Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Allahın Rahmeti ve ilmi Her Şeyi Kuşatmıştır (Kar©glanin 9 Eylül 2018 Vaazi)
#1
44 
[Resim: Dini-Resim-V090920181341_N1.jpg]

Allahın Rahmeti ve ilmi Her Şeyi Kuşatmıştır

(Kar©glanin 9 Eylül 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke ve kıhim azâbel cahîm

Meali :

Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.”

Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 7. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allahu Teala, kara gecede, kara taş üzerindeki kara karıncayı görür ve kara karıncanın ayak sesinide işitir. O nun ilmi her şeyi kuşatmıştır."

( Hadis-i Şerif , Hadisde kayip raviside kayip)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm, lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm, lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard, menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm.

Meali :

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önündekileri ve arkasındakileri bilir. O’nun ilminin kuşatmadığı bir şey yoktur hatta O’nun (dünyaya vaaz ettigi) kürsüsü bile, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O nun iki kudret eli arasındadır. O, yücedir, büyüktür.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 255. ayet)

Cok zaman önce yazdigimiz bir vaazimizda bahsettigimiz, bu : Allahu Teala nin, kara karincayi görmesi hikmetini, enine boyuna düşünüp, kurandaki delillerinide bulunca, iyice tefekkür edip araştiran yabancilar, sonunda Allahin bu iliminede vakif olmuşlar, ve uydu ve benzeri cihazlari ile, karanlik bir gecede, kara taşin üzerindeki bir kipirtiyi, tespit edebiliyorlar, ve ona silah atip, onu isterse öldürüp, isterse durdurabilcek silahida icad etmişler. eee yilardir bu hadisi ve hikmeti duyupda, bir gayret göstermeyen müslümanlar nerede peki!!!!
Halbuki bu hikmeti bizim bilip, bunu, bu buluşu da bizim keşfetmemiz lazim degilmiy di?
Biz gibi alimler, her ne kadar böyle bilgiler vaaz etsek, uyanin dersek de, derler ki :

"İmam ne derse desin, cemaat bildiğini okur."

(Atasözü)

ve Allahin Takdiri yani kader yazisi icinde öyle denir ki : sen ne yaparsan yap, ancak olcak olan olur, yani :

(Kader hususunda klişe söz, ve genel kural)

"Allah ın takdir ettiği (olmasını murad ettiği) bir şeyi, kimse tehir edemez, yani geciktiremez bile, Allah ın Tehir ettiği (olmasını istemdiği) bir şeyi de, kimse oldurup meydana getiremez."


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ اللَّهِ شَيْئًا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا بَلْ كَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darran ev erâde bikum nef’â, bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ.

Meali :

"De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardı."

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 11. ayetten pasaj)

Eger herşey takdir işte deyip, bizler yan gelip yatarsak, elbet Allah bizlere nasip etmez bu bilgileri, Allah calişana emeginin karşiligini verecegini vaad ediyor kuranda ve buyurdu ki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

Meali :

Bilsin ki! insan için ancak, kendi çalışmasının karşılığı vardır.

(Sadakallahul Aziym NECM Suresi 39. ayet)

Onlar buldular bildiler ve erdiler o ilme, onlarin sayesinde bizlerde o buluşlardan cüz i mikdarda fayda görmekteyiz, yahut kullanmaktayiz işte... eee o zaman biz yattik ve nerden erdik bu ilme ve aletlere, calişmadan ermiş olmuyoz mu? oluyor, eee o zaman bizler eskiden yaptigimiz amellerimizin karşiligi olarak, bu cennet vaktinde, altin cagda, bu ilimlere ermiş olduk, onlar bizim cennetimizi imar etmiş oldular, hem kendi cennetlerini, hemde, önceki hayatlarinda, iyi ve güzel amel yapmiş olan, bütün isavisi, musavisi, mecusisi, budisti,... ve digerlerinin cennetini imar etmiş oldular işte. Yoksa yatana lokma yok deniyor kuranda, hem yatip, hemde böyle bu kazanmak nerden cikdi derseniz!! işte bizim tezimizin dogrulugu ortaya cikar ancak işte.. ve bu dünyada cennetlerde kurulmuş, sahiplerini hem bekler hem girenlere hizmet eder, yine cehennemlerde kurulmuş, sahiplerini ögütüyor işte, girecek olanlarida bekler durur.....

ALINTI BAŞI

Ne acayip bir zamanda yaşıyoruz! Kimi, kendini yaratan Allah'ı inkâr ediyor; kimi de Müslüman olduğunu iddia edip inandığı Allah'ın ilmini inkâr ediyor.

Bir kâfirin, Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini inkâr etmesini, hadi bir derece anladık diyelim. Peki, Müslüman'ım diyen ve sözüm ona ilim sahibi olduğunu iddia eden kişinin, Allah'ın ilmini inkâr etmesini neyle izah edeceğiz. Cahillikle mi, art niyetle mi, yoksa bu dini bozma gayretiyle mi?..

Her ne ise, biz onların niyetlerini bir kenara bırakalım ve onların görüşleriyle ilgilenelim, daha doğrusu görüşlerini çürütelim.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ agnâ anhu mâluhu ve mâ keseb. Se yaslâ nâran zâte leheb. Vemraetuhu, hammâletel hatab. Fî cîdihâ hablun min mesed.

Meali :

"Ebu Leheb’in elleri kurusun; kurudu da. Malı ve kazandığı ona fayda vermedi. Yakında alevli bir ateşe (cehenneme) girecek. Boynunda bükülmüş bir ip olduğu hâlde, O nun ateşinin Odun taşıyıcı olarak karısı da cehenneme girecek."

(Sadakallahul Aziym Tebbet Suresi, 1 ila 5. ayet)

Bu sure-i celile, Ebu Leheb ölmeden yıllar önce nazil olmuştur. Surenin iniş sebebi şu hadisedir:

Peygamberimiz (sav) Kureyşlileri etrafında toplayarak: "Eğer ben size, düşmanın sabahleyin veya akşam üstü geleceğini söylersem, beni doğrular mısınız?" dedi. Onlar: "Evet." dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav): "Ben sizi şiddetli bir azaba karşı uyarıyorum." buyurdu. Ebu Leheb: "Bizi bunun için mi topladın? Yazıklar olsun sana, iki elin kurusun." dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Tebbet suresini sonuna kadar inzal buyurdu.

(İbni Kesir, Fahreddini Razi)

Görüldüğü gibi bu sure-i celile, Ebu Leheb ölmeden önce nazil olmuş ve Ebu Leheb'in iman etmeyeceğini beyan buyurmuştur. Bu sebeple müfessirler bu surenin gaybi bir mucize olduğunda ittifak etmiş ve şöyle demişlerdir:

“Bu sure Peygamberimiz (sav)'in nübüvvetine apaçık bir delil ve ayan beyan bir mucizedir. Çünkü bu ayette: ‘Alevli ateşe girecektir. Odun taşıyıcısı olan karısı da…’ buyrularak onların şakiliği ve her ikisinin de iman etmeyeceği haber verilmiştir. Ve vakıa, tam ayetin haber verdiği gibi vuku bulmuş ve her ikisi de imana muvafık olamamışlardır.” [1]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَسَوَاء عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.

Meali :

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman edip inanmazlar.

(Sadakallahul Aziym YÂSÎN Suresi 10. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.

Meali :

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, iman edip inanmazlar.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 6. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّكَ لَا تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَن يَشَاء وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve huve a’lemu bil muhtedîn

Meali :

Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 56. ayet)

Bu ayetler o zaman "İmam ne derse desin, cemaat bildiğini okur." sözünü dogruluyor, ve öyle olunca onlarin kaderi inkar bahsi olan, bizlere eger uyarmak fayda etmeyen birşey olsaydi, bunca peygamber, ve bunca din, ve bunca kitap gönderilip, halka teblig edilirmiydi ki, ayette buyruldugu üzre :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالَ الَّذِينَ أَشْرَكُواْ لَوْ شَاء اللّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ نَّحْنُ وَلا آبَاؤُنَا وَلاَ حَرَّمْنَا مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ كَذَلِكَ فَعَلَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ إِلاَّ الْبَلاغُ الْمُبِينُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kâlellezîne eşrakû lev şâallâhu mâ abednâ min dûnihî min şey’in nahnu ve lâ âbâunâ ve lâ harramnâ min dûnihi min şey’in, kezâlike fe alâllezîne min kablihim, fe hel alâr rusuli illâl belâgul mubîn.

Meali :

Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 35. ayet)

Peygamberlere, Alimlere ve bize düşen, sadece apaçık bir tebliğdir. Biz kimsenin boynuna kilic dayayipda, iman gel diyemeyiz, dememeliyizde zaten, cünkü hür iradeye pranga vurmak olur o hal.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلاَ تَكْتُمُونَهُ فَنَبَذُوهُ وَرَاء ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْاْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz ehazallâhu mîsâkallezîne ûtûl kitâbe le tubeyyinunnehu lin nâsi ve lâ tektumûneh, fe nebezûhu verâe zuhûrihim veşterav bihî semenen kalîlâ, fe bi’se mâ yeşterûn.

Meali :

Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

(Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 187. ayet)

Tebbet Suresi Yorumumuz

Ebu cehilin ve karisinin halini yorumumuz ise, bir firinci teyze düşünün ki, bu devirde, önüne ekmek pişirmek isteyen ve, hamurunu yapip, teknesini FIRINA getiren bir kadin, ve diger kadinda firinci teyze (cehennemin bakcisi Malike yada Melike hatun), ve o kadin önce teknesini getirir di FIRINA, bizim köyde eskiden, sonrada gider birde firinin altinda yancak odununuda getirir ki, ekmegini firinci teyze pişirsin. ve işte o ekmek olcak bugdaylar un oldu, sonra hamur oldu, sonra ekmek bezesi oldu, sonrada firina yani cehenneme sürülcek pişcek amma, pişmesi icinde, o sirtinde hurmu lifleri getiren bir kadin, ve firinci teyze onlari aldi ve firinin altina sürüp, yakip da ekmekleri, nar gibi kizartip pişirince, işde ebu cehilde tatti cehennemi, o kadinda, sirtinda, onu (Ebu Cehili) pişircek olan, yada yakcak olan odun liflerini, sirtinda getirmiş oldu bile, diye yorum getiriyoz bu sureye....

Ebu cehil ve karisi söz ve nasihat kar etmeyenlerden sadece birisi işte, ve öyle olunca buna yorumumuz ise :

[Resim: Allahin-ilmi-ve-Bilmesi.jpg]

Yukardaki Resime bakip yaziyi okuyan anlayacakdir ki, dünyada bir cok alet erdavat var, ve tesisat var, elektrik tesisatlari, su tesisatlari, gaz tesisati, yine bir ucak pilot Kokpitinde, bircok gösterge ve ayarlar var, ve bunlarin, ilk bakişda, ne oldugunu, ne işe yaradigini, nasil kullanildigini, nasil baglanacagini, ne kadar gücleri oldugunu, neye yaradigni, kimler, yada kac kişi bilebilir degilmi? amma o ilmi tahsil etmiş bir elektrik tesisatcisi, yahut su tesisatcisi, yada bir ucak pilotu anlayabilir degil mi?
öyle olunca Allah ki, yeri gögü yaratan, herşeyin hakimi, ve mülkün sahibi olan Allah, bir tesisatci kadar da mi bilgisi yok ki yarattigi kullari, doga, hayvan, güneş, ay,.. insan, bitki, ne yapar? gücü nedir? neler yapamaz? bilmesin. Halbuki Allah in ilmi ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır.

[Resim: Hucre-Yapisi.jpg]

öyle ilmi ile kuşatması tamamda, rahmeti nasil kuşatmıştır derseniz, rahmet su demek, dünyanin 3/4 ü su, yine insan bedeninin 3/4 ü su, yine hücredeki yapinin 3/4 ü su

[Resim: Yagmur-Bulutlari.png]

ve yine semada da, yedi tane su okyanusu, yada deryasi vardir ki, kurandan gecen yedi "Ha ve mim" harfi gösterir ki, yukarda 7 tane kat vardir ki, gök katmani, onlar ayri ayri deniz halindedir, rahmet halindedir, yani su halindedir. Nasil olur derseniz, mesela bulut tonlarca su ile doludur, amma semada ucabiliyor, tonlarca yagmur var, Allah a, bu tonlarca yagmuru semada tutmak zor gelmiyor, ve onlari semada ucuruyor, inecegi yere kadar melekleri taşiyor, ve bu gök semasi olan yedi "ha mim" in mahiyetinin aslinida, Allahu Teala ve Tekaddes hazretleri daha iyi bilir.
ve Raşidi zikrindeki o ha mim ler, o yedi gök katmanini zikretmek icin, unutmamak icin işte, yani yagmur yagdirmak icin, elbet buluta ihtiyac var degil mi?
Yine Rabbimiz, Bir Tane Domates Tarlasinda, tonlarca domatesi yaratirken, birde O nun (Allah in) melekleri, oturup, her birine adres yaziyor, mesela mektupa adres yazar gibi, Temsili misal ile : Bu Domates Ankara Cebeci de, 13 numarali evde ki, fatma baciya gidecek, ve o falan tarihde, sabah kahvaltisinda, bunu, biber peynir,.. ve cay ile, saat filanda, falan filan ile birlikte, mutfakda ayakda (veya falanci numarali sandelyede otururuken) yiyecek,.....
yani düşünün, böyle ciftci bir amcanin sekreter yada, işciler tutup, her bir domatese, mektupa yazar gibi, adres yazdirmak zorunda oldugunu, ve ne kadar zaman alir, o kadar domatese bibere,... adres yazmak, ve onu götüren kamyoncunun işi nasil zor, satan pazarcinin işi ne kadar zor olurdu, amma Allah bunlari bizler hic hissetmeden ve zorluk da cekmeden, her sene, her gün, her ay, her lokmaya, her rizka yazip durur, bunlar : Allah in, bizlere rahmetinin genişligi, ve rahmetinin gadabini koyup gecip taşmasi degilde ne o zaman

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayetle,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah-u Azze ve Celle mahlukatı yaratmayı takdir buyurduklarında, kendi katında, arşın üstünde bulunan Levh-i Mahfuz’una Ana hafiza kartina (kudret kalemine emrederek): “Rahmetim gazabımı (öfkemi) koyup geçti.” diye yazdı.”

( Hadis-i Şerif , Müttefekun aleyh. Hadisin lafzı (3194) Buhârî'ye aittir)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E hum yaksimûne rahmete rabbike, nahnu kasemnâ beynehum maîşetehum fîl hayâtid dunyâ ve rafa’nâ ba’dahum fevka ba’dın deracâtin li yettehıze ba’duhum ba’dan suhriyyâ, ve rahmetu rabbike hayrun mimmâ yecmaûn.

Meali :

Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.

(Sadakallahul Aziym ZUHRÛF Suresi 32. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ الْمُلْكِ فَإِذًا لاَّ يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Em lehum nasîbun minel mulki fe izen lâ yu’tûnen nâse nakîrâ.

Meali :

Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler.

(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 53. ayet)

öyleyse "Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir."

(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 56. ayet)

Yani bizler kainatin prototipini taşiyorsak bedenlerimizde, ve iyiler sag tarafi, ve kötülerde, sol tarafi temsil ediyorsa, birbirine zit degil, sadece simetrik dememiz lazim, cünkü kimse sag tarafini, sol tarafina cevirmesi icin Allah a dua etmeyecegi gibi, ve sag el, sola takilinca bütün görevleri iptal olup, o el işe yaramayacagi, ve görevini ifa edemeyecegi gibi, kötülere iyi ol demek de böyledir, ve sag taraf, sagda güzel, sol tarafda, solda güzeldir. Allah herşeyi yerli yerince yaratmiştir. ve kötüler her ne kadar, kumar oynamayani, kumara aliştirsada, yine zina etmeyeni zinaya, icki icmeyeni ickiye aliştrimaya calişsada, sag sagda güzel, sol solda daha güzel, sag in, yani, mümin birini calarken görmek, ne kadar kötü, "sana hic yakiştiramadik" der herkes degil mi? öyle olunca, sag, sag ele yakişir, ve iyi amel etmek ile sorumlu, iyilerde iyi işler yapmakla sorumlu, ve sol elde taharet ederken yanliş yapmiyordur zaten,......

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُوْلَئِكَ مُبَرَّؤُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât, vet tayyibâtu lit tayyibîne vet tayyibûne lit tayyibâti, ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn, lehum magfiratun ve rızkun kerîm.

Meali :

Kötüler, kötülere; kötüler zaten kötülük icindir; temizlerde temizlere, temizler de temiz işlere lâyıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.

(Sadakallahul Aziym NÛR Suresi 26. ayet)

Kuranin Topluca ve birde parca parca inmesi meselesi

Hz Muhammed i Gezen yürüyen kuran diye bildigimiz hal üzre, peygamberimiz dogunca, dünyaya gelince, kuran topluca inmiş oldu, ancak tam manasi ile inmesinin bitmesi ise, o 40 yaşina basipda, bütün vücudu, asil halini alip, tam oturunca, yani olmasi gereken büyüklüge her uzuv erişince, toplu inmesi son buldu, ancak yine, tertil üzre, parca parca, peyder pey inmesi ise, peygamberimize peygamberlik verildikden sonra, gün ve gün, hayatin serancami icerisinde, ona lazim olan ayetler indi, aklina inzal oldu.
Bunun yine misali ise, bedenimiz yine kainatin prototipi olunca, senin vücudunda mesela suya ihtiyac var, ve binlerce hücre, su su diye bagirirken, senin testiden su doldurup bir bardaga, bir bardak suyu, üc yudumda icmen demek, topluca suyu alman demek, ama o suyun yerleri olan her bir hücreye kadar ulaşmasi ise, epey bir zaman almakda. sen suyu icer icmez her hücre suya doymadi degilmi, o mide böbrek ve kan ve akyuvar alyuvarlar derken, bir sürü işcinin elinden gece gece, ancak damarlar yolu ile hücrelere vasil olmakda, ve bu belli bir zaman almakda işde, bunu kuran in da böyle, bütün olarak ve parca parca inzaline kiyas edin....

Kuran in Namazlarda ve dualarda ve zikirlerde Arapca okunmasi gerektiginin önemi hakkinda

internete girip, bu benim vaazlari okuyup, dinlediginiz bilgisayari kullanmak icin, klavyedeki "Enter" Tuşu her dilde ayni ENTER yani geri tuşu geri tuşu "Back Space" ise back space, yani yine "ESC" ESC, "ALT" Alt . bu türkce olunca farkli, ingilizce farkli, yada arapca farkli degil, yani bu tuşlar nasil bilgisayari kulanmak icin befehl (yani emir komutu) veren tuşlar ise, işde yazi yazarken tükcede yazabiliyoruz, bazi harfler haric, yine ve arapcda yaziyoruz,..... amma befehl tuşlari ise ayni, herkesde ayni, öyle olunca kuranin arapcasi işde bu kainatin yönetimindeki, befehl yani, emir komutlari gibidir. onlar ancak ve ancak, ana dili olan arapca söylendiginde o frekans araligi oluşur, ve yani entere basinca, bilgisayar bir kablosu ile bir frekansi biligsayar chipine (beynine) yolladigi gibi, sen o ismi yada, zikiri, duayui, sureyi, ancak ve ancak, arapca okudugun zaman o frekans araliginda bir sinyal, kainata, dilin ve damaganin sayesinde beynin ve enrjin ve auran ile gider. işde ebced degerleri, yani kuranin matematiksel, yada metrix verileride bu yüzden önemlidir. ve o yüzden mesela "bin" demek 1000 sayisal degerini, ben dil ile söyleyince, b i n diyorum, arapcda ise "elfe" demek, yani, farkli kelime ve harfler var, ve her harfin frekansi farkli, nasil notalrdaki do ile re, mi ile sol, ayni degilse, her harfinde frekansi ve ebced degeri farkli, ve öyle olunca, işde kuran da ancak arapca okundugunda, ve zikredildiginde, ve namaz arapca kuran ile kilindiginda, ezan arapca okundugunda, o frekans aralgii oluşur, ve kainata gidecek, emir ve befehlde, ancak öyle gider, zikrimizin neden arapca olduguda bu yüzdendir.

Zikirimizdeki Ayetel Kürsi ve Muavazeteynlerin sayisi hakkinda

Ayetel Kürsi durak yerlerinin sayısınca 17, kelimeleri sayısınca 50, harfleri sayısınca 170, resuller ve ashabı kiramin sayi adedince 313. defa okuyan kişinin her arzusu yerine gelir demiş alimler. cünkü kuranin, bunlar metrixel deglerleridir. mesela bir evde 4 kişi varsa sen yapacagin dolma icin, alacagin kiyma, bir porsiyon icin degil, 4 porsiyon icin yetecek kiyma olmali, ve lahana olmali bulgur olamli, yada pirinc olmali, su olmali degil mi? sen bunu yaparken bir porsiyonluk malzeme kullanirsan, nasil evdeki diger üc kişi ac kalirsa, işte zikirlerinde, surelerinde, ve kuran in belli metrixel degerlei vardir, onlar kac adet okunmasi gerektigini gösterir, nasil biz hidrojene "H 1", bilmem demire, "Fe 26" diyorsak, işte zikirlerinde sayisal degerini oluşturan etkenler vardir.

Ayetel Kürsiyi 170 defa okumaya devam eden; hapisteyse hapisten kurtulur. Borçlu ise borcunu ödeme imkanı bulur. Rızık isterse geniş bir nimete erişir. Bu sayıda her farz namazının ardından okumaya devam ederse isteğine arzusuna çabuk kavuşur. Gece kıbleye yönelip okuduğunda da aynı şekilde istekleri kabul görür diye, rivayetlerden yola cikip, karar kilmişlar alimler.

Ve geldik hicri yilbaşina, ve hicret günlerine, ve muharrem ayina, ve birde Hüseyin efendimizin, talihsiz şehid oldugu günlere(ayva hasati mevsimine) ve aşure orucu günlerine, ve aşure aşi mevsimine, nuh dede aşi mevsimine, ve gecen hafta ben gözetledim hilali, ve Eylülün 5-6-7 sinde son hilali gördüm, ve 7 si son günü gibiydi, ve 8 inde ise hava bulutlu idi göremedim, ve 29 a tamam ettim, ve Eylülün 9 u Pazar günü hicri yilbaşi idi, ve öylede olunca, 18 Eylül 2018 Sali günüde Muharremin 10 u ve aşura günü, aşura orucu tutulmasi gereken gün, ve Muhammedin sünneti ile bir öncesi veya bir sonrasi ile 17-18-19 eylül yani

Rabbim yeni senenizi, ve aşure ve hasat mevsiminizi mübarek etsin (amellerinizin de, hasati bu mevsimde işte), ve isavilerin ve musavilerin de Erntedankfest yada Hanuka Bayramı ve Şükran Günlerini (Thanksgiving Day) tebrik ederim.

DiPNOTLAR :

[1] sorularlaislamiyet com/allah-insanin-yapacagi-fiilleri-bilmez-iftirasi


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar

Original Kar © glan

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan









Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi