklu yıldız, adının verilmesi, ihtimal ki, şu anlatmalara dayanıyor:

- Sabitlerin seyri, mağribden (batıdan) meşrikadır (doğuyadir) (4)...

Bu yıldızın durumu da, onun seyrine göredir. Yani yüzü meşrik canibine doğru, arkası dahi, mağrib tarafınadır. Bu uzun beyazlık dahi, onun arka tarafındadır. Bu mana icabı olarak, ona:

- Kuyruk... isminin verilmesi yerindedir.

Ancak o, kısri (kendine has durumunda ağırlık taşıyan) seyri ile felek-i azamın seyrine bağlıdır.

Hakikat-i hali, en iyi bilen Sübhan Allah'tır. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, sf. 1184)

Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisinde ahir zamanda gelmesi beklenen Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alameti olarak belirttiği ve İmam-ı Rabbani'nin de detaylı olarak tefsir ettiği " iki dişli münevver (aydınlatıcı) bir boynuz çıkar" ifadesi 24 Şubat 2009 yılında Dünya'ya en yakın noktadan geçen Lulin kuyruklu yıldızına işaret etmektedir. Hadisteki ifadelerin hepsinin Lulin kuyruklu yıldızının özellikleriyle birebir uyum içinde olması çok büyük bir mucizedir ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişini bekleyen bütün müminler için de çok büyük bir müjdedir.

(1) ... iki dişli...:

Lulin kuyruklu yıldızının arka kısmındaki kuyruğun çatallı olması, hadisteki iki dişli ifadesiyle birebir bağdaşmaktadır.

(2) ... münevver (aydınlatıcı)...:

Hadiste bahsi geçen münevver (aydınlatıcı) sıfatı, Lulin kuyruklu yıldızının dünyaya yaklaştıkça 6 yıldız parlaklığı kadar artan parlaklığına işaret etmektedir.

(3) ... bir boynuz...:

Lulin kuyruklu yıldızını diğer kuyruklu yıldızlardan ayıran en önemli farklılığı, yıldızının çekirdeğinin arka kısımda yer alan kuyruğunun karşısında, çekirdeğin ön kısmında yani ilerleme yönünde de bir kuyruğunun bulunmasıdır. Lulin kuyruklu yıldızının çekilmiş fotoğraflarına bakıldığında da karşıt yöndeki iki kuyruğun şekil itibariyle bir boynuzu andırdığı ilk bakışta farkedilmektedir.

(4) Sabitlerin seyri mağripten (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)...:

Hadisin devamında yer alan "Sabitlerin seyri, mağribden (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)..." ifadesi gökcisimlerinin dönüş yönüne işaret etmektedir, ki bu bilgi 20. yüzyılda elde edilen astronomi bilgileriyle birebir uyuşmaktadır. Nitekim bütün gökcisimleri mağripten (batıdan) meşrika (doğuya) hareket etmektedir.

(5) Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) ise, meşrikten (doğudan) mağribedir (batıyadır)...:

Burada ise "Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) ise..." denilerek, Lulin kuyruklu yıldızının diğer gökcisimlerinden farklı olarak doğudan batıya doğru hareket ettiği bildirilmiştir.

Başka hiçbir gökcisminde görülmeyen bu özelliğin Lulin kuyruklu yıldızında olması ve bunun yaklaşık 1400 sene önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının habercisi olarak bildirilmiş olması şüphesiz ki çok büyük bir mucizedir.



74. Uzayda insan eli biçiminde bir görüntü oluşması:

... Esma binti Umeys dedi ki: O günün (Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun) alameti semadan uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir eldir. (Celalettin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali bin Hüsameddin el Muttaki, sf. 69)

Semadan zuhur eden bir el ve "Emiriniz Hz. Mehdi (as)'dır" şeklindeki bir nida duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir. O günün alameti: semadan bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir. (Ahmed ibn-i Hacer-i Mekki (Heytemi), Beklenen Mehdinin Alametleri, el-Kavlu'l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 53)

... İşte o zaman (Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru zamanında) semadan kendini belli eden bir el görünür... (Celalettin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali bin Hüsameddin el Muttaki, sf. 51)

Peygamber Efendimiz (sav)'den rivayet edilen bu hadislerde gökte bir "el"in görüneceği ve bu elin Hz. Mehdi (as)'ın geliş alametlerinden olduğu bildirilmektedir. Bu döneme kadar ihtilafların devam edeceği ve Hz. Mehdi (as)'ın semadan, yani radyo, televizyon ve internet gibi iletişim araçları vesilesiyle, sürekli gündem olacağı hadislerden anlaşılmaktadır.

Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA'ya) bağlı Chandra Röntgen Gözlemevi tarafından çekilen bir uzay fotoğrafında el şeklindeki bir nötron yıldızları kümesi başka bir yıldız kümesini kavrıyormuş gibi görülmektedir. Hadislerde belirtilen el ifadesi, NASA tarafından "Tanrı'nın eli" olarak adlandırılan ve uzayda vuku bulan bir gök olayının vesile olduğu bu görüntüye işari manada bakıyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)

Söz konusu yıldız kümesinin oluşturduğu el şeklinin duruşu hadisteki uzanma tanımına da tam uymaktadır. NASA tarafından çekilen fotoğraftaki el şekli bir yere uzanıyormuş görünümündedir. Ayrıca insanların Hz. Mehdi (as) dönemindeki gelişmiş yüksek uzay ve astronomi teknolojisi sayesinde uzayda meydana gelen bu gök olayını teleskoplar vesilesiyle bakarak görebilmeleri de hadisteki ifadelerle birebir uyum içindedir.
KURAN'DA VE DİĞER İSLAMİ KAYNAKLARDA HZ. MEHDİ (AS)'A İŞARETLER

Peygamberimiz (sav) bundan yaklaşık 1400 sene önce, çeşitli alametlerle günümüze işaret ederek, insanların Kuran ahlakından uzaklaşacakları bir dönem olacağını; dünya çapında büyük bir bozulma, fitne, kargaşa ve dejenerasyon yaşanacağını haber vermiştir. Bunun ardından ise Allah'ın "Mehdi" sıfatıyla mübarek bir kulunu vesile ederek, tüm dünyada İslam ahlakını hakim kılacağını; yaşanan manevi yozlaşmanın yerini güzel ahlaka, huzur, barış, mutluluk ve refaha bırakacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav) bu dönemde, daha önce Allah Katına alınmış olan Hz. İsa (as)'ın da ikinci kez yeryüzüne geleceğini ve Hz. Mehdi (as) ile birlikte, deccale ve onun fikir sistemine karşı mücadele vereceğini anlatmıştır. Allah'ın izniyle deccaliyet, bu kutlu dönemde Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) vesilesiyle manen son bulacak ve fikren etkisiz hale getirilecektir.

Bu kitapta yer verdiğimiz, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın geleceği dönemin alametlerinin çok büyük çoğunluğu gerçekleşmiştir. Allah'ın izniyle, içerisinde bulunduğumuz bu dönem, deccaliyetin mağlup olduğu, inananların ve din ahlakının dünya çapında hakim olacağı esenlik dolu bir dönem olacaktır. İmanın ışığı ile, Yüce Rabbimiz gerçek din ahlakını hakim kılacağını şöyle bildirmektedir:

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)

Allah'ın bu vaadi Allah'ın belirlediği kader içinde mutlaka gerçekleşecektir. Hz. Mehdi (as), Sevgili Peygamberimiz (sav)'in vaat ettiği tüm hizmetlerini yerine getirecek ve Allah'ın izniyle Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Bolluğuyla, bereketiyle, insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, iman eden insanlar için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır.

Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının bir müjde olduğunu, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) "Hz. Mehdi (as) ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beytim'den bir kişidir." (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir Zaman, sf. 13) sözü ile bildirmiştir. Peygamberimiz (sav) Allah'ın bir lütuf olarak göndereceği bu kıymetli şahsa uyulmasını ise, bir ifadesinde şöyle belirtmiştir:

... O (Hz. Mehdi (as)) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, ona katılsın. Zira o Mehdi (as)'dır. (Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Celalettin Suyuti, sf. 14)


KURAN'DA HZ. MEHDİ (AS)'IN GELİŞİNE VE
İSLAM AHLAKININ HAKİMİYETİNE İŞARETLER

Kuran'da Hz. Mehdi (as)'ın Gelişine İşaretler

Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)'in çok sayıdaki hadisinde, ismiyle, vasıflarıyla, yardımcılarıyla, devrinin özellikleriyle ve yapacağı icraatlarla ayrıntılı olarak tarif edilmiştir. Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi (as) hakkındaki tarifleri o kadar detaylı ve açıktır ki, Hz. Mehdi (as) ortaya çıktığında, kendisini görenler bu açıklamalardan hemen kendisini tanıyacaklardır.

Bir ayette, Kitap Ehli'nin Peygamber Efendimiz (sav)'i "çocuklarını tanır gibi tanıyacakları" bildirilmektedir:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. (Bakara Suresi, 146)

Bu ayet işari manada, Hz. Mehdi (as)'ın tanınmasına da işaret etmektedir. Hz. Mehdi (as)'da ortaya çıktığında insanlar, Peygamberimiz (sav)'in tarifleri ışığında, onu çocuklarını tanır gibi tanıyacaklardır. (Doğrusunu Allah bilir.)

Kuran'da Hz. Mehdi (as)'ın gelişine işaret eden ayetlerden birinde, "Hz. Muhammed (sav)'den sonra gelecek bir elçi"den bahsedilmektedir.

Allah bu ayet ile, kendilerinden sonra gelecek olan bir elçiye iman etmeleri ve ona yardımda bulunmaları konusunda Peygamberlerden kesin bir söz aldığını bildirmiştir:

Hani Allah Peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti. (Al-i İmran Suresi, 81)

Bu ayette bahsi geçen, kendilerinden söz alındığı bildirilen Peygamberlerin isimleri ise, bir başka ayette şöyle açıklanmıştır:

Hani Biz Peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık. (Ahzab Suresi, 7)

Ayette "Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa'dan" ve "senden" ifadesiyle de "Hz. Muhammed (sav)'den" söz alındığı bildirilmektedir.

Ayetin bu açıklaması, "geleceği bildirilen bu elçinin Hz. Muhammed (sav) olmadığını ve bu kişinin Peygamberimiz (sav)'den sonra gelecek bir elçi olduğunu" göstermektedir (Doğrusunu Allah bilir). Allah'ın Hz. Muhammed (sav)'den sonra geleceğini haber verdiği bu elçi, Peygamberimiz (sav)'in de hadislerinde gelişini müjdelediği "Hz. Mehdi (as)" olabilir (Doğrusunu Allah bilir).

Yukarıda açıklanan Ahzab Suresi'nin 7. ayetinde, Hz. İsa (as)'dan da, geleceği müjdelenen elçiye yardım edeceği konusunda söz alındığının bildirilmiş olması, bu elçinin Hz. Mehdi (as) olabileceği konusundaki kanaati güçlendirmektedir. Çünkü bilindiği gibi Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, ahir zamanda yeryüzüne tekrar gelecek olan Hz. İsa (as)'ın , Hz. Mehdi (as)'a tabi olacağı ve ona destek olacağı bildirilmektedir.

Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler. (Saff Suresi, 6)

Hz. İsa (as), kendisinden sonra gelecek olan bu elçinin adının "Ahmed" olacağını müjdelemiştir. Kuran'ın geneline bakıldığında, ayetlerde Peygamberimiz (sav)'den bahsedilen ayetlerde "Muhammed" isminin ya da sadece "Peygamber" ifadesinin kullanıldığı görülmektedir. Kuran'ın hiçbir yerinde Peygamberimiz (sav) için "Ahmed" ismi kullanılmamıştır. Bu isim Kuran'da yalnızca tek bir yerde ve gelecek bir elçinin müjdelendiği bir ayette geçmektedir. Bu durum, ayette geçen "Ahmed" isminin, Peygamberimiz (sav)'in yanı sıra, ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi (as)'a da işaret ettiği kanaatini desteklemektedir (Doğrusunu Allah bilir). Ayrıca önceki ayette olduğu gibi, bu elçinin ismine dair müjdeyi yine Hz. İsa (as)'ın veriyor olması, bu yöndeki işari manayı kuvvetlendiren bir başka delili oluşturmaktadır.

Peygamberimiz (sav) de hadislerinde, Hz. Mehdi (as)'ın ismi hakkında şu bilgileri vermiştir:

... Size... ismi AHMED, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi (as)'ı reis kılmıştır. Ona katılınız. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 31)

... Ona katılın, o Hz. Mehdi (as)'dır. İsmi de AHMED B. Abdullah'dır... (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, 8. baskı, sf. 165)

Ebu Davud ile Tırmızi'nin İbni Mesut (ra)'dan nakil ettiklerine göre, Allah'ın Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: "Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık (uygun) olacaktır..." (Kıyamet Alametleri, genişletilmiş 9. baskı, sf. 159-160)

Hz. Mehdi (as)'ın Gelişine ve İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Bazı Ayetler

Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. (Saff Suresi, 13)

Andolsun, Biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)

Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir... (Nur Suresi, 55)

Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 171-173)

Allah, yazmıştır: "Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)

Allah'ı, sakın elçilerine verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah azizdir, intikam sahibidir. (İbrahim Suresi, 47)

Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 9)

Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter. (Fetih Suresi, 28)

Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır). Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)

Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3)

Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin. Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin. (Fetih Suresi, 1-3)

... Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı. (Fetih Suresi, 27)

... Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)

Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir. (Şuara Suresi, 227)

Sonra Biz, elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız Bizim üzerimize bir haktır. (Yunus Suresi, 103)

"De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık... (Araf Suresi, 137)

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. (Tevbe Suresi, 32)

... Onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 14)

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8)

Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, her şeye güç yetirendir. (Ahzab Suresi, 27)

De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz." (Taha Suresi, 135)

Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz ve onlar hüzne kapılmayacaklardır. (Zümer Suresi, 61)

"Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size." (Enbiya Suresi, 18)

Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82)

Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir. (Hac Suresi, 41)

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran Suresi, 139)


HZ. MUHAMMED (SAV)'İN HADİSLERİNDE
HZ. MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞI VE HAKİMİYET DÖNEMİ


Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak ahir zaman hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Bu bilgilere göre, ahir zaman iki dönemden oluşmaktadır. Bu kutlu zamanın ilk dönemi bozulmaların, dejenerasyonun, felaketlerin, çatışmaların, savaşların, yoklukların yaşanacağı bir dönemdir. Ahir zamanın ikinci dönemi ise, Hz. İsa (as)'ın tekrar yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışıyla birlikte, yeryüzüne barışın, huzurun, özgürlüğün hakim olduğu, bolluğun ve bereketin yaşandığı, insanların her açıdan memnun oldukları güzelliklerle dolu bir dönemdir.

Hadis-i şeriflerde ahir zamanın ne zaman ve ne şekilde başlayacağını ortaya koyan yüzlerce alamet haber verilmektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde, Peygamberimiz (sav)'in 14 yüzyıl önce haber verdiği alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi, ahir zamanın ilk döneminin yaşanmaya başlandığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu alametlerin ardı sıra gerçekleşmesi ile İslam alemi ümit ve sevinç dolu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişi ve Hz. Mehdi (as) ile birlikte deccal'in fitnesini ortadan kaldırıp İslam ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaları.

Peygamber Efendimiz (sav)'in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki hadisleri doğrultusunda, Hz. Mehdi (as)'ın gelişi, bu mübarek şahsın özellikleri, fiziksel görünümü, ahlakı ve ilminin üstünlüğü, fikri mücadelesi ve tüm dünyada vesile olacağı güven ve huzur dolu dönem çeşitli kitaplarımızda detaylı olarak anlatılmıştır. (Detaylı bilgi için bkz. Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Bu Yüzyılda Gelecek, Hz. Mehdi (as)'ın Çıkış Alametleri ve Özellikleri, Hz. Mehdi (as) ve Altınçağ, Peygamberimiz (sav)'in Dilinden Hz. Mehdi (as), Altınçağ, Harun Yahya) Bu nedenle bu kitapta, Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiğini gözler önüne seren ve yüzlerce hadis-i şerifte yer alan alametlerden sadece belli başlılarına yer verdik. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde yer alan ve İslam alimlerince aktarılan ahir zaman alametlerinden bir kısmı şöyledir:



1. Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinin arka arkaya meydana gelmesi:

... Bu iş (Hz. Mehdi (as)'ın zuhur alametleri) tesbih taneleri gibi arka arkaya meydana gelir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 34)

Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların ardı ardına kopması gibi. (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167)

Hadislerde bildirilen ahir zaman alametleri hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve nettir. Ancak en önemlisi bu haberlerin tamamının günümüzde birbiri ardı sıra gerçekleşmiş ve halen de gerçekleşiyor olmasıdır. Elbette bu işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu göstermez. Zira bir devrin Allah'ın müjdelediği ahir zaman olarak nitelendirilmesi için, ilerleyen sayfalarda detaylı olarak anlatacağımız alametlerin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir.


2. İran-Irak Savaşı'nın olması:

Şevval ayında ayaklanma, Zilkade'de harp konuşmaları, Zilhicce'de ise harp vaki olacak. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, sf. 166)

Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak Savaşı'nın gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:

"Şevval ayında ayaklanma..."

İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.

"Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak..."

Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:

"Faris (İran) yönünden gelecek olan* bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutık'a** çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı Yazı'ya*** inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe****) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak... (Kıyamet Alametleri, Berzenci, sf. 179)

* Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan

** Mutık: Yöredeki bir dağın adı.

*** Yazı'ya inecekler: Ovalık- Irak Ovası

**** Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölge.



"Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır..."

Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, aşırı milliyetçilikten kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya inilecek ve savaş başlayacak. (Yazı: Irak Ovası)

"Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak..."

Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.



3. Fırat ile Dicle arasındaki büyük savaş

Fırat ile Dicle arasında Zevra (Bağdat) denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak. Kadınlar esir edilecek, erkekler ise koyun kesilir gibi boğazlanacak. (Kenzul Ummal, Kitab-ul Kıyame Kısm-ul Efal, c. 5, sf. 38, El Muttaki)

Hadiste geçen "Fırat ve Dicle arasında yaşanacak bu büyük savaşla" da yakın geçmişte yaşanan İran-Irak Savaşı'na dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. Önceki sayfalarda da gördüğümüz gibi, iki Müslüman ülke arasında yaşanan bu büyük savaşta, hadiste dikkat çekilen topraklarda büyük çatışmalar yaşanmış, köyler, kasabalar, şehirler ağır bombardıman altında yerle bir olmuştur. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan pek çok insan savaşta hayatını kaybetmiştir. İlerleyen tarihlerde ortaya çıkan toplu mezarlar, savaş sırasında hayatını kaybeden insan sayısının tahmin edilenden fazla olduğunu göstermektedir. Bu bölgede halen çatışmaların, kargaşanın ve anarşinin devam etmesi de hadisle mutabık bir durumdur.


4. Fırat'ın suyunun kesilmesi:

Hz. Mehdi (as)'ın alametlerindendir: Fırat Nehri'nin durdurulması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 39)

Fırat (Nehri'nin suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim o zaman orada bulunursa, ondan bir şey almaya uğraşmasın. (Çünkü ihtiyar dünyanın ömrü sona ermiş bulunacaktır.) (Sahih-i Buhari, 12/305)

Resulullah: "Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek, onlardan her adam, 'kurtulan ben olsaydım' diyecektir" buyurmuşlar. (Sahih-i Müslim, 11/320)

(ResulullahSmile "Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır" dedi. (Sünen-i Ebu Davud, 5/116)


(1) Fırat Nehri'nin suyunun çekilip...

Suyuti Hazretleri'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurmuş, kesmiştir.

(2) "Altın"dan bir dağ meydana çıkmadıkça...

Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir.

Keban Barajı betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır. (Doğrusunu Allah bilir.)

(3) Bu hazine üzerinde kıtal* vukua gelir

* Kıtal: Birçok kişinin ölümüne sebep olan kavga

Bölgede halen devam eden yaygın anarşi ve kıtal sebebi ile oradan toprak alan, o bölgedeki anarşinin zararına uğrayabilir. Hadisteki ifadeyle ya ölür ya da öldürülür.



5. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları:

Hz. Mehdi (as) için 2 alamet vardır ki, bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın, ikincisi de ortasında Güneş'in tutulmasıdır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)

Ramazan'ın birinci gecesi Ay, ortasında Güneş tutulacaktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci sf. 199)

Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır, o ayın ilkinde ise Ay kararacak... (Mektubat-ı Rabbani, 2/1163)

... Güneş'in oruç ayının ortasında, Ay'ın ise sonunda tutulması... (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 38)

Yukarıdaki rivayetlerde dikkati çeken en önemli nokta Ramazan ayının ortasında, hem Güneş tutulmasının gerçekleşmesi hem de bir ay içinde "Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasıdır.

Bu hadislerde bildirilen Ay ve Güneş tutulmaları Hicri 1400'ün başlarında gerçekleşmiştir. 1981 yılında (Hicri 1401'de) Ramazan ayının 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine ikinci olarak, 1982 yılında (Hicri 1402'de) Ramazan ayının 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.

Bu olayların Hz. Mehdi (as)'ın diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde meydana gelmesi ve Hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.

Üstelik hayret uyandıracak şekilde benzer bir tutulma olayı 2002 ve 2003 senelerinde de gerçekleşmiştir.





GERÇEKLEŞEN TUTULMA


TARİH
Ay Tutulması
Hicri 1423 'te Ramazan'ın ortasında
20 Kasım 2002
15 gün sonra
Güneş Tutulması
Hicri 1423'te Ramazan'ın sonunda
4 Aralık 2002
Ay Tutulması
Hicri 1424'te Ramazan'ın ortasında
9 Kasım 2003
15 gün sonra
Güneş Tutulması
Hicri 1424'te Ramazan'ın sonunda
23 Kasım 2003

6. Afganistan'ın işgali:

Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdisi'nin yardımcılarıdır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 59)

Hadiste Afganistan'ın Hz. Mehdi (as) zamanında işgal edileceğine işaret ediliyor olabilir. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Bilindiği gibi hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın yüzyıl başında çıkacağı haber verilmiştir. Hz. Mehdi (as) ile ilgili diğer pek çok alametin de Hicri 1400 ve Hicri 14. yüzyıl başlarına denk gelmesi, bu tarihlerin Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı hakkında önemli bir işaret taşıdığını göstermektedir.

7. Doğu tarafından bir ateşin görünmesi:

... Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmış) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

... Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Hz. Mehdi (as)'ın ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyle ki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 461)

Bazı kişiler bu ateşi, sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkesin bulunduğu yerden mutlaka göreceği tarzda bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki kıyamet alametlerinin meydana gelişi sırasında dünyadaki imtihan devam ettiğinden, onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz. Bu nedenle insanlar akıllarını, vicdanlarını, iradelerini kullanarak karar verirler. Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz, ya bir kaza ya da bir patlama gibi kasıt veya ihmal neticesinde çıkar. Bir ateşin Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alameti olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste tarif edilen özelliklere uygun olarak çıkmasıdır.

Bir önceki sayfada yer verdiğimiz hadis-i şeriflerde, ateş için "sönük bir vaziyettedir" denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla meydana geldiğine göre, burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir. O halde burada toprak altından çıkarılan petrole işaret ediliyor olabilir. Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu kuyu petrol kuyusu olarak düşünülebilir. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan petrol, yanmaya hazır bir ateş haline gelmektedir.

"O ateş müthiş azap olduğu halde insanları kaplar."

O ateş, sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından, malından ederek azap içinde, elem-üzüntü içinde bırakacak ve bütün doğayı kirletecek olan bir ateştir.

"O ateş insanları, malları yakar bitirir."

O ateş bir kısım insanların ölümüne sebep olmaktadır. Bunun yanında malları yakarak, maddi zarara sebebiyet verdiği gibi, tüm çevreyi ve doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok etmektedir.

"Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır."

O ateşin, "rüzgar ile bulut gibi uçan" kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın bulutlara kadar yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın etkisiyle her yöne doğru yayılmaktadır.

"Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir."

O ateşin hem gündüz, hem gece devamlı yandığı anlaşılmaktadır.

"O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur."

O ateşin çok yükseklere kadar tırmandığına ve bu ateşten gökgürültüsü gibi pek şiddetli bir gürültü ile patlamalar meydana geldiğine işaret edilmektedir.

"Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak."

Hadisin bu kısmında, olayın gece vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti meydana gelen büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir aydınlanma yapar. Bu alevlerin meydana getirdiği kızıl aydınlanma, halkın alışık olduğu kırmızı "tan" aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi aydınlanma olağandışı bir olaydır.

Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak'ın Kuveyt'i işgali sonrasında, Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesinin ardından Kuveyt ve Basra Körfezi'ni çok büyük bir ateş sarmıştır. Bu konu basında şu şekilde yer almıştır:

Kuveyt'te yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep olmaktadır. Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol, duman olarak atmosfere karışmaktadır. Her gün 10 bin tondan fazla, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar bulut gibi körfez üzerinde asılı durmaktadırlar... Yalnız Körfez değil, onun şahsında Dünya yanmaktadır.1

Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye'nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyor ve dumanlar 55 km uzaklıktaki Suudi Arabistan'dan bile görülebiliyor.2

Körfezde sönmeyen felaket haberleri: Kuveyt'te ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yanıyor. Uzmanların "söndürmek son derece zor" dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye'den Hindistan'a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl süreyle etkileyeceği bildiriliyor.3



8. Kuyruklu yıldızın geçmesi:

Hz. Mehdi (as)'ın çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci sf. 200)

O (Hz. Mehdi (as)) gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 53)

O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası sayılabilecek hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı Peygamberimiz (sav)'den aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir. Bu rivayetlere göre söz konusu yıldız göründüğünde;

- Hz. Nuh kavmi helak olmuştur.

- Hz. İbrahim ateşe atılmıştır.

- Firavun ve kavmi yok edilmiştir.

- Hz. Yahya şehit edilmiştir.

- Hz. İsa (as) doğmuştur.

- Resulullah Efendimiz (sav)'e ilk vahiy gelmeye başlamıştır.

- Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.

- İstanbul, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiştir.



Halley Kuyruklu Yıldızı Hakkında Bazı İlginç Rakamlar

Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların "19" sayısının tam katları olması oldukça dikkat çekicidir:

Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor.

76 = 19 x 4

Bu yıldız en son Hicri 1406'da görüldü.

1406 = 19 x 74

Bu konuyla ilgili bir diğer dikkat çekici durum da şudur: Yukarıda da hesapladığımız gibi Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri 1406 yılı 19'un tam 74 katıdır. "74" sayısı ise aynı zamanda Kuran-ı Kerim'de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR Suresi'nin sıra numarasıdır.

Bilindiği gibi Kuran'ın Müddessir Suresi'nin (74. sure) 30. ayetinde "19" sayısının müminler için bir rahmet, inkar edenler için ise bir fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir.

Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu mucizevi bağlantısı da, kafirler için bir fitneyi, müminler için ise bir rahmeti müjdelediğine işaret ediyor olabilir.

Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed (sav)'e "EY ÖRTÜNEN! KALK ve KORKUT" buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin açık anlamıdır. Fakat bu ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci bir örtülü, gizli işaretleri de bulunabilir. Belki de "EY GİZLENEN" denilerek Resulullah Efendimiz (sav)'in soyundan gelecek ve Hicri 1406'da çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu yıldızın doğuşu hadisesi) belirecek olan Hz. Mehdi (as)'a işaret ediliyor olabilir.

74- Müddessir Suresi

1. Ey örtüsüne bürünen

2. Kalk ve korkut (uyar)

(Müddessir, örtünen-bürünen-gizlenen demektir.)

Bir başka büyük mucize ve işaret ise Halley yıldızının 1986 (Hicri 1406)' daki geçişinin, Hz. Muhammed (sav)'in Peygamberlikle vazifelendirildiği MS 607'den bu yana 19. geçişi olmasıdır.

9. Kabe baskını ve Kabe'de kan akıtılması:

Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) çıkacağı yıl insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, sf. 169)

İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 35)

... Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 3)

Yukarıdaki hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi ile, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış tarihinde hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında, yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.

Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olaylarına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi bu rivayetin ikinci kısmını da doğrular.

1979 (Hicri 1400)'de gerçekleşen bu Kabe baskınının ardından 7 sene sonra Hicri 1407 yılında, hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu olayda caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İranlı Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile hadiste haber verildiği gibi "büyük günahlar işlenmiştir". Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır:

Şevval'de savaş naraları, Zilhicce'de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur, yine Zilhicce'de Hacı talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 37)

"... Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir."

Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir. 1407 yılının Zilhicce Ayı'nda (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı olarak Kabe'nin içinde değil yanında gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştur. Her iki olay da rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

Kabe'de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Hz. Mehdi (as) hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri ardına gerçekleşmesi çok dikkat çekicidir.

"... Zilhicce'de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur..."

Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı dönem, İran-Irak Savaşı'nın çıktığı, Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı bir dönemdir.



10. Güneş'ten bir alametin belirmesi:

Hz. Mehdi (as), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)

Kıyametin alametlerinden biri de Güneş'te meydana gelecek olağanüstülüklerdir. 20. yüzyılda Güneş'te büyük bir patlama yaşanmış ve Dünya bu patlamadan çok etkilenmiştir. Hadiste yer alan Güneş'te belirecek söz konusu alamet, 20. yüzyılda görülen bu büyük patlama olabilir.



11. Güneş tutulması olması:

Güneş alamet olarak doğmadıkça Hz. Mehdi (as) çıkmayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 33)

Güneş'te oluşacak alamet, 20. yüzyılda yaşanan patlamanın yanısıra, geçtiğimiz yıllarda yaşanan büyük Güneş tutulmasına da işaret ediyor olabilir. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulması 20. yüzyılın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok insan Güneş tutulmasını, hem de bu kadar uzun bir süre izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu tutulmada dikkat çeken bir nokta da Türkiye'nin de bu tam tutulmanın en iyi izlendiği ülkelerden birisi olmasıdır. Bartın'dan Silopi'ye kadar, yaklaşık olarak 12 şehir ve 100 ilçede bu tutulma gözlemlenmiştir.



12. Tozlu dumanlı bir fitne görülmesi:

Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek... (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 26)

Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir.4 Hadiste bu fitnenin, ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir.

Ayrıca bu fitnenin "karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna da işaret olabilir.

Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen ve dünya tarihinin en büyük terör olaylarından biri olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir. Televizyon ekranlarında ve gazetelerde de şahit olunduğu gibi, bu iki büyük terör olayının ardından büyük bir toz bulutu ve duman çevreyi sarıp kuşatmıştır. Bu olay, hem dünya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olması hem diğer alametlerle yakın dönemlerde vuku bulması ve ayrıca hadiste yapılan tarife benzer özellikler taşıması sebebiyle son derece önemlidir. Dolayısıyla binlerce masum insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olan, insanlık tarihinin bu en elim terör olaylarından biri, hadiste haber verilen ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının bir alameti olarak bildirilen "tozlu dumanlı, karanlık fitne" olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)



13. Sistemlerin değişmesi:

Zamanın inkitaa uğradığı (zamanın kesildiği) bir dönemde Hz. Mehdi (as) denen bir şahıs gelecek... (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 14)

Bu hadiste Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Mehdi (as)'ın "zamanın kesildiği" yani birçok İslam aliminin de ifade ettiği gibi "zamanın farklılaştığı", "sistemlerin değiştiği" bir dönemde geleceğini bildirmiştir. Bu hadiste işaret edilen "sistem değişikliği"nin, 20. yüzyılda dünyanın dört bir yanında hakim olan komünist rejimlerin yüzyılın sonlarına doğru yıkılması olması muhtemeldir.



14. Şam ve Mısır meliklerinin öldürülmesi:

Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden birisi de, Haşimiler'den üst düzey birinin öldürülmesidir. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, sf. 12)

Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat. Mısır tarihinde öldürülen yöneticilerden diğerleri de, 1910 yılında suikaste uğrayan Başbakan Butros Gali, 1945 yılında öldürülen Mısır Başbakanı Ahmed Maher Paşa ve 1948'de yine bir suikast sonucu öldürülen Mısır Başbakanı Mahmoud Nukrashy Paşa'dır. Şam kelimesi ise, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için kullanılmaz. Şam, Arapça'da kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder. 5Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur. Bunlardan birkaç örnek şöyledir;

1920'de öldürülen Suriye'nin eski Cumhurbaşkanı Salah Al-Deen Beetar,1921'de öldürülen Suriye Başbakanı Droubi Paşa,1949'da suikaste uğrayan Suriye Başbakanı Muhsin al-Barazi,1951'de öldürülen Ürdün Kralı Abdullah,61982'de Lübnan'da bombalı suikaste uğrayan Falanjist Lideri Beşir Cemayel...



15. Eski Ürdün Kralı Abdullah'ın öldürülmesi:

Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden birisi de, Haşimiler'den üst düzey birinin öldürülmesidir. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, sf. 12)

Bilindiği gibi Ürdün, Haşimi Krallığı olarak anılmaktadır. Ürdün, Osmanlı'dan ayrıldıktan sonra bir dönem İngiltere'nin kontrolü altında idi. İngiltere 1946 Londra Anlaşması gereğince Ürdün'ün bağımsızlığını tanıdı. Ve Ürdün emirliğinin başındaki Abdullah'a da Ürdün Krallığı payesi verildi. Kral Abdullah, daha sonra, 1951'de öldürüldü. Hadiste dikkat çekilen olay da böylece gerçekleşmiş oldu.



16. Bir ordunun kaybolması:

Hz. Mehdi (as)'ın beş alameti bulunur... Beyda'da bir ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir. (Nuaym Bin Hammad)

Ancak bu ordu çöle girdiğinde, Zulhüleyfe denilen yerde öylesine toprağa gömülecektir ki, onların üstte olanları alttakileri, altta olanları üsttekileri kıyamete kadar göremeyeceklerdir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 21)

(Hz. Mehdi (as)'ın) çıkış alametlerinden birisi de, daha önce zikredildiği gibi, çölde bir ordunun yere batmasıdır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)

2003 yılında gerçekleşen Irak Savaşı sırasında Irak ordusunun büyük bir kısmının neredeyse birdenbire ortadan yok olması savaşın en dikkat çekici olaylarından biriydi. Birçok gazete ve televizyonda, Cumhuriyet Muhafızları olarak bilinen yaklaşık 60.000 kişilik ordunun ve Fedailer olarak bilinen yaklaşık 15.000 Iraklı askerin kaybolması haber olarak yer aldı. Yukarıdaki hadislerde bu konuya dikkat çekilmesi, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biri olan "Bir ordunun batması" olayının gerçekleşmiş olabileceğini göstermektedir. (Doğrusunu Allah bilir.) Nitekim ilerleyen günlerde de savaş uçaklarının bir kısmının çöl kumları altına gömülmüş olarak bulunması, hadiste bahsedilen çölde bir ordunun batması olayının Irak ordusu ile ilgili olma ihtimalini güçlendirmektedir.


17. Iraklıların parasının kalmaması:

Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alışveriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak. (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c. 5, sf. 45 El Muttaki)

Bu hadis iki ayrı duruma işaret ediyor olabilir. Bunlardan birincisi, İran-Irak ve Körfez Savaşı sonrasında Irak'ta yaşanılan ekonomik çöküntüdür. Savaş dolayısıyla büyük zarar gören Irak ekonomisi, savaş sonrası devam eden ambargolar nedeniyle bir türlü düzelmemiştir. Halkın alım gücü düşmüş, yokluk ve fakirlik en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir.

Hadisin işaret ettiği bir diğer durum da, Irak Savaşı sonrasında Irak dinarının tedavülden kaldırılmasının söz konusu olmasıdır. Son savaşla birlikte Irak dinarının hızla değer kaybetmesi ve tedavülden kalkması ihtimali, 2003 tarihli gazete haberlerinde geniş yer almıştır.



18. Bağdat'ın yanarak tahrip olması:

Ahir zamanda Bağdat alevlerle yok edilir... (Risaletül Huruc ül Mehdi, cilt 3, sf. 177, Kayıt 854)

2003 Irak Savaşı'nda, savaşın ilk gününden itibaren Bağdat, en yoğun bombardımana tutulan şehirlerden biri olmuştur. Ağır bombardıman, geceleri Bağdat'ın tıpkı hadiste haber verildiği gibi alev alev yanmasına neden olmuştur. Bağdat'ın gazete ve televizyon haberlerine yansıyan görüntüleri, yukarıdaki hadiste dikkat çekilen olayla tam olarak mutabıktır.



19. Irak ve Şam'a ambargo uygulanması:

... "Öyle bir zaman yaklaşıyor ki, Irak ahalisine bir kafiz (kile), bir dirhem sevk olunmayacak". Dedik ki: "Bu kimden dolayı olur?" Dedi ki: "Acemler (Arap olmayanlar) bunu men ederler (yasaklar.)" Sonra dedi: "Şam ahalisine bir dinar, bir müdy (kile) sevk olunmayacak." "Bu kimden dolayı olur?" dedik. "Rumlar'dan dolayı" dedi. (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseyni)

Irak'a, hadiste haber verildiği gibi, on yılı aşkın bir süredir ambargo uygulanıyor olması dikkat çekicidir. Bununla birlikte, Suriye'ye de ambargo uygulanması ihtimali sıkça gündeme gelmektedir.



20. Irak'ın yeniden yapılanması:

... Irak'a saldırmadıkça kıyamet kopmaz. Ve Irak'taki masum insanlar Şam'a doğru sığınma yerleri ararlar. Şam yeniden yapılanır, Irak da yeniden yapılanır. (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c. 5 sf. 254, El Muttaki)

Hadiste Irak'ın yeniden inşa edileceğine dikkat çekilmektedir. Önce İran-Irak Savaşı, daha sonra Körfez Savaşı, son olarak da 2003'teki Irak Savaşı'nın ardından, Irak'ta pek çok şehir yerle bir olmuştur. Bu savaşın sonrasında yaşanan yağma olaylarının da etkisiyle büyük bir harabeye dönen Irak'ın yeniden inşa edilmesi mecburi hale gelmiştir. Bu durum gazete haberlerinde de çok geniş olarak yer almıştır.



21. Irak halkının Şam'a kaçması:

... (İşte o zaman) Masum ve temiz Irak halkı Şam'a kaçar. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, sf. 210)

... Irak'taki masum insanlar Şam'a doğru sığınma yerleri ararlar... (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c. 5 sf. 254, El Muttaki)

2003 senesinde Irak Savaşı başlamadan hemen önce onbinlerce Iraklı'nın, Suriye başta olmak üzere çeşitli ülkelere göç etme çabaları bu hadisteki olayla büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu konuyla ilgili de çeşitli haber ve resimlere medyada yer verilmiştir.

22. Şam'da fitneler olması:

Şam'da fitneler bir taraftan sakinleştikçe, diğer bir taraftan alevlenir. Gökten çağırıcı bir Melek "Hz. Mehdi (as) emirinizdir. Hz. Mehdi (as) Halifenizdir" demedikçe de fitneler bitmez. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, sf. 63)

Bu hadiste de Suriye'de meydana gelen karışıklıklara dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. Ancak bilindiği gibi Şam bölgesi sadece Suriye'nin başkenti olan Şam şehri ile sınırlı değildir. Daha önce de söz edildiği gibi, Şam, Arapça'da kelime manası olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder.

Geçtiğimiz yüzyılın başından itibaren bu bölgede sık sık iç savaşlar, ihtilaller, çatışmalar ve büyük savaşlar yaşanmıştır. Bu kargaşaların biri diğerini tetiklemiş, bu topraklarda yaşayan hemen hemen tüm insanlar bu durumdan etkilenmişlerdir. Hadiste bildirilen "Fitneler bir taraftan sakinleştikçe, diğer bir taraftan alevlenir" ifadesi de bu açıdan dikkat çekicidir. Yaklaşık elli yıl içinde, bu bölgede yaşanan belli başlı büyük olayları şöyle sıralayabiliriz:

Süveyş Savaşı

Altı Gün Savaşları

Yom Kippur Savaşı

Lübnan İç Savaşı

Filistin topraklarında halen devam eden çatışma ve gerginlikler...

23. Şam, Irak ve Arap Yarımadası'nda karışıklık olması:

... Öyle bela ve musibetler olacak ki, hiçbir kimse, sığınabileceği bir mekan bulamayacaktır. Bu belalar Şam'ın etrafında dolanacak, Irak'ın üzerine çökecek. Arabistan yarımadasının elini ve ayağını bağlayacaktır... Hiçbir kimse, onların haline acıyıp; "Vah! vah!" bile demeyecek. Onlar belayı bir taraftan defetmeye çalışırlarken, diğer taraftan o yine ortaya çıkacaktır. (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal, c. 5, sf. 38-39 El Muttaki)

Hadiste bildirilen "Musibetlerin Şam'ın etrafında dolaşıp, Irak'ın üzerine çökecek olması", son dönemde yaşanan Irak Savaşı'na işaret ediyor olabilir. Bu savaş öncesinde ve savaş sırasında, savaşın Suriye'ye sıçraması ihtimali gündemde olmuş, ancak savaş Irak ile sınırlı kalmıştır.

24. Irak'ın üçe bölünmesi:

Resulullah (sav)'in bildirdiğine göre, Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar. Bir kısmı savaşır ve öldürülürler. Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın. (Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Hadiste haber verildiğine göre, halkın bir grubu "çapulculara" katılacaktır. Savaş sonrasında otorite boşluğu oluşması sebebiyle, Irak'ta büyük yağmalama olayları yaşanmıştır. Gerçekten de halkın bir kısmı, hırsızlık, gasp, yağmalama gibi "çapulculuk" olarak nitelendirilebilecek faaliyetleri yapanlara dahil olmuşlardır.

Hadiste bir kısım halkın ise, bulundukları yerden bir an önce kaçmaya yeltenecekleri, hatta geride bıraktıkları ailelerini dahi düşünemez konumda olacakları haber verilmiştir. Gazetelerde bu yönde yer alan haberler dikkat çekicidir. Halkın bir kısmının ise, savaşa katılacağı ve öldürüleceği bildirilmektedir. Irak Savaşı sırasında da, bir kısım insanlar çeşitli bölgelerde yaşanan çatışmalara katılmış ve hayatlarını kaybetmişlerdir.

Ayrıca hadisin ilk bölümünde dikkat çekilen, "Irak'ın üçe ayrılması" konusu fiziki anlamda da gerçekleşmiştir. Körfez Savaşı sonrasında, Irak coğrafi olarak üç bölgeye ayrılmıştır. 32. ve 36. paralelin arası, 32. paralelin güneyi ve 36. paralelin kuzeyi olarak belirlenen bu üç bölgenin oluşturulması, hadisin işaret ettiği gelişmelerden biri olabilir.

25. Savaş ve çatışmaların mahalle aralarına kadar girmesi:

Fırat Nehri ile Dicle Nehri arasında bir şehir kurulacak da orada Abbas oğullarının saltanatları kurulacaktır. Orası Zavra (yani Bağdat şehridir) diye isimlendirilmiştir... Ey müminlerin emiri, Resul-i Ekrem orasını niçin Zavra isimlendirmiştir? Çünkü harp her tarafını sardığı ve ta kenar bucaklara kadar ulaştığı için Zavra diye isimlendirilir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 426, no. 776)

Benim görmekte olduğum helak yerlerini sizler de görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarında fitne ve felaket mahallelerini, şiddetli yağmur sellerinin açtığı yarlar gibi görüyorum buyurdu. (Sahih-i Müslim, 4/2221; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 368, no. 671)

Gerilla savaşı yöntemi, 20. yüzyılda yaygınlaşmış olan bir savaş yöntemidir. Bu yöntemin kullanıldığı çatışmalar hep mahalle aralarında devam eder. Geçtiğimiz yüzyıl bu savaş yönteminin örnekleriyle doludur. Ancak bu yöntemin yaşandığı en yakın örneklerden biri 2003 ABD-Irak savaşıdır. Nitekim yukarıdaki hadiste de Bağdat şehrinin kenar bucaklarına kadar ulaşan bir savaştan söz edilmiştir.

26. Büyük olayların ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi:

Onun (Hz. Mehdi (as)) zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

Onun (Hz. Mehdi (as)) zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri (çıkış alametleri) Resulullah Efendimiz (sav)'in irhasatına* benzer. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

* İrhasat: Hz. Muhammed (sav)'in Peygamberliğinden evvel meydana gelen olağanüstü hallerdir ki, bunlar Peygamberliğine delil teşkil eden olaylardandır.

Hz. Muhammed (sav)'in doğumundan önce büyük ve olağanüstü olaylar meydana gelmişti. Doğduğu gece yeni bir yıldız doğmuş, ateşe tapan İran padişahlarının sarayının 14 burcu yıkılmış, İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi ateşi sönmüş, Semavi Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu...

Yukarıdaki rivayetlerde işaret edildiği gibi, Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışı da, Peygamber Efendimiz (sav)'inkine benzeyecektir. Onun çıkışı döneminde de büyük ve harika olaylar olacaktır. Son 100 yıldır dünya üzerinde meydana gelen büyük olayların bazıları şöyledir:

- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı.

- 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı.

- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.000 kişinin ölümüne yol açtı.

- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.

- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.

- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.

- Kuzey Kolombiya'daki Nevado Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.

- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

- Hıristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.

- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.

- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.

- Papa II. Jean Paul vuruldu.

- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar 25 milyondan fazla kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi.7

- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra infilak etti.

- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santrali'nde şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.

- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.

- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.

- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra yıllarca sürecek olan Körfez Savaşı başladı.

- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000 kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.

- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2.000 öğrenci öldü.

- Soğuk Savaş'ın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.

- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1.400'den fazla hacı hayatını yitirdi.

- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında yaklaşık 139.000 kişi öldü, on milyonlarca kişi evsiz kaldı.

- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü, milyonlarcası evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla ölçüldü.

- Bosna ve Kosova'daki katliamlarda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.

- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.

- El Nino olarak anılan iklimsel değişim, atmosfer ve okyanuslarda dengenin bozulmasına sebep olarak, tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.

- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.

- 19 Nisan 1995'te ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Bina'ya yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.

- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km hızla Dünya'nın 195 milyon km yakınından geçti. Çıplak gözle izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.

- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6,1 şiddetindeki depremde 5.000 kişi hayatını kaybetti.

- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Ardından bir başka uçak Pentagon'a düştü. Saldırıda 5.000'nin üzerinde insan öldü.

- Hindistan'da büyüklüğü 7,9 olan bir deprem meydana geldi ve binlerce kişi yaşamını yitirdi.

- 2003'te Fransa, İtalya gibi pek çok Avrupa ülkesini etkisi altına alan sıcak hava dalgası, 50.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

- İnsan Genomu Projesi olarak bilinen 13 senelik bir çalışmanın sonucunda, insan DNA'sının dizilimi, 2003 Nisanı'nda tamamlandı. Böylece insan DNA'sındaki yaklaşık 30.000 gen belirlenerek, insanın gen haritası çıkarıldı.

- 60.000 senede bir gerçekleşen bir olay meydana geldi ve Mars gezegeni Dünya'ya en yakın konuma geldi.

- 2003'te SARS adlı ölümcül bir virüs yayıldı, 775 kişi yaşamını yitirdi.

- Kasım 2003'te dünyanın en kurak bölgelerinden olan Mekke'de meydana gelen sel felaketinde 12 kişi yaşamını yitirdi.

- 27 Aralık 2003'teki İran depreminde 86.000 kişi hayatını yitirdi ve Bam şehrinin neredeyse tamamı yıkıma uğradı.

- İlk kez 2003 yılında Asya'da kanatlı hayvanlarda görülen kuş gribi nedeniyle, dünya genelinde toplam 263 kişi hayatını kaybetti.

- Hint Okyanusu'nda 26 Aralık 2004'teki 9,1-9,3 şiddetindeki deprem ve ardından meydana gelen 30 metrelik tsunami dalgaları, başta Endonezya olmak üzere, 11 ülkede yaklaşık 300.000 kişinin ölümü, onbinlerce kişinin kaybolması ve 1 milyondan fazla kişinin evsiz kalmasıyla sonuçlandı. Şimdiye kadar ölçülen en yüksek ikinci büyük şiddetteki bu deprem, "tarihin en ölümcül felaketi" olarak anılmaktadır.

- 23 Ağustos 2005'teki Katrina Kasırgası, tarihin en ölümcül kasırgalarından biri olarak, yaklaşık 2.000 kişinin ölümüne ve gelmiş geçmiş en yüksek maliyette -yaklaşık 100 milyar dolarlık- tahribata sebep oldu. Başta New Orleans olmak üzere birçok yerleşim bölgesinin boşaltılması ile sonuçlandı.

- 8 Ekim 2005'teki Keşmir depreminde 75.000 kişi hayatını kaybederken, 100 binden fazla kişi de yaralandı.

- 5 Ocak 2006 tarihinde, Mekke'de bir otelin çökmesi nedeniyle, Hac ibadetini yerine getirmek için orada bulunan 76 Hacı vefat etti. Bundan bir hafta sonra ise, Mina'da Hac ibadetinin son gününde şeytan taşlama sırasında çıkan karışıklıkta 362 Hacı vefat etti.

- 27 Mayıs 2006 tarihinde, Endonezya'nın Java Eyaletinde meydana gelen 6,3 şiddetindeki depremde, 6.000'den fazla kişi öldü, 36.000 kişi yaralandı ve 1,5 milyon kişi evsiz kaldı.

- Ağustos 2007'de Amerika Birleşik Devletleri'nde mali piyasalarda çöküş başladı ve ekonomik kriz gittikçe şiddetlenerek tüm dünyaya yayılmaya başladı.

- 16 Kasım 2007 tarihinde, Bangladeş'te meydana gelen Sidr Kasırgası nedeniyle 3.000'den fazla kişi öldü. Bangladeş Kızılayı, 7 milyon kişinin yardıma ihtiyacı olduğunu açıkladı.

- 19 Mart 2008 tarihinde ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) "Swift (Hızlı)" X ışını teleskopu, evrende 7,5 milyar yıl önce çökerek kara deliğe dönüşen yıldızın patlamasını kaydetti.

- 3 Mayıs 2008 tarihinde Burma (Myanmar)'da meydana gelen Nergis Kasırgası'nda 133.000'den fazla kişi öldü.

- 12 Mayıs 2008 tarihinde Çin'de gerçekleşen 7,9 şiddetindeki depremde 70.000'den fazla kişi öldü ve milyonlarca kişi evsiz kaldı.

- 26 Ocak 2009 tarihnde İzlanda hükümeti ve bankacılık sistemi tümüyle iflas etti ve ülke çöktü.

- 11 Haziran 2009 tarihi itibariyle patlak veren H1N1 grip salgını, domuz gribi olarak tanımlanarak, tüm dünyayı tehdit eden bir salgın olarak kabul edildi.

- 24 Şubat 2009 tarihinde Lulin kuyruklu yıldızı Dünya'ya en yakın noktadan geçti. Çok parlak ve yeşil renkte ışık yayan bu yıldız, çift uçlu olması ve diğerlerinin tersine doğudan batıya seyretmesi gibi yönleriyle başka hiçbir gök cisminde görülmeyen özelliklere sahip.

- 12 Ocak 2010 tarihinde Haiti'de gerçekleşen 7,0 şiddetindeki depremle, yaklaşık 100.000 kişi yaşamını yitirdi ve 3 milyondan fazla kişi etkilendi.



27. Hz. Mehdi (as)'ın çıkışından ümit kesilmesi:

İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Hz. Mehdi (as)'ı gönderir... (Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 55)

Yukarıdaki hadiste ahir zaman alametlerinden birinin, insanların "Hz. Mehdi (as)'ın gelmeyeceği yönünde" bir ümitsizliğe kapılmaları olduğu bildirilir. Nitekim günümüzde de bu ruh halinin örnekleri sık sık görülmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in, Hz. Mehdi (as)'ın gelişi, Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden dönüşüyle birlikte yaşanacak olan güzelliklerle ilgili çok sayıda hadisi olmasına rağmen birçok kişi böyle bir dönemin yaşanmayacağını zannetmektedir. İşte bu yanlış zan da ahir zaman alametlerinden biridir. Gerçek din ahlakının hakimiyeti, bu ümitsizlik halinin insanlar arasında yaygınlaştığı bir zamanda, Allah'ın insanlara olan rahmeti sayesinde gerçekleşecektir.

28. Fitnelerin çoğalması:

Yaşam şartlarının güçleştiği, Allah'ın ve hak dinin çeşitli şekillerde yalanlanarak insanların imanlarının zayıflatılmaya, yok edilmeye çalışıldığı şiddetli imtihan ortamları İslami kaynaklarda "fitne" ortamı olarak tanımlanır.

Peygamberimiz (sav)'in bir hadisinde ahir zamanda bazı müminlerin imanlarının zayıflayacağı ve buna sebep olacak gelişmeler haber verilmektedir:

Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman, benim evlatlarımdan Hz. Mehdi (as) ile Cenab-ı Hak, sünnetleri ihya eder. Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet (kaynaşma, dostluk) ve muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 66)

Eğer kısaca özetleyecek olursak, hadiste yer alan bilgilere göre, Hz. Mehdi (as) gelmeden önce şu olaylar gerçekleşecektir:

1- Ölüm: Anarşi ve yaygın katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve bunun meydana getirdiği tedirginlik ortamı.

2- Açlık: Hayat pahalılığı sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı. Felaketler ve doğal afetler sonucunda kıtlıkların, açlığın artması.

3- Fitneler: Haramların küçük-büyük herkesin arasında, alabildiğince yaygınlaşması ve teşvik görmesi. Her türlü ahlaksızlığın insanların gözleri önünde yapılması.

4- Bidatlerin ortaya çıkması: İslam dininde olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan adetlerin dinin esaslarıymış gibi kabul edilmesi.

5- Din ahlakını anlatma imkanlarının kaybolması: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana gelen manevi boşluk.

Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının güçlenmesine, sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip kimselerin imanlarını kaybetmelerine ya da imanlarının daha da zayıflamasına yol açar. Hz. Mehdi (as) bu tür bir fitne ortamının en yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya çıkacaktır.

Başka hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında da ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ın, her yere erişmiş çok yaygın bir fitne varken ortaya çıkacağı bildirilmektedir:

Hz. Mehdi (as), fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek. (Mektubat-ı Rabbani, 2-258)

Mağrib'de (Batı'da) karışıklıklar, fitneler ve korku olacak... Fitneler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, sf. 440)

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı (korunamayacağı) bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin (halka duyrulacak şeyi yüksek sesle haber veren kişi) semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Hz. Mehdi (as)'dır" demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)

Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder... (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 26)

Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55)v

29. Yaygın katliamlar meydana gelmesi:

Hz. Mehdi (as)'dan önce, yaygın katliamların vuku bulacağı (gerçekleşeceği) büyük bir fitne görülecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)

Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek... (Camiü's-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492, 4:391, 392)

... Katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde (Hz. Mehdi (as)) zuhur edecektir... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)

... Kan akıtmayı helal kılarak, Al-i Muhammed'e düşman kesilir... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37)

... Kan dökülmesi... kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 142)

Bu hadislerde katliamların yaygın olacağına, yani tüm dünya çapında yaşanacağına dikkat çekilmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılda iki büyük Dünya Savaşı yaşanmış ve sırf bu savaşlarda yaklaşık 150 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 20. yüzyıl boyunca siyasi nedenlerle katledilen sivillerin sayısının 200 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Bu, daha önceki yüzyıllarla kıyaslandığında olağanüstü derecede yüksek bir rakamdır. Bugün 21. yüzyılda hala dünyanın dört bir yanında kanlı savaşlar ve çatışmalar devam etmektedir. Bu savaşların ortak özelliği ise, yukarıdaki hadiste de belirtildiği gibi toplu katliamların yaşandığı savaşlar olmasıdır.


30. Dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşaların kaplaması:

... Herc-ü merc* çoğalarak devam eder. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37)

* Herc-ü merc: İnsanlar arasında meydana gelen fitne, fesat, darmadağınık, karmaşık, allak bullak ortam.

Dünya herc-ü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet (sapkın inanç) kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Hz. Mehdi (as)'ı) gönderecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)

Hadislerde görüldüğü gibi, belirli bir yer bildirilmeyip, karışıklığın dünyanın her tarafında yayılacağına işaretler bulunmaktadır. Gerçekten de hadislerde tarif edildiği şekilde, bugün dünyanın beş kıtasında büyük kargaşa, çatışmalar, katliamlar ve terör olayları devam etmektedir. Her gün yüzlerce insan sebepsiz yere öldürülmekte, yurtlarından çıkarılmaktadır.



31. Anarşi ve tüm dünyada ihtilallerin olması:

Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. (Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211)

... (O sırada) fitneler, karışıklıklar, ihtilaller çok olur da insanlar birbirlerini öldürürler... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 482, no. 901; Kitabü'n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)

Şu muhakkak ki, yakın gelecekte fitne, tefrika (sürekli anlaşmazlık) ve ihtilaflar (ayrılıklar) çıkaran birtakım insanlar olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 376, no. 685)

Anarşi ve çatışma, geride bıraktığımız yüzyılın en belirgin özelliklerinden biridir. İç savaşlar, ihtilal ve ayaklanmalar binlerce insanın hayatına mal olmuş, güvenlik ve huzur insanların en büyük özlemlerinden biri haline gelmiştir. Kimi Afrika ülkelerinde bir türlü son bulmayan iç savaşlar, başta Güney Amerika olmak üzere bazı ülkelerde yaşanan ihtilal ve ayaklanmalar, Güney Asya'da yaşanan çatışma ve savaşlar, Ortadoğu'da yaşanan gerginlikler bu kargaşanın sadece bilinen belli başlı örnekleridir.
İNCİL'DE HZ. MEHDİ (AS)'IN HAKİMİYET DÖNEMİ

Allah'ın, Kuran'da iman edenlere vadettiği din ahlakının hakimiyeti, Tevrat'ta olduğu gibi İncil'de de yer almaktadır. İbrahimi dinlerin kutsal kitaplarında geçen bu vaat, Hz. İbrahim (as)'ın soyundan, Allah'a katıksızca iman eden, sadece O'nun rızası için yaşayan ve din ahlakının tüm dünyaya yayılması için çalışan bir topluluğa yöneliktir. Ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi (as) ve yardımcıları, Allah'ın izniyle, Hz. İsa (as)'ın yardımıyla birlikte, bu vaadin gerçekleşmesine vesile olacak halis müminlerdir.
Allah'ın iman edenlere bu vaadi İncil'de şöyle bildirilmektedir:
Sizler Peygamberlerin mirasçıları, Allah'ın atalarınızla yaptığı antlaşmanın mirasçılarısınız. Nitekim Allah İbrahim'e şöyle demişti: "Senin soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün halklar kutsanacak." (Elçilerin İşleri, 3:25)
... İbrahim'e ve soyuna dünyanın mirasçısı olma vaadi Kutsal Yasa yoluyla değil, imandan gelen aklanma yoluyla verildi. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 4:13)
... Miras Yasa'ya [Allah'ın emir ve yasaklarına] bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Allah, mirası İbrahim'e vaatle bağışlamıştır. Öyleyse Yasa'nın amacı neydi? Yasa, suçları ortaya çıkarmak için antlaşmaya eklendi. Vaadi alan ve İbrahim'in soyundan olan kişi gelinceye dek yürürlükte kalacaktı... (Pavlus'tan Galatyalılara Mektup, 3: 18-19)
Ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ın çıkışından sonraki hakimiyet dönemine yönelik, İncil'deki anlatımlardan bir kısmı şöyledir:
1. Alametler gerçekleştiğinde, din ahlakının hakimiyetinin yakın olması:
Bu olaylar gerçekleşmeye başlayınca doğrulun ve başlarınızı kaldırın. Çünkü kurtuluşunuz yakın demektir. İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: "İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın. Bunların yapraklandığını gördüğünüz zaman, yaz mevsiminin pek yakın olduğunu kendiliğinizden anlarsınız. Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, Allah'ın Egemenliği yakındır." (Luka, 21:28-31)
İsa halka şunları da söyledi: "Batıda bir bulutun yükseldiğini görünce siz hemen, 'Sağanak geliyor' diyorsunuz ve öyle oluyor. Yelin güneyden estiğini görünce, 'Çok sıcak olacak' diyorsunuz ve öyle oluyor... Yeryüzünün ve gökyüzünün görünümünden bir anlam çıkarabiliyorsunuz da, şimdiki vaktin anlamını nasıl oluyor da çıkaramıyorsunuz?" (Luka, 12:54-56)
İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız. Aynı şekilde, bütün bunların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, İnsanoğlu [Hz. İsa (as)] yakındır, kapıdadır. (Matta, 24:32-33)

2. Allah'a imanın tüm dünyaya hakim olması:
[Bundan sonra] aydınlanmak için kentin Güneş ya da Ay'a gereksinimi yoktur. Çünkü Allah'ın görkemi onu aydınlatıyor... Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da güneş ışığına da gereksinmeleri olmayacak. Çünkü Rab Allah onlara ışık verecek ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler. (Vahiy, 21:23-25; 22:5)
Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. Allah'ın egemenliğin bu müjdesi bütün uluslara tanıklık olmak üzere dünyanın her yerinde duyurulacak. İşte o zaman son gelecektir. (Matta, 24:13-14)
... "Yasalarımı zihinlerine işleyeceğim, yüreklerine yazacağım... Hiç kimse yurttaşını, kardeşini, Rab'bi tanı diye eğitmeyecek. Çünkü küçük büyük hepsi tanıyacak Beni." (İbranilere Mektup, 8:10-11)
Allah'ın bu müjdesi bütün uluslara tanıklık olmak üzere dünyanın her yerinde duyurulacak... (Matta, 24:14)
Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayanlara -her ulusa, her oymağa, her dile, her halka- iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjde'yi getiriyordu. (Vahiy, 14:6)
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Allah'ın egemenliği kentin içinde olacak... Kulları O'na (Allah'a) tapınacak. (Vahiy, 22:3)
Ardından büyük bir kalabalığın, gürül gürül akan suların, güçlü gök gürlemelerinin sesine benzer sesler işittim. "Haleluya [Rab'bi övün]!" diyorlardı. "Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Allah'ımız Egemenlik sürüyor." (Vahiy, 19:6)
... İnsanoğlu'nun [Hz. İsa (as)'ın] gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır. [İman ışığı tüm dünyayı kaplayacaktır.] (Matta, 24:27)
Şimşek çakıp göğü bir ucundan öbür ucuna dek nasıl aydınlatırsa, insanoğlu [Hz. İsa (as)'ın] kendi gününde öyle olacaktır. [İman ışığı tüm dünyayı kaplayacaktır.] (Luka, 17:24)
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Allah'ın egemenliğinde sofraya oturacaklar. [Allah'a imanın nimetleriyle nimetlenecekler]. (Luka, 13:29)
Peygamberlerin sözleri de bunu doğrulamaktadır. Yazılmış olduğu gibi: "Bundan sonra ben geri dönüp, Davud'un yıkık konutunu yeniden kuracağım. Onun yıkıntılarını yeniden kurup onu tekrar ayağa kaldıracağım. Öyle ki, geriye kalan insanlar, bana ait olan bütün uluslar Rab'bi arasınlar. Bunları ta başlangıçtan bildiren Rab, işte böyle diyor." (Elçilerin İşleri, 15:15-18)
Yedinci melek borazanını çaldı. Gökte yüksek sesler duyuldu: "Dünyanın egemenliği Rabbimiz'in... oldu. O sonsuzlara dek egemenlik sürecek." (Vahiy, 11:15)

3. Materyalizmin çöküşü:
O gün... maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp bitecek... O gün... maddesel öğeler şiddetli ateşte eriyecektir. (Petrus'un II. Mektubu, 3:10-12)
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. Atalarımız bununla Allah'ın beğenisini kazandılar. Evrenin Allah'ın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz. (İbraniler'e Mektup, 11:1-3)

4. İman derinliğinin artması:
O günler kadın erkek kullarımın üzerine Ruhum'u dökeceğim, onlar da Peygamberler gibi bir ahlaka sahip olacaklar. (Elçililerin İşleri, 2:18)
... "Son günlerde" diyor Allah, bütün insanların üzerine Ruhum'u dökeceğim. Oğullarınız, kızlarınız Peygamberler gibi ahlaka sahip olacaklar. (Elçililerin İşleri, 2:16-17)
Yüreklerinin cesaret bulmasını, sevgide birleşmelerini dilerim. Öyle ki, anlayışın verdiği tam güvenliğin bütün zenginliğine kavuşsunlar ve bilginin, bilgeliğin bütün hazinelerinin saklı olduğu Allah'ın sırrını... tanısınlar. (Pavlus'tan Koloselilere Mektup, 2:2-3)
"Rab, 'O günlerden sonra onlarla yapacağım antlaşma şudur: 'Yasalarımı yüreklerine koyacağım, zihinlerine yazacağım' diyor." (İbraniler'e Mektup, 10:16)

5. İnkarcıların akılsızlıklarının ortaya çıkması:
Şunu bil ki, son günlerde... [gerçeğe karşı gelenler] düşünceleri yozlaşmış, iman konusunda reddedilmiş insanlardır. Ama daha ileri gidemeyecekler. Çünkü... bunların da akılsızlığını herkes açıkça görecektir. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1, 8-9)

6. Dünyayı iman edenlerin yönetmesi:
Kutsalların dünyayı yargılayacağını bilmiyor musunuz?... (Pavlus'tan Korintlilere I. Mektup, 6:2)
... Rab Allah onlara ışık verecek ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler. (Vahiy, 22:5)
... Allah, bu dünyada yoksul olanları imanda zenginleşmek ve Kendisi'ni sevenlere vaat ettiği egemenliğin mirasçıları olmak üzere seçmedi mi? (Yakup'un Mektubu, 2:5)
Onlar Allah'ın... kahinleri (din adamları) olacak, O'nunla birlikte... egemenlik sürecekler. (Vahiy, 20:6)
"Onları Allah'ımızın hizmetinde bir krallık haline getirdin, kahinler (din adamları) yaptın. Dünya üzerinde egemenlik sürecekler." (Vahiy, 5:10)
Peygamberlerin sözleri de bunu doğrulamaktadır. Yazılmış olduğu gibi: "Bundan sonra ben geri dönüp, Davud'un yıkık konutunu yeniden kuracağım. Onun yıkıntılarını yeniden kurup onu tekrar ayağa kaldıracağım." (Elçilerin İşleri, 15:15-16)

7. Dünyada din ahlakına dayalı yeni bir düzen oluşması:
Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm... Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ızdırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı. (Vahiy, 21:4)
Tahtta oturan, "İşte her şeyi yeniliyorum" dedi. Sonra, "Yaz!" diye ekledi, "Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir." (Vahiy, 21:5)
... Herşeyin yeniden düzenleneceği zamana dek... (Elçilerin İşleri, 3:21)
Günahkarların, Allah Egemenliği'ni miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar Allah'ın Egemenliği'ni miras alacaktır, ne puta tapanlar, ne zina edenler... ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular. (Pavlus'tan Korintlilere I. Mektup, 6:9-10)
Çünkü herkes bizi ne kadar iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. Yaşayan gerçek Allah'a kulluk etmek... İsa'nın göklerden gelişini beklemek üzere putlardan Allah'a nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar. (Pavlus'tan Selaniklilere I. Mektup, 1:9-10)
O'nun (Allah'ın) Yüceliği ve erdemi sayesinde bize çok büyük ve değerli vaatler verildi. Öyle ki, dünyada kötü arzuların yol açtığı yozlaşmadan kurtulmuş olarak, bu vaatler aracılığıyla Rahmani özyapıya ortak olasınız. (Petrus'un II. Mektubu, 1:4)

8. Dünyaya barış ve adaletin hakim olması:
... Barış içinde eken barış yapıcıları, doğruluk ürününü biçerler. (Yakup'un Mektubu, 3:18)
Ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek ve sonunda adaleti zafere ulaştıracak. Uluslar da O'nun (Allah'ın) adına umut bağlayacak. (Matta, 12:20-21)
İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi. İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti: "Ne mutlu ruhen desteksiz olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Ne mutlu yaslı olanlara! Çünkü onlar teselli edilecekler. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Allah'ı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Allah kulları denecek. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır." (Matta, 5:1-11)

9. Büyük bir zenginliğin ve görkemin hakim olması:
Uluslar kentin ışığında yürüyecekler. Dünya kralları servetlerini oraya getirecekler. Kentin kapıları gündüz hiç kapanmayacak, orada gece olmayacak. Ulusların görkemi ve zenginliği oraya taşınacak. (Vahiy, 21:24-26)

10. Üzüntü ve sıkıntıların sona ermesi:
Kurtarıcımız tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak yüce huzuruna çıkaracak güçtedir. (Yahuda'nın Mektubu, 1:24)
Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ızdırap olacak..." (Vahiy, 21:4)
Artık hiçbir lanet kalmayacak... Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da güneş ışığına da gereksinmeleri olmayacak... (Vahiy, 22:3-5)
... Allah gözlerinden bütün yaşları silecek. (Vahiy, 7:17)
İsa onlara... "Herşey yenilendiğinde... benim adım uğruna [Allah'ın rızasını kazanmak için bana uyarak] evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakan herkes, bunların yüz katını elde edecek..." (Matta, 19:28-29)

11. Allah'ın lüftu olarak kurtuluş dönemi olması:
"... O'nun merhameti sayesinde, yücelerden doğan Güneş, karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek üzere yardımımıza gelecektir." (Luka, 1:78-79)
... Allah'ın bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır... (Pavlus'tan Titus'a Mektup, 2:11)
Eski çağlardan beri kutsal Peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, kulu Davud'un soyundan bizim için güçlü bir kurtarıcı [Hz. Mehdi (as)] çıkardı; düşmanlarımızdan, bizden nefret edenlerin hepsinin elinden kurtuluşumuzu sağladı. (Luka, 1:69-71)
Ve bütün insanlar Allah'ın sağladığı kurtuluşu görecektir. (Luka, 3:6)
... Yazılmış olduğu gibi: "Kurtarıcı [Hz. Mehdi (as)]... gelecek, Yakup'un soyundan Allah'sızlığı uzaklaştıracak." (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 11:26)
Kurtuluş miğferini... yani Allah sözünü alın. (Pavlus'tan Efeslilere Mektup, 6:17)
Yüksek sesle bağırıyorlardı: "Kurtarış, tahtta oturan [Egemenlik Sahibi] Allah'ımıza... özgüdür!" (Vahiy, 7:10)
Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses işittim. "Haleluya [Rab'bi övün]!" diyorlardı. "Kurtarış, Yücelik ve güç Allah'ımıza özgüdür."

12. Deccali (antikrist) sistemin kesin bir şekilde ortadan kalkması:
Melek ejderhayı -İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı- yakalayıp bin yıl için bağladı. [Deccalin etkisiz hale getirilmesi tasvir edilmektedir.] (Vahiy, 20:2)
... Ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi... (Vahiy, 20:3)

13. Ahlaki dejenerasyonun sona ermesi:
Oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek... (Vahiy, 21:27)
... Dünyada kötü arzuların yol açtığı yozlaşmadan kurtulmuş olarak, bu vaatler aracılığıyla Rahmani özyapıya ortak olasınız. (Petrus'a II. Mektup, 1:4)

14. İnsanlar arasında güzel ahlakın yaygınlaşması:
Ne mutlu mülayim huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. (Matta, 5:5)
Ama İsa, çocukları yanına çağırarak, "Bırakın, çocuklar bana gelsin, onlara engel olmayın!" dedi. "Çünkü Allah'ın Egemenliği böylelerinindir. Size doğrusunu söyleyeyim, Allah'ın Egemenliği'ni bir çocuk gibi [saf ve masum] kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez." (Luka, 18:16-17)

15. Kıtlık ve kuraklığın son bulması:
Artık acıkmayacak, artık susamayacaklar... (Vahiy, 7:16)
İncil'de Geçen Faraklit Kelimesi
Faraklit'in kelime anlamı: Yardımcı, Hakikat Ruhu, Tesellici.
Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi gözetirsiniz. Ben de Allah'a yalvaracağım ve O size başka bir "Faraklit" gönderecektir. (Yuhanna, 14:15-16)
Faraklit, öyle bir hakikat ruhudur ki, Rab onu benim ismimle gönderecektir. O size her şeyi öğretecek ve benim size söylediklerimi de tekrar hatırlatacaktır. (Yuhanna, 14:26)
Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir ve siz de bana şahitlik edersiniz. (Yuhanna, 15:26-27)
Ben size hakkı söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü ben gitmezsem Faraklit size gelmez. Ama ben gidersem onu size gönderirim. (Yuhanna, 16:7)
Faraklit geldiğinde bütün alemi hataları sebebiyle kınar ve onları terbiye eder. Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler. Doğruluk konusunda, çünkü Allah'a gidiyorum ve artık beni göremezsiniz. Ve hüküm konusunda, çünkü bu dünyanın reisinde hükmedilmiştir. Size söyleyecek daha çok şeylerim var, fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o, yani hakikat ruhu gelince, size her hakikate yol gösterecek. Zira kendiliğinden söylemeyecektir, fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. (Yuhanna, 16:8-13)
Mesih şöyle dedi: Artık ben sizinle çok söyleşmem. Çünkü bu alemin reisi geliyor. Bende asla onun nesnesi yoktur. (Yuhanna, 14:30)
İNCİL'DE HZ. MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞINDAN ÖNCEKİ DÖNEM

45. İnsanlar arasında sevginin azalması:
O zaman... kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak. (Matta, 24:10, 12)
Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar... kutsallıktan ve sevgiden yoksun... olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-3)

46. Maneviyattan uzak olmaları:
Bunlar hep yakınıp söylenir, kendi tutkularının peşinden giderler. Ağızlarından kurumlu sözler çıkar, başkalarını kendi çıkarları için överler. Ama siz sevgili kardeşlerim... İsa Mesih'in elçileri tarafından söylenen sözleri anımsayın. Size demişlerdi ki: "Dünyanın son günlerinde alay edenler Allah'sızlığa yönelip kendi tutkularına göre yaşayanlar olacaktır." Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Allah inancından yoksun kişilerdir. (Yahuda'nın Mektubu, 1:16-19)
... Yürekleri nasırlaştırıldı. Yazılmış olduğu gibi: "Allah onlara uyuşukluk ruhu verdi; bugüne dek görmeyen gözler, duymayan kulaklar verdi." (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 11:7-8)
Şunu bil ki, son günlerde... Allah'tan çok eğlenceyi seven, Allah yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkar edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1, 4-5)

47. Öfkenin artması, affediciliğin kalmaması:
O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. (Matta, 24:10)
Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar... uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın ve iyilik düşmanı olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-3)
Allah'ı tanımakta yarar görmedikleri için [Allah'ı tenzih ederiz], Allah onları yararsız düşüncelere, yakışıksız davranışlara terk etti. Her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve kinle doldular. Kıskançlık, öldürme hırsı, çekişme, hile ve kötü niyetle doludurlar. Dedikoducu, yerici, Allah'tan nefret eden [Allah'ı tenzih ederiz], küstah, kibirli, kendini övüp yücelten, kötülük üreten, anne baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgiden yoksun, acımasız insanlardır. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:29-31)

48. Saygının azalması ve çocukların asileşmesi:
Şunu bil ki, son günlerde... İnsanlar... küfürbaz, anne baba sözü dinlemez... olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-3)
Dedikoducu, yerici, Allah'tan nefret eden [Allah'ı tenzih ederiz], küstah, kibirli... kötülük üreten, anne baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgiden yoksun, acımasız insanlardır... Allah buyruğunu bildikleri halde, bunları yalnız yapmakla kalmıyor, yapanları da onaylıyorlar. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:30-32)
... Çocuklar anne babalarına baş kaldırıp onları öldürtecekler. (Markos, 13:12)

49. Ailevi ilişkilerin bozulması:
Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak. Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır. (Luka, 12:52-53)

50. İnsanların maddi değerlere düşkün olmaları:
Şunu bil ki, son günlerde... insanlar... para düşkünü... olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-3)


51. Zenginlerin daha zenginleşmesi, fakirlerin daha fakirleşmesi:
... Dinleyin şimdi ey zenginler... Son günlerde servetinize servet kattınız. (Yakup'un Mektubu, 5:1-3)
Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar. Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesiyle imandan saptılar, kendi kendilerine çok acı çektirdiler. (Pavlus'tan Timoteos'a I. Mektup, 6:9-10)
... Kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak. (Matta, 25:29; Luka, 19:26)
Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye gereksinmem yok diyorsun; ama zavallı, acınacak durumda, yoksul, kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun. (Vahiy, 3:17)

52. İnsanların sefahat ve sarhoşluk içinde olması:
Kendinize dikkat edin! Yürekleriniz sefahat, sarhoşluk ve bu yaşamın kaygılarıyla ağırlaşmasın. O gün, üzerinize bir tuzak gibi aniden inmesin. (Luka, 21:34-35)
... Gündüzün zevk alemlerine dalmayı eğlence sayarlar. Birer leke ve yüz karasıdırlar... (Petrus'un II. Mektubu, 2:13)
... Pervasızca yiyip içen bu kişiler birer kara lekedir... (Yahuda'nın Mektubu, 1:12)
... Allah'ımızın lütfunu sefahate araç eden... bazı Allah'sızlar gizlice aranıza sızdılar... (Yahuda'nın Mektubu, 1:4)

53. Allah'ın rızası yerine sadece kendi hevalarına (tutku ve isteklerine) göre yaşamaları:
Şunu bil ki, son günlerde... insanlar kendilerini seven, para düşkünü, kendini övüp yücelten, kibirli... özünü denetleyemeyen, azgın, iyilik düşmanı olacaklar... Kendini beğenmiş, Allah'tan çok eğlenceyi sevenler... olacak. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-5)
Bunlar [Allah'sız günahkarlar]... hep kendi tutkularının peşinden giderler. Ağızlarından kurumlu sözler çıkar, başkalarını kendi çıkarları için överler. Ama siz sevgili kardeşlerim... İsa Mesih'in elçileri tarafından sözleri anımsayın. Size demişlerdi ki: "Dünyanın son günlerinde alay edenler, Allah'sızlığa yönelip kendi tutkularına göre yaşayanlar olacaktır." (Yahuda'nın Mektubu, 1:16-18)
... Anlamadıkları konularda sövüp sayan bu kişiler, içgüdüleriyle yaşayan... akıldan yoksun hayvanlar gibidir... (Petrus'un II. Mektubu, 2:12)
Öncelikle şunu bilmelisiniz: Dünyanın son günlerinde kendi tutkularının ardından giden alaycı kişiler türeyecek. (Petrus'un II. Mektubu, 3:3)
... Allah, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, onları yüreklerinin tutkuları içinde ahlaksızlığa teslim etti. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:24)
Onların sonu yıkımdır; ilahları mideleridir [Allah'ı tenzih ederiz]. Ayıplarıyla övünür, yalnız bu dünyayı düşünürler. (Pavlus'tan Filipililere Mektup, 3:19)

54. Sapkın ilişkilerin yaygınlaşması:
Şunu bil ki, son günlerde... insanlar... kutsallıktan ve sevgiden yoksun... özünü denetleyemeyen, azgın... olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-3)
... Allah, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, onları yüreklerinin tutkuları içinde ahlaksızlığa teslim etti... İşte böylece Allah onları utanç verici tutkulara teslim etti. Kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler. Aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:24, 26-27)

55. İmansızlıkları sonucu akılsız yaşamaları:
Ama bu kişiler anlamadıkları herşeye sövüyorlar. Öte yandan, akıldan yoksun hayvanlar gibi içgüdüleriyle anladıkları ne varsa, onları yıkıma götürüyor. (Yahuda'nın Mektubu; 1:10)
Ama anlamadıkları konularda sövüp sayan bu kişiler, içgüdüleriyle yaşayan, yakalanıp boğazlanmak üzere doğan, akıldan yoksun hayvanlar gibidir... (Petrus'un II. Mektubu, 2:12)
Allah'ı bildikleri halde, O'nu Allah olarak yüceltmediler [Allah'ı tenzih ederiz], O'na şükretmediler. Tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:21-22)

56. İman eksikliğinden dolayı bereketsizliğin hakim olması:
Rab'bin yetkisini hiçe sayıyor [Allah'ı tenzih ederiz], yüce varlıklara sövüyorlar... Bu kişiler birer kara lekedir... Rüzgarın sürüklediği yağmursuz bulutlara, iki kez ölmüş, kökünden sökülmüş, sonbaharın meyvesiz ağaçlarına benzerler. (Yahuda'nın Mektubu, 1:8-12)

57. Bencilliğin artması:
Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar kendilerini seven... nankör... olacaklar. Hain... olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1, 2-5)
Aranıza sızan bu kişiler... Rab'bin yetkisini hiçe sayıyorlar [Allah'ı tenzih ederiz]... Yalnız kendilerini besleyen çobanlardır... Başkalarını kendi çıkarları için överler. (Yahuda'nın Mektubu, 1:8, 12, 16)

58. Açgözlü olmaları:
... Yüreği açgözlülüğe alıştırılmış lanetli insanlardır. (Petrus'un II. Mektubu, 2:14)
Açgözlülüklerinden ötürü uydurma iddialarla sizi sömürecekler... (Petrus'a II. Mektup, 2:3)
Allah'ı tanımakta yarar görmedikleri için [Allah'ı tenzih ederiz]... her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve kinle doldular. (Romalılara Mektup, 1:28-32)
59. Şikayetçi olmaları:
Bunlar (Allah'sız günahkarlar) hep yakınıp söylenir... (Yahuda'nın Mektubu, 1:16)

60. Kötü söz söylemeleri:
... [Allah'sız günahkarların] ağızlarından kurumlu sözler çıkar, Başkalarını kendi çıkarları için överler. Ama siz sevgili kardeşlerim... İsa Mesih'in elçileri tarafından söylenen sözleri anımsayın. Size demişlerdi ki: "Dünyanın son günlerinde... Allah'sızlığa yönelip kendi tutkularına göre yaşayanlar olacaktır." (Yahuda'nın Mektubu, 1:16-18)
Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar. Engerek zehiri var dudaklarının altında. Ağızları lanet ve acı sözle doludur. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 3:13-14)

61. Kibirin artması:
Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar... kendini övüp yücelten, kibirli... olacaklar... kendini beğenmiş... olacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1, 2-5)
... İnsandan gelen övgüyü, Allah'tan gelen övgüden daha çok seviyorlardı. (Yuhanna, 12:43)

62. Alaycılığın artması:
Size demişlerdi ki: "Dünyanın son günlerinde alay edenler Allah'sızlığa yönelip kendi tutkularına göre yaşayanlar olacaktır." (Yahuda'nın Mektubu, 1:18)
Öncelikle şunu bilmelisiniz: Dünyanın son günlerinde kendi tutkularının ardından giden alaycı kişiler türeyecek. Bunlar, "Rab'bin gelişiyle ilgili vaat ne oldu? Atalarımızın ölümünden beri herşey Yaratılışın başlangıcında olduğu gibi duruyor" diyerek alay edecekler. Ne var ki, göklerin çok önceden Allah'ın sözüyle var olduğunu... bile bile unutuyorlar. (Petrus'un II. Mektubu, 3:3-5)

63. Şiddetli acı ve sıkıntı veren olayların yaşanması:
O günlerde... memleket üzerine büyük sıkıntı ve bu kavme azap gelecektir. (Luka, 21:23)
[Hz. İsa (as)'ın tekrar gelişinden önce] İnsanlar, "Herşey esenlik ve güvenlik içinde" dedikleri bir anda, gebe kadının birden sancılanması gibi, ansızın yıkıma uğrayacak ve asla kaçamayacaklar. (Pavlus'tan Selaniklilere I. Mektup, 5:3)
[Hz. İsa (as) ahir zamanda olacakları anlatırken:] Sonra onlara şöyle dedi: "Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar... olacak." (Luka, 21:11)
Çünkü o günlerde öyle bir sıkıntı olacak ki, Allah'ın var ettiği Yaratılışın başlangıcından bu yana böylesi ne olmuştur, ne de bundan sonra olacaktır. (Markos, 13:19)
Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır. (Matta, 24:21)
Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1)
... İnsanlar ızdıraptan dillerini ısırdılar. (Vahiy, 16:10)
Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı, en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük... zeytinyağı, ince un ve buğdayı, sığırları, koyunları, atları, arabaları ve köleleri, insanların canını satın alacak kimse yok artık. (Vahiy, 18:12-13)

64. Allah'a tevekkül etmemeleri, başlarına gelenlerden ötürü isyan içinde olmaları:
Iztırap ve yaralarından ötürü Göğün Allah'ına başkaldırdılar [Allah'ı tenzih ederiz]. Yaptıklarından tövbe etmediler. (Vahiy, 16:11)

65. İnsanların kurtuluş için ümitlerini kaybetmeleri:
O günlerde insanlar ölümü arayacak, ama bulamayacaklar. Ölümü özleyecekler, ama ölüm onlardan kaçacak. (Vahiy, 9:6)

66. Günlerin kısalması:
O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama seçilmiş olanlar uğruna o günler kısaltılacak. (Matta, 24:22)
Rab o günleri kısaltmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama Rab, seçilmiş olanlar, Kendi seçtiği kişiler uğruna o günleri kısaltmıştır. (Markos, 13:20)

67. Irak'ta savaş olması:
67.1. Irak'ın bombalanması:
Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi: "Koca kent Babil* de işte böyle şiddetle atılacak ve bir daha görülmeyecek." (Vahiy, 18:21)
*Babil: Günümüz Irak'ın başkenti Bağdat yakınlarında bulunan eski bir şehir ismidir.
Onca büyük zenginlik bir saat içinde yok oldu. Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan ateşin dumanını görünce uzakta durup, "Koca kent [Babil] gibisi var mı?" diye feryat ettiler. (Vahiy, 18:17-18)

67.2. Irak şehirlerinin yıkılması:
Ardından gelen ikinci bir melek "... Büyük Babil yıkıldı!" diyordu. (Vahiy, 14:8)
Melek gür bir sesle bağırdı: "Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı!..." (Vahiy, 18:2)

67.3. Irak'ta kısa bir süre içinde, büyük bir yıkım olması:
[Tüccarlar] "vay başına, vay!" diyecekler. "İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış, altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş koca kent! Onca büyük zenginlik bir saat içinde yok oldu." (Vahiy, 18:16-17)
... Feryat ettiler: "Vay başına koca kent, vay! Denizde gemileri olanların hepsi onun sayesinde, onun değerli mallarıyla zengin olmuşlardı. Kent bir saat içinde viraneye döndü." (Vahiy, 18:19)

67.4. Irak'ın fakirleşmesi:
Dünya tüccarları onun [Babil] için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık. Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı, en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük... zeytinyağı, ince un ve buğdayı, sığırları, koyunları, atları, arabaları... satın alacak kimse yok artık. Diyecekler ki, "Canının çektiği meyveler elinden gitti, bütün değerli ve göz alıcı malların yok oldu..." Babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği ızdıraptan dehşete düşecekler... (Vahiy, 18:11-15)

67.5. Irak'ta sanat ve zanaatin durması:
... Artık sende [Babil'de] hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak. Sende artık değirmen sesi duyulmayacak. (Vahiy, 18:22)

67.6. Irak halkının zorluk içinde, mutsuz yaşaması:
Artık sende [Babil'de] lir çalanların, ezgi okuyanların, kaval ve borazan çalanların sesi hiç işitilmeyecek... (Vahiy, 18:22)
Artık sende [Babil'de] hiç kandil ışığı parlamayacak. Sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak. Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi... (Vahiy, 18:23)


68. Deccal'in (antikrist'in) ortaya çıkması:
Çocuklar, bu son saattir. Mesih karşıtının [antikrist/deccal] geleceğini duydunuz. Nitekim şimdiden çok sayıda Mesih karşıtı [antikrist] türemiş bulunuyor. Son saat olduğunu bundan biliyoruz. (Yuhanna'nın I. Mektubu, 2:18)
68.1. Deccal'in dinsizliği yaymak için yoğun faaliyetinin olması:
Hiç kimse hiçbir şekilde sizi aldatmasın. Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak olan o yasa tanımaz adam [deccal] ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir. Bu adam, Allah diye anılan ya da kutsal olan her şeye karşı gelerek kendini hepsinden yüce gösterecek, hatta kendisini Allah ilan ederek Allah'ın Mescidinde oturacaktır [Allah'ı tenzih ederiz]. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:3-4)
Canavara [deccal'e], kurumlu sözler söyleyen, küfürler savuran bir ağız ve kırk iki ay süreyle kullanabileceği bir yetki verildi. Allah'a isyan etmek, O'nun adına ve konutuna... karşı gelmek için ağzını açtı [Allah'ı tenzih ederiz]. Kutsallarla savaşıp onları yenmesine [iman edenlere zulmetmesine] izin verildi. Canavar her oymak, her halk, her dil, her ulus üzerinde etkili kılındı. (Vahiy, 13:5-7)
Daha yanınızdayken bunları size söylediğimi hatırlamıyor musunuz? Zamanı gelince ortaya çıkarılacak olan bu adamı [deccal'i] şimdilik neyin engellediğini biliyorsunuz. Evet, yasa tanımazlığın [deccaliyetin] gizli gücü şu anda bile etkindir... (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:5-7)
... Böylesi, Mesih karşıtının [deccal'in/antikrist'in] ruhudur. Onun geleceğini duydunuz. Zaten o şimdiden dünyadadır. (Yuhanna'nın I. Mektubu, 4:3)
... Birçok aldatıcı dünyanın her yanına yayıldı. Aldatıcı, Mesih karşıtı [deccal/antikrist] olan bunlardır. (Yuhanna'nın II. Mektubu, 1:7)

68.2. Din ahlakından uzak yaşayan insanları, illüzyonlarla yanıltıp aldatması:
İnsanların gözü önünde, gökten yere ateş yağdıracak kadar büyük belirtiler gerçekleştiriyordu. İlk canavarın [deccal'in] adına gerçekleştirmesine izin verilen belirtiler sayesinde, yeryüzünde yaşayanları saptırdı... (Vahiy, 13:13-14)
Yasa tanımaz adam [deccal], her türlü mucizede, yanıltıcı belirtilerle harikalarda ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan'ın etkinliğiyle gelecek... Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar. İşte bu nedenle Allah, yalana kanmaları için onların üzerine yanıltıcı bir güç gönderiyor. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:9-11)

68.3. Tüm uluslar üzerinde etkili olması:
... Canavar [deccal] her oymak, her halk, her dil, her ulus üzerinde yetkili kılındı. (Vahiy, 13:7)
.... Ejderha [şeytan] canavara [deccal'e] kendi gücü ve tahtıyla birlikte büyük yetki verdi... Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın [deccal'in] ardından gitti. (Vahiy, 13:2-3)

68.4. Ülkelerin dinsiz ideolojilerinden ve askeri güçlerinden destek bulması:
Sonra canavarı [deccal'i], dünya krallarını ve onların ordularını, ata binmiş olanla O'nun ordusuna [Allah'a tabi olanlara] karşı savaşmak üzere toplanmış gördüm. (Vahiy, 19:19)
... Canavarla [deccal'le] birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar. Düşünce birliği içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara verecekler. (Vahiy, 17:12-13)
... Allah, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Allah'ın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara [deccal'e] devretmekte sözbirliği edecekler. (Vahiy, 17:17)
Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir canavarın [deccal'in] denizden çıktığını gördüm. Boynuzlarının üzerinde on taç vardı, başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılıydı. [deccaliyetin dinsiz ideolojileri benimseyen ülkelerden güç alması kastedilmektedir.] (Vahiy, 13:1)
68.5. Deccal'in tam din ahlakı hakim olana dek faaliyetini sürdürecek olması:
Evet, yasa tanımazlığının [deccaliyetin] gizli gücü şu anda bile etkindir... Yasa tanımaz adam [deccal] ortaya çıkacak... İsa onu ağzının soluğuyla öldürecek, gelişinin görkemiyle yok edecek. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:7-8)

68.6. Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı yaklaştıkça, şeytani faaliyetlerin yoğunlaşması:
Büyük ejderha -İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan- yardımcılarıyla birlikte yeryüzüne atıldı... Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek büyük bir öfkeyle üzerinize indi. (Vahiy, 12:9, 12)

68.7. İmanı zayıf bütün insanları peşinden sürüklemesi:
... Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın [deccal'in] ardından gitti. İnsanlar canavara [deccal'e] yetki veren ejderhaya [şeytana] taptılar. "Canavar gibisi var mı? Onunla kim savaşabilir?" diyerek canavara da taptılar [Allah'ı tenzih ederiz]. (Vahiy, 13:3-4)
Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar. İşte bu nedenle Allah, yalana kanmaları için onların üzerine yanıltıcı bir güç gönderiyor. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:10-11)
Yeryüzünde yaşayan... herkes ona [deccal'e] tapacak [Allah'ı tenzih ederiz]. (Vahiy, 13:8)

68.8. Şeytanın emrinde faaliyet yapması:
Yasa tanımaz adam [deccal]... her türlü kötülükte sergilenen şeytanın etkinliğiyle gelecek... (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:9-10)

68.9. Bozgunculuk ve savaş çıkarması:
Sonra yasa tanımaz adam [deccal] ortaya çıkacak... (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:8)
İnsanların gözü önünde, gökten yere ateş yağdıracak kadar büyük belirtiler gerçekleştiriyordu. (Vahiy, 13:13)
... Ejderhanın, canavarın ve yalancı peygamberin ağzından, kurbağa kılığına girmiş üç tane kötü ruhun çıktığını gördüm. Mucizeler yaratan bu kötü ruhlar, yeryüzünde hüküm süren bütün krallara giderek onları savaşa çağırdılar. Gücü sınırsız olan Allah'ın büyük gününde... bu kralları İbranice Armagedon (Megiddo Dağı) denilen yere topladılar. (Vahiy, 16:13-16)
Siz [deccal'e uyanlar] babanız İblis'tensiniz ve babanızın arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır. (Yuhanna, 8:44)

68.10. Deccal'in sonunda mutlaka yenilgiye uğrayacak olması:
... Mahvolacak olan o yasa tanımaz adam [deccal] ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:3)
Sonra yasa tanımaz adam [deccal] ortaya çıkacak... İsa onu ağzının soluğuyla öldürecek, gelişinin görkemiyle yok edecek. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:8)
Gördüğün canavar [deccal] bir zamanlar vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek. Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar canavarı görünce şaşacaklar. Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok... (Vahiy, 17:8)

69. Yecüc ve Mecüc kavminin ahir zamandaki ortaya çıkışı (I. ve II. Dünya Savaşları):
69.1. Çok uluslu bir topluluk olmaları:
Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları -Gog'la Magog'u- saptırmak, savaş için biraraya toplamak üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur. (Vahiy, 20:8)

69.2. Kalabalık bir topluluk olmaları:
... Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur. (Vahiy, 20:8)
69.3. Bozgunculuk çıkarmaları:
Yeryüzünün dört bir yanından gelerek kutsalların ordugahını ve sevilen kenti kuşattılar... (Vahiy, 20:9)

69.4. Şeytanın telkini ile hareket etmeleri:
Onları saptıran İblis ise... (Vahiy, 20:10)

69.5. Toplu ölümler olması:
... Ama gökten ateş yağdı, onları yakıp yok etti. (Vahiy, 20:9)

70. Hz. İsa (as)'ın yeniden yeryüzüne gelmesi:
İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut onu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. "Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?" diye sordular. "Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir." (Elçilerin İşleri, 1:9-11)
İkinci kez... kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir. (İbranilere Mektup, 9:28)
Bu arada, mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, İsa Mesih'in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz. (Pavlus'tan Titus'a Mektup, 2:13)
Bütün bunlar, İsa gökten gelip göründüğü zaman olacak. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 1:7)
Dünyanın kuruluşundan önce bilinen Mesih, çağların sonunda sizin yararınıza ortaya çıktı. (Petrus'un I. Mektubu, 1:20)
Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğü zaman size övgü, yücelik ve onur kazandıracak. Bu imanınız... altından daha değerlidir. (Petrus'un I. Mektubu, 1:7)
Ruhunuz, canınız ve bedeniniz... İsa Mesih'in gelişinde eksiksiz ve kusursuz bulunmak üzere korunsun... (Pavlus'tan Selaniklilere I. Mektup, 5:23-24)

HZ. MEHDİ (AS)'IN MUSEVİ KAYNAKLARINDA TARİF EDİLEN ÖZELLİKLERİ

Musevilikte gelmesi beklenen Mesih (Hz. Mehdi (as)), tüm dünyada barışı tesis edecek bir manevi liderdir. Milletlere rehberliğinin yanı sıra, hep isabetli kararlar alan, adil ve doğru bir hakem; Allah korkusu ve sevgisinden ötürü tüm insanlık için üstün bir ahlak örneği olacaktır. Museviler, Hz. Mehdi (as)'ın, gelecekte dünyayı adaletle dolduracak, bozguncu toplumların bozgununu dindirip etkisiz hale getirecek ve bütün milletlerin kendisini izleyeceği bir kurtarıcı olmasından dolayı, ondan "Yahev veya Şahev" (insanları iyileştiren, onları Allah'a yönlendiren) sıfatıyla bahsederler. Ayrıca Musevilerce Hz. Mehdi (as), insanları etkisi altına alan bir kişiliğe ve ruh güzelliğine sahip olacak; hikmetli sözleriyle onları imana yöneltecektir. Ancak Allah'ın seçip desteklediği bu kul, kesinlikle insan üstü bir varlık olmayacak, mucize göstermeyecek; normal bir şekilde, anne babadan dünyaya gelen fakat Allah'ın maddi-manevi her yönden desteklediği ve başarı nasip ettiği bir beşer olacaktır. Musevi kaynaklarına göre Hz. Mehdi (as)'ın özelliklerinden bir kısmı şöyledir:

1. Adalet sahibi olması:
[Hz. Mehdi (as)'ın] davranışının temeli adalet ve sadakat olacak. (Yeşaya, 11:5)
... [Hz. Mehdi (as)'ın] krallığının asası adalet asasıdır... (Mezmurlar, 45:6-7)
... [Hz. Mehdi (as)] yargılarken adaleti arayacak... (Yeşaya, 16:5)
[Hz. Mehdi (as)] yoksulları adaletle yargılayacak... (Yeşaya, 11:4)
... O [Hz. Mehdi (as)] adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür... (Zekeriya, 9:9)
"İşte Davud için doğru bir dal [Hz. Mehdi (as)'ı] çıkaracağım günler geliyor" diyor Rab... "O [Hz. Mehdi (as)] ülkede doğru ve adil olanı yapacak..." (Yeremya, 23:5-6)

2. Mazlumun hakkını koruması:
[Hz. Mehdi (as)] yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek... (Yeşaya, 11:4)

3. Tüm dünyada adaleti sağlaması:
İşte kendisine destek olduğum, Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum!... Adaleti uluslara ulaştıracak. (Yeşaya, 42:1)
... Adaleti sadakatle ulaştıracak. Yeryüzünde adaleti sağlayana dek umudunu, cesaretini yitirmeyecek... (Yeşaya, 42:3-4)
Doğudan adaleti harekete geçiren, hizmete koşan kim? Ulusları önüne katıyor, krallara baş eğdiriyor... (Yeşaya, 41:2)

4. Dürüst ve doğru olması:
Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin... (Mezmurlar, 45:7)
... Yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek... (Yeşaya, 11:4)
O günlerde, o zamanda, Davud için bir dal [Hz. Mehdi (as)'ı] yetiştireceğim; ülkede adil ve doğru olanı yapacak. (Yeremya, 33:15)
Davud soyundan biri [Hz. Mehdi (as)]... doğru olanı yapmakta tez davranacak. (Yeşaya, 16:5)
... [Hz. Mehdi (as)] doğrulukla krallık yapacak... (Yeşaya, 32:1)
Mesih dönemi (Altınçağ) doğru ve dürüst bir kral olan Mesih [Hz. Mehdi (as)]... tarafından yönetilecek... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)

5. Kurtarıcı vasfı olması:
O [Hz. Mehdi (as)] adil kurtarıcıdır... (Zekeriya, 9:9)

6. Dünyayı tebliğiyle etkilemesi:
... [Hz. Mehdi (as)] dünyaya ağzının değneğiyle vuracak [yani silahı olmadan sözleriyle etkileyecek] ve kötüleri dudaklarının soluğuyla öldürecek [yani konuşmalarıyla manen etkisiz hale getirecek]. (Yeşaya, 11:4)
... Onun [Hz. Mehdi (as)'ın] adı harika öğütçü... olacak. (Yeşaya, 9:6)
Demir çomakla kıracaksın/güdeceksin onları, çömlek gibi parçalayacaksın [yani Hz. Mehdi (as) dinsiz sistemleri fikirleriyle temelinden çökertecektir]. (Mezmurlar, 2:9)

7. Kalplere etki eden sözler söylemesi
Okların sivridir, kral düşmanlarının yüreğine saplanır [Hz. Mehdi (as)'ın sözleri çok hikmetli ve etkili olacak, dinsiz ideolojileri kökten etkisiz hale getirecektir]... (Mezmurlar, 45:5)

8. Tüm dünyayı Allah'a iman etmeye yöneltmesi:
O [Hz. Mehdi (as)] tüm dünyayı Allah'a birlikte kulluk etmeleri için ıslah edecek, çünkü şöyle yazılmıştır: "O zaman, birlikte Bana yakarmaları, omuz omuza Bana hizmet etmeleri için, halkların dudaklarını pak kılacağım." [Sefenya, 3:9] (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)

9. İnsanları ruhen arındırıp temizlemesi:
Ama onun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği güne kim dayanabilir? O belirince kim durabilir? Çünkü o maden arıtıcının ateşi, çamaşırcının kül suyu gibi olacak; gümüş eritip arıtan gibi davranacak... arındırıp altın, gümüş temizler gibi temizleyecek. (Malaki, 3:2-3)
... Seni [Hz. Mehdi (as)'ı]... uluslara ışık yapacağım. Öyle ki, kör gözleri açasın, zindandaki tutsakları, cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın. (Yeşaya, 42:6-7)

10. Şiddet kullanmadan iman gücü ile başarı elde etmesi:
"... Güçle kuvvetle değil, ancak Benim Ruhumla başaracaksın" diyor. Böyle diyor Herşeye Egemen Rab. (Zekeriya, 4:6)

11. Güç ve başarı sahibi olması:
Bakın, kulum [Hz. Mehdi (as)] başarılı olacak; üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek. (Yeşaya, 52:13)
"... Davud soyundan güçlü bir kral [Hz. Mehdi (as)] çıkaracağım, meshettiğim [seçtiğim] kralın soyunu ışık olarak sürdüreceğim. Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, ama onun başındaki taç parıldayacak." (Mezmurlar, 132:17-18)
Sağladığın zaferle büyük yüceliğe erişti, onu [Hz. Mehdi (as)'ı] görkem ve büyüklükle donattın. Üzerine sürekli bereket yağdırdın, varlığınla onu sevince boğdun. Çünkü kral Rab'be güvenir, Yüceler Yücesinin sevgisi sayesinde sarsılmaz. (Mezmurlar, 21:5-7)
... [Rab] kralını [Hz. Mehdi (as)'ı] güçle donatacak, meshettiği [seçtiği] kralın [Hz. Mehdi (as)'ın] kuvvetini yükseltecektir. (I. Samuel, 2:10)
... Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun [Hz. Mehdi (as)'ın] omuzlarında olacak... Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. (Yeşaya, 9:6)

12. Uluslara manevi bir lider olması:
Mesih [Hz. Mehdi (as)] çok muhteşem bir kral olacak... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
Ona [Hz. Mehdi (as)'a] egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona hizmet etti... (Daniel, 7:14)
... Halklara sancak olacak, uluslar ona [Hz. Mehdi (as)'a] yönelecek... (Yeşaya, 11:10)
Bütün milletler onu [Hz. Mehdi (as)'ı] dinlemeye gelecek... (Maimonides, Mişna Tora, Tövbe 9:2)
... Kıyı halkları onun [Hz. Mehdi (as)'ın] yasasına umut bağlayacak. (Yeşaya, 42:4)
Uluslar senin ışığına, krallar üzerine doğan aydınlığa gelecek. "Başını kaldır da çevrene bir bak, hepsi toplanmış sana geliyor..." (Yeşaya, 60:3-4)
Sahibi (Şilo) [Hz. Mehdi (as)] gelene kadar... [sonra] uluslar onun sözünü dinleyecek. (Yaratılış, 49:10)

13. Halkların Hz. Mehdi (as)'a tabi olmaları:
Kralın [Hz. Mehdi (as)'ın] adı sonsuza dek yaşasın, Güneş durdukça adı var olsun, onun aracılığıyla insanlar kutsansın, bütün uluslar "Ne mutlu ona" desin! (Mezmurlar, 72:17)
Onun [Hz. Mehdi (as)'ın] fevkalade doğruluğu ve vesile olacağı harikalıklar [şaşırtıcı güzellikler] nedeniyle insanlar onunla barış yapacak ve tüm ülkeler ona hizmet edecek. (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
... Halklar ayaklarının altına serilir [Tüm insanlar Hz. Mehdi (as)'a tabi olacaklardır]. (Mezmurlar, 45:5)

14. Egemenlik sahibi olması:
Ona [Hz. Mehdi (as)'a] egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona hizmet etti. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır. (Daniel, 7:14)
Kralınız [Hz. Mehdi (as)] uluslara barışı duyuracak. Onun egemenliği bir denizden bir denize, Fırat'tan yeryüzünün uçlarına dek uzanacak. (Zekeriya, 9:10)
... [Hz. Mehdi (as)'ın] egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. Egemenliğini adaletle, doğrulukla kuracak ve sonsuza dek sürdürecek... (Yeşaya, 9:7)
... Davud soyundan güçlü bir kral [Hz. Mehdi (as)'ı] çıkaracağım. Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, ama onun başındaki taç parıldayacak. (Mezmurlar, 132:17-18)
Rab kralını [Hz. Mehdi (as)'ı] büyük zaferlere ulaştırır... ona sonsuza dek sevgi gösterir. (2. Samuel, 22:51)
Gelecek zamanda, Kral Mesih'in [Hz. Mehdi (as)] çıkacak ve Davud krallığını geçmişteki hakimiyetine yeniden kavuşturacak. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)
[Hz. Mehdi (as)] egemenlik sürsün denizden denize, Fırat'tan yeryüzünün ucuna dek! (Mezmurlar, 72:8)

15. Dünyayı bulunduğu yerden yönetmesi:
... Davud oğlu [Hz. Mehdi (as), Hz. Süleyman (as) gibi] sadece sedirinden hükümdarlık edecek... (Talmud, Sanhedrin 20b)

16. Dünyayı yardımcıları aracılığıyla yönetmesi:
... Davud oğlu [Hz. Mehdi (as), Hz. Süleyman (as) gibi] sadece kendi ekibiyle hükümdarlık edecek... (Talmud, Sanhedrin 20b)

17. Dünya çapında barışı sağlaması:
Savaş arabalarını... uzaklaştıracağım. Savaş yayları kırılacak. Kralınız [Hz. Mehdi (as)] uluslara barışı duyuracak... (Zekeriya, 9:10)
Onun [Hz. Mehdi (as)'ın] fevkalade doğruluğu ve vesile olacağı harikalıklar (şaşırtıcı güzellikler) nedeniyle insanlar onunla barış yapacak... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
Mesih [Hz. Mehdi (as)] döneminde... savaşlar olmayacak ve bir millet diğer bir millete kılıç kaldırmayacak... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)

18. İzzet sahibi olması:
... Rabbin izzeti senin üzerine doğdu... izzeti senin üzerinde görünecek. (Yeşaya, 60:1-2)
[Rab] Senin kurtarışınla izzeti büyüktür, onu [Hz. Mehdi (as)'ı] görkem ve büyüklükle donattın. (Mezmurlar, 21:5)

19. Allah'a dayanıp güvenmesi:
... Kral [Hz. Mehdi (as)] Rab'be güvenir, Yüceler Yücesi'nin sevgisi sayesinde sarsılmaz. (Mezmurlar, 21:7)

20. Allah'ın Hz. Mehdi (as)'ı her yönden desteklemesi:
Rab'bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu onun [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerinde olacak... (Yeşaya, 11:2)
İşte kendisine destek olduğum, Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum [Hz. Mehdi (as)]! Ruhumu onun üzerine koydum... (Yeşaya, 42:1)
Egemen Rab'bin Ruhu üzerimdedir... (Yeşaya, 61:1)
Ben, Rab, seni doğrulukla çağırdım, elinden tutacak, seni koruyacağım. Seni... uluslara ışık yapacağım. (Yeşaya, 42:6)
Onu güzel iyilik bereketler ile karşıladın, başına saf altından taç koydun. Senden yaşam istedi, verdin ona uzun... bir ömür. (Mezmurlar, 21:3-4)
Hahamlarımız öğretti ki, Yüce Allah, Davud oğlu Mesih'e [Hz. Mehdi (as)'a] diyecek ki; "Benden ne istersen, onu sana vereceğim." (Talmud, Sukkah 52a)
Rab şöyle diyor: "Lütuf zamanında seni yanıtlayacağım, kurtuluş günü sana yardım edecek, seni koruyacağım..." (Yeşaya, 49:8)
Ya Rab, kral [Hz. Mehdi (as)] seviniyor gösterdiğin güce. Sevinçten coşuyor verdiğin zaferle! Gönlünün istediğini verdin, ağzından çıkan dileği geri çevirmedin. (Mezmurlar, 21:1-2)

21. Akıl ve hikmet sahibi olması:
"İşte Davud için doğru bir dal çıkaracağım günler geliyor" diyor Rab. "Bu kral [Hz. Mehdi (as)] bilgece egemenlik sürecek, ülkede doğru ve adil olanı yapacak." (Yeremya, 23:5)
Davud'un soyundan çıkacak olan o kral [Hz. Mehdi (as)], Süleyman'dan bile daha akıllı olacak... (Maimonides, Mişna Tora, Tövbe 9:2)
Mesih dönemi (Altınçağ)... akılda olağanüstü olan... Mesih [Hz. Mehdi (as)] tarafından yönetilecek... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
Haham Nahman dedi ki: "Eğer [Mesih [Hz. Mehdi (as)]] bugün... yaşayanlardan olsaydı, o bizim mübarek Hocamız olurdu." (Talmud, Sanhedrin 98b)

22. Allah'ın sevdiği bir kulu olması:
Rab kralını büyük zaferlere ulaştırır, Meshettiği krala [Hz. Mehdi (as)'a]... sonsuza dek sevgi gösterir. (2. Samuel, 22:51; Mezmurlar, 18:50)
... Yüceler Yücesi'nin sevgisi sayesinde sarsılmaz. (Mezmurlar, 21:7)
İşte kendisine destek olduğum, Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum!... (Yeşaya, 42:1)

23. Allah korkusu ile dolu olması:
... Rab korkusu ruhu onun [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerinde olacak. Rab korkusu hoşuna gidecek... (Yeşaya, 11:2-3)

24. Allah'a yakın olması:
Mesih dönemi (Altınçağ)... Allah'a yakın olan... Mesih [Hz. Mehdi (as)] tarafından yönetilecek... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)

25. Güzel bir insan olması:
[Halk,] kralı [Hz. Mehdi (as)'ı] bütün güzelliğiyle görecek... (Yeşaya, 33:17)
Sen insanların en güzelisin... (Mezmurlar, 45:2)

26. Allah'ın nurunun üzerinde olması:
Kalk, aydınlan, çünkü ışığın geldi ve Rab'bin izzeti senin [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine doğdu... Uluslar senin ışığına... gelecek. (Yeşaya, 60:1-3)

27. Hikmetli konuşması:
... Lütuf saçılmış dudaklarına... (Mezmurlar, 45:2)

28. İnsanları Allah'ın yoluna davet edip eğitmesi:
Davud soyundan çıkacak olan o kral [Hz. Mehdi (as)] tüm insanlara Allah'ın yollarını ve O'ndan korkmayı öğretebilecek... (Maimonides, Mişna Tora, Tövbe 9:2)
[Hz. Mehdi (as)] çıktığında... [Allah'ın yasalarının uygulanmasındaki] itaatsizlikleri düzeltecek... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)
O [Hz. Mehdi (as)] bütün dünyayı Allah'a kulluk etmeleri için mükemmelleştirecek. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)

29. Heybet ve görkem sahibi olması:
... [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine celal ve haşmet koydun. (Mezmurlar, 21:5)

30. Bulunduğu mekanın görkemli olması:
... [Hz. Mehdi (as)'ın] kaldığı yer görkemli olacak. (Yeşaya, 11:10)

31. Alçakgönüllü olması:
... O [Hz. Mehdi (as)] adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür... (Zekeriya, 9:9)

32. Allah rızasına göre hareket etmesi:
Davud'un soyundan bir kral çıkarsa... ve Allah'ın savaşlarını savaşırsa [Allah için fikri mücadele yürütürse], onun Mesih [Hz. Mehdi (as)] olabileceğini güvenle dikkate alabiliriz... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)

33. Zahire göre değil, batın (ledün) ilmiyle hükmetmesi:
... [Hz. Mehdi (as)] gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek. (Yeşaya, 11:3)
... O [Hz. Mehdi (as)] [bir adamı] sezer ve hakkında hüküm verir, çünkü şöyle yazılmıştır: Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek. Yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. [Yeşaya, 11:3-4] (Talmud, Sanhedrin 93b)

34. Şefkat ve merhamet sahibi olması:
... Yardım isteyen yoksulu, dayanağı olmayan düşkünü o kurtarır. (Mezmurlar, 72:12)
Yoksula, düşküne acır, düşkünlerin canını kurtarır. (Mezmurlar, 72:13)
Baskıdan, zorbalıktan özgür kılar onları, çünkü onun gözünde onların kanı değerlidir. (Mezmurlar, 72:14)
Mazlumlara hakkını versin, yoksulların çocuklarını kurtarsın... (Mezmurlar, 72:4)

35. Güzel huylu olması:
Bağırıp çağırmayacak, sokakta sesini yükseltmeyecek. (Yeşaya, 42:2)
Ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek... (Yeşaya, 42:3)

36. Cesur olması:
Ey yiğit... görkemine, yüceliğine bürün. (Mezmurlar, 45:3)
Yeryüzünde adaleti sağlayana dek umudunu, cesaretini yitirmeyecek... (Yeşaya, 42:4)

37. Bereket verilmiş olması:
O [Hz. Mehdi (as)] Rab'bin önünde bir fidan gibi, kurak yerdeki kök gibi büyüdü... (Yeşaya, 53:2)
[Hz. Mehdi (as)] yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun! (Mezmurlar, 72:6)
[Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine sürekli bereket yağdırdın ... (Mezmurlar, 21:6)

38. Müjdeci olması:
... O müjdeci ki, esenlik duyuruyor. İyilik müjdesi getiriyor, kurtuluş haberi veriyor... (Yeşaya, 52:7)

39. Allah'ın Selam sıfatının üzerinde tecelli etmesi:
... Onun [Hz. Mehdi (as)'ın] adı... esenlik önderi olacak. (Yeşaya, 9:6)
... [Hz. Mehdi (as)'ın] esenliğinin büyümesi son bulmayacak... (Yeşaya, 9:7)

40. İnsan suretinde olması, insanoğlu ünvanını taşıması:
Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin [Hz. Mehdi (as)'ın] göğün bulutlarıyla geldiğini gördüm... (Daniel, 7:13)
Haham Nahman dedi ki: "Eğer [Mesih [Hz. Mehdi (as)] bugün yaşasaydı, bana benzeyen biri olurdu, çünkü şöyle yazılmıştır: Önderleri kendilerinden biri olacak, yöneticileri kendi aralarından çıkacak." [Yeremya 30:21] (Talmud, Sanhedrin 98b)

41. Mucize göstermeden dünyaya hakim olması:
Bir kimse... Kral Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] mucizeler ve harikalar yapması gerektiği, dünyaya yeni olağanüstülükler getireceği, ölüleri dirilteceği veya benzeri işler yapacağı kanısında olmamalı. Bu doğru değil. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:3)
Mesih [Hz. Mehdi (as)] döneminde doğadaki mevcut düzenin herhangi bir unsurunun geçersiz kılınacağı veya yaratılışta yeni bir değişiklik olacağı düşünülmemelidir. Daha doğrusu dünya kendi düzeninde devam edecektir. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 12:1)
[Hz. Mehdi (as) döneminde]... dünyanın işleyiş şeklinin veya doğa kanunlarının değişeceğini düşünmeyin. Dünya olduğu gibi devam edecek... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] alametler göstermesine ya da kendini ispatlaması için harikalar yapmasına ihtiyaç yoktur. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:2)

42. Tüm dünyada tanınması:
Mesih [Hz. Mehdi (as)] büyük şöhret kazanacak ve onun ünü diğer milletler arasında Kral Süleyman'dan daha fazla olacak. (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)

43. Ahir zamanda ortaya çıkması:
... Davud oğlu [Hz. Mehdi (as)] son jübilede* gelecek... (Talmud, Sanhedrin 97b)
* Jubile: Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama.

44. Aniden ortaya çıkması:
... [Hz. Mehdi (as)'ın çıkışını hesaplamakla ilgili olarak] onlara şöyle derdi:... Üç şey aniden ortaya çıkar: Mesih [Hz. Mehdi (as)], bulunan bir eşya ve bir akrep. (Talmud, Sanhedrin 97a)

45. Allah'ın insanlara lütfu olması:
[Hz. Mehdi (as)'ın] adı nedir? ... Onun adı Şiloh [gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı]... Onun adı Yinnon [sonsuza kadar yaşayacak olan]... Onun adı Haninah [inayet, lütuf, Allah tarafından kutsanmış]... Onun adı Menahem [rahatlatıcı, teselli eden]... Çünkü Benim ruhumu rahatlatacak olan Menahem [rahatlatıcı]... Kesinlikle bizim acılarımıza katlandı ve dertlerimizi taşıdı... (Talmud, Sanhedrin 98b)

46. Önceleri değerinin bilinmemesi:
İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, ona değer vermedik. (Yeşaya, 53:3)

47. Zorluklarla imtihan olması:
... "Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği nesilde, alimler aleyhine dava açılacak." Samuel'in yanındayken bu ifadeyi tekrar ettiğimde, şu sözlerle vurguladı: "Bir imtihanın ardından bir başka imtihan gelecek... " (Talmud, Kethuboth 112b)
Mesih için de şöyle yazılmıştır; Rab'bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu onun üzerinde olacak. Haham Alexandri dedi ki: "Bu O'nun [Allah'ın] ona [Hz. Mehdi (as)'a] salih işler ve cendere gibi sıkıntılar yüklediğini öğretir." [Yeşaya, 11:2] (Talmud, Sanhedrin 93b)
Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa, neden boş düzenler kurar bu halklar? Dünyanın kralları saf bağlıyor, hükümdarlar birleşiyor Rab'be ve meshettiği krala [Hz. Mehdi (as)'a] karşı. "Koparalım onların kayışlarını" diyorlar, "atalım üzerimizden bağlarını." (Mezmurlar, 2:1-3)

48. Yardımcılarının ana görevinin Allah'a hizmet olması:
... Size Rab'bin kahinleri [din adamları] denilecek; size Allahımız'ın hizmetçileri denecek... (Yeşaya, 61:6)

49. Hz. Mehdi (as)'ın kaderde belli olması:
Yaratılıştan önce [Yüce Olan, Kutsal Olan tarafından] yedi şey belirlenmişti: Tevrat, Tövbe, Cennet, Cehennem, Arş, Kutsal Mescit ve Mesih'in kimliği. (Babil Talmudu, Pesachim 51:A)
[Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın]] İsmi nedir? - Haham Şila'nın mezhebi dedi ki: Adı Şilo'dur (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı), çünkü şöyle yazılmıştır: Şilo gelene kadar [Yaratılış, 49:10]. Haham Yannai mezhebi dedi ki: İsmi Yinnon'dur [sonsuza kadar yaşayacak olan], çünkü şöyle yazılmıştır: İsmi sonsuza dek duracaktır; Güneş durdukça adı var olsun, adı Yinnon'dur. Haham Haninah mezhebi şöyle açıkladı: Adı Haninah'tır [inayet, lütuf, Allah tarafından kutsanmış]. (Talmud, Sanhedrin 98b)
Dünyadan önce yedi şey yaratılmıştır: Bunlar Tevrat, Tövbe, Cennet, Cehennem, Arş, Mescit ve Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] ismidir... Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] ismi hakkında şöyle yazılmıştır; Kralın [Hz. Mehdi (as)'ın] adı sonsuza dek yaşasın, Güneş durdukça adı var olsun! [Mezmurlar, 72:17] (Talmud, Nedarim 39b)

50. Hz. Mehdi (as)'ın 40 yıllık bir hizmet döneminin olması:
Şöyle öğretilmiştir: Haham Eliezer dedi ki: Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] günleri kırk yıl sürecektir, çünkü şöyle yazılmıştır: Kırk yıl boyunca nesli elimde tutacağım. (Talmud, Sanhedrin 99a)

EFSANE1 TÜRK BOARD

KAROGLANIN PAYLAŞIMLARI
This it's a sample image

Dini ve Kültürel Bilgiler
Tasavvuf Bilgileri
PSD Grafikler
PNG Resimler
JPG Resimler
GIF Resimler
Flatcast Tema
Radyo indexleri
Ne Ararsanız Burada

EFSANE1 TÜRK BOARD iÇERiK

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi