Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Dinde Özür Nedir ve Özürlü Kime Denir - Özürlünün Abdesti
#1
[Resim: Dinde-Oezuerlue-Kimdir-Oezuerluenuen-Abdesti.png]

Dinde Özür Nedir ve Özürlü Kime Denir - Özürlünün Abdesti

Özür ve Özürlü Neye Ve Kime Denilir?

İbâdet konusunda, abdesti bozan şeyin devam etmesine özür; buna müptela olan kimseye ise "özürlü" denir. Sonradan ortaya çıkan bazı özür halleri, akitleri de etkiler.

Devamlı gaz çıkaran, idrarı damlayan, burnu kanayan, yarasından kan gelen erkek ve kadınla, hayızda üç günden az veya on günden çok; nifasta kırk günden çok kan gelen kadın; henüz dokuz yaşına girmeyen kız çocuğundan ve elli beş yaşını geçen kadından kan gelmesi halinde bunlar "özürlü" sayılır. Erkeğe "ma'zur" kadına "ma'zure" denir.

Bir kimsenin ibadet konusunda özürlü sayılabilmesi için özrünün, bir vakit namaz içinde abdest alıp namaz kılacak kadar bir zaman kesilmemek üzere tam bir namaz vakti devam etmesi, diğer zamanlarda da her namaz vaktinde en az bir defa bulunması gereklidir. Özür hali, tam bir namaz vakti kesilmekle ortadan kalkar.

Hz. Peygamber, sürekli özür kanı gelen bir kadının sorusu üzerine şöyle buyurmuştur: Allah'ın ilminde altı veya yedi gün hayız görürsün; sonra boy abdesti al, tam olarak temizlendiğine kanaat getirince yirmi üç veya yirmi dört gün ve gece namaz kıl, orucunu tut. Bu sana yeter" .

(Tirmizî, Tahâre, 95)

Özürlü kimse, her namaz için abdest alır. Hz. Peygamber özürlü kadına böyle yapmasını bildirmiştir (Buhârî, Vudû', 63; Ebû Dâvud, Tahâre, 110, 112; Tirmizî, Tahâre, 93). Özürlünün abdesti namaz vaktinin çıkmasıyla bozulur. İmam Züfer'e göre, vaktin girmesiyle; Ebû Yusufa göre ise, hem vaktin girmesiyle, hem de vaktin çıkmasıyla bozulur. Güneş doğduktan sonra abdest alan kimse bu abdestle öğle namazını kılar. Çünkü vakit çıkmamıştır.

Hayız dışında özür kanı gören kadın, kocasıyla cinsel temasta bulunabilir. Çünkü bunu yasaklayan bir delil yoktur. Diğer yandan, özürlü hâliyle namaz kılabilmesine kıyas yapılmıştır. Özürlü kimse namaz vakti girince alacağı abdestle vakit sonuna dek dilediği kadar namaz kılabilir, Kâbe'yi tavaf eder, Kur'an-ı Kerim okuyabilir

(Seyyid Sabık, Fıkhu's-Sünne, I, 76, 77)

Namaz kıldıracak olan imamın, idrarını tutamama, burun kanaması, sürekli yellenme gibi özürlerinin bulunmaması gerekir. Böyle bir kimse, ancak kendisi gibi özürlü birisine namaz kıldırabilir

(İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, I, 541)


Özür sahibi olmak özürlünün abdesti

Sual: Herhangi bir şekilde abdest tutamayan kimse, nasıl hareket eder?
CEVAP
Abdest tutamayan kimse, özür sahibi ise, istediği zaman abdest alır. Bu abdest ile, istediği kadar farz ve nafile kılar ve Kur’an-ı kerim okur. Namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur. Her namaz vakti girdikten sonra, yeni abdest alıp, bu vakit çıkıncaya kadar her ibadeti yapar. Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden önce aldığı abdest ile, bu namazı kılamaz. Çünkü, öğle namazının vakti başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor.

Özür sahiplerinin, devam eden özürleri, abdestini bozmaz. Fakat, başka bir abdest bozan sebep ile bozulur. Vakit çıkınca, özür sebebi ile de bozulmuş olur. (Tahtavi)

Özür sahibi olmak için, abdesti bozan bir şeyin, devam üzere mevcut olması gerekir. Edası farz olan herhangi bir namaz vakti içinde, namaz vaktinin başından sonuna kadar, abdest alıp, yalnız farzı kılacak kadar bir zaman, abdestli kalamayan kimse, özrü gördüğü andan itibaren, özür sahibi sayılır. Mesela, idrar ve başka akıntılar, yel kaçması, yaradan kan, irin akması, yahut meme, göbek, burun gibi bir yerden, kan, irin akması gibi, abdesti bozan şeylerden biri, hep mevcut olur, yani bir namaz vaktinin başından sonuna kadar, bir abdest alıp, farzı kılacak kadar, durdurulamazsa, o kimse, özür sahibi olur.

Bir namaz vakti girdikten, farzı kılacak kadar zaman sonra özür başlasa, vaktin sonu yaklaşıncaya kadar bekler. Hiç durmadı ise, vaktin sonunda abdest alıp, o vaktin namazını kılar. Namaz vakti çıktıktan sonra, sonraki namaz vakti içinde durursa, önceki namazını iade eder. İkinci namaz vaktinin başından sonuna kadar hiç kesilmezse, özür sahibi olduğu anlaşılır ve kılmış olduğu önceki vaktin namazını iade etmez.

En uygun olanı da, özürlü kimsenin, Maliki mezhebini taklid etmesidir. Çünkü Maliki’de, abdesti bozan başka bir sebep yoksa, o kimsenin özrü, namaz vakti çıksa da, abdestini bozmaz.

Her namaz vaktinde bir kere çıkması da şart değildir. Günde bir defa veya birkaç günde bir defa da özrü zuhur etse yine özrü abdestini bozmaz. Namazdan önce veya namaz içinde idrar veya yel kaçıran yahut akıntısı olan kimse, Maliki mezhebini taklid ederse, abdesti bozulmamış olur. (M.Erbea)

Not: Maliki mezhebini taklit ile ilgili geniş bilgi, Mezhebin Önemi maddesinde, Mezhep taklidi rahmettir kısmında var.

Vakit çıkınca

Sual: Akıntı, gaz kaçırması gibi bir özürden dolayı Malikî mezhebini taklit eden kimsenin, her namaz vaktinde abdest alması gerekir mi? (Evindeyse abdest alması gerekir) demek doğru mudur?
CEVAP
Hayır, evinde de olsa yeniden abdest almak, harac [sıkıntı] olur. Zaten bu gibi özürlerde, her vakitte abdest alma sıkıntısından kurtulmak için Malikî mezhebi taklit edilir. Malikî mezhebini taklit edince de, her namaz vaktinde tekrar abdest almak gerekmez. Mezhep taklidi harac olan işlerde yapılır. Abdest bozulunca, yeniden abdest alınması bir haracdır. S. Ebediyye’de, (Yolda, nakil vasıtalarında ve alış verişte temas korkusu olan Şâfiî, Hanefî veya Mâlikî mezhebini taklit etmelidir) deniyor. Kitaptaki bu ifadeye aykırı olarak, (Yolda, otobüste, çarşıda bir kadına dokununca, abdesti bozulan Şâfiî, zaruret yoksa, gitsin, abdestini alsın) denmemeli. Yolda, alış verişte abdesti bozulan, tekrar abdest alabilir; fakat yeniden abdest almanın harac olduğu, S. Ebediyye’de açıkça bildiriliyor. Dinimizin verdiği ruhsatlardan insanları uzaklaştırmak doğru değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ruhsatlardan faydalanmayan, Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.)

(Taberani)






Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi