Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Abdestin ve Guslün Faydaları ve Hikmetleri Nelerdir?
#1
[Resim: Abdest-ve-Guslun-Faydalari.png]

Abdestin ve Guslün Faydaları ve Hikmetleri Nelerdir?

Gusül, âkıl-bâliğ olan her Müslümana, kendisinde guslü gerektiren bir hal meydana geldiği takdirde farzdır. Gusül temizliğinde, mânevî ve uhrevî birçok faydalar yanısıra, pek çok maddî fayda ve güzellikler de bulunmaktadır. Bu sebeble İslâmiyet, gusle büyük ehemmiyet vermiştir. İnsan bu vecibeyi yerine getirmekle, hem Allah`ın muhabbetini kendine celbetmekte ve rızasına nâil olmakta; hem de maddeten sıhhat ve âfiyet kazanmaktadır. Gusül, aynı zamanda küçük günahlara da keffârettir. Peygamber Efendimiz (asm), Enes bin Mâlik Hazretlerine hitâben:

"Ey Enes! Guslederken mübalâğa et. Böylece yıkanma mahallinden ayrılırken üzerinde günah ve hatâlardan arınmış olarak çıkarsın." buyurmuşlardır. Hz. Enes de:

"Yâ Resûlâllah, mübalâğa nasıl olur?" diye sorduklarında, şu cevabı almışlardır:

"Saç diplerini ıslat ve deriyi de pisliklerden arındır."

Cünüplük, ibadetleri ifaya mâni, mânevî bir kirlilik hâli olduğu için, en başta mü`minin kendine ağır gelen, huzursuz kılan, ruhunu daraltan bir durumdur. Rivâyetlerde, yeryüzünün cünüp gezen insanlardan tiksinti duyup onları Allah`a şikâyette bulunduğu zikredilmiştir. Cünüp insanların yanına rahmet meleklerinin gelmeyeceği de yine rivâyetler arasındadır. Bu sebeble salâhat ve takvâ sahibi kimseler, kendilerinde cünüplük hâli meydana geldiğinde, bu halden kurtulmak konusunda acele etmişler; geceyi cünüp olarak geçirmekten şiddetle kaçınmışlardır. Bu, işin takvâ yönüdür. Bütün bunlar, cünüp olan bir insanın, uğursuz ve maddeten pis ve necis olduğu mânasına gelmez.

Cünüp kimse ile görüşülüp konuşulmayacağı söylenemez. Dikkat edilmesi gereken husus; namaz vaktini geçirmeden yıkanmaktır. İnsan, namaz vaktini geçirmemek şartıyle, yıkanmayı te`hir edebilir ve bu halde iken cünüp kimseye yapması harâm olan işlerin dışında kalan her şeyi yapabilir. Bu da, işin fetvâ yönüdür.

Ebû Hüreyre, bir gün yolda, cünüp iken, Resûlüllah Efendimize (asm) rastlamış, fakat bu cünüp hâliyle O`nun yanında bulunmaktan sıkılarak savuşup gitmiş, yıkanıp geri dönmüştü. Resûl-i Ekrem (asm), kendisine nereye kaybolduğunu sorunca da durumu olduğu gibi anlatmış idi. Resûlüllah Efendimiz (asm) bunun üzerine Ebû Hüreyre`ye şu cevabı vermişlerdi:

"Sübhânallah, mü`min hiç necis (pis) olur mu?"

Bu hadîsten anlaşıldığına göre, cünüp olan bir mü`min, kimse ile görüşüp konuşamıyacağı bir pislik ve uğursuzluk içine düşmüş değildir. Şu halde, yeryüzünün tiksinip, rahmet meleklerinin kendisinden kaçtığı insanlar, cünüplüğü hafife alan ve cünüp gezmeyi âdet hâline getiren kimseler olmaktadır.

Dinî açıdan bu derece kıymet ve ehemmiyet taşıyan guslün biraz da maddî ve tıbbî yönü üzerinde duralım. Guslün insan sağlığına yaptığı müsbet tesir şu şekilde îzah edilmektedir:

Cinsî boşalma olayı, insandaki bütün sinir sistemini seferber eden ve bütün organizmayı sarsan fizyolojik bir hâdisedir. Bu olay esnasında vücutta büyük bir hücre yıkımı meydana gelir. Bu esnada solunum ve dolaşım cihazları bu olaya bütün güçleriyle katıldıklarından, solunum adedi artar. Kan dolaşımı hızlanır. Hattâ bu esnada sarfedilen kuvvet, bin beş yüz metre koşmaya eşittir. Yahut başka bir benzetme ile, yedi katlı bir apartmanın en üst katına koşarak çıkmak kadar yorucudur. Bu hâdise vuku bulduktan sonra, uzviyet müdhiş bir yorgunluk ve ezici bir bitkinlik hisseder. Ağır bir yük taşımış gibi olur. İşte büyük bir hücre yıkımına uğrayan ve büyük bir sarsıntı geçiren insan vücudu, yıkanmak sayesinde derhal bir rehavet ve gevşeme ile sükûnete kavuşur. Vücuda yeni bir zindelik ve canlılık gelir.

İşte bu sebeble gusül, insan için mükemmel bir temizlik, maddeten ve mânen dinlenme ve huzur bahşeden bir yıkanmadır.

Vücûdumuzun normalde bir statik elektrik dengesi vardır. Vücut sağlığı bu elektriksel denge ile yakından alâkalıdır. Bu denge, psikolojik gerilimler, iklim şartları, giyim eşyaları, yaşama ve işyerleri ve bu arada guslü gerektiren hâllerle bozulur. Bu elektriksel yük, öfke hâlinde normalin dört katına, guslü gerektiren hallerde on iki katına çıkmaktadır.

Günümüzde "Kızıl ötesi" (Enfra-rouje) ışınlarla dış derinin özel fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda cinsî münasebetten sonra, vücûdun bütün yüzeyinin fazla statik elektrik tabakasıyla örtüldüğü tesbit edilmiştir. Bu tabaka, derinin oksijen alışverişine engel olduğu gibi, cildin renginin bozulmasına ve çabuk kırışmasına sebep olur. Bu durumdan kurtulmak için, vücûdun iğne ucu kadar yer dahi kalmayacak şekilde tamamen yıkanması gerekir. Böylece su zerreleri, olumsuz elektrik gerilimini alarak, vücûdu topraklıyor ve yeniden normale döndürüyor. Bu açıdan gusül, tıbbî yönden de mutlaka yapılması gereken bir temizliktir.

Abdest ve gusül, dolaşım sistemi üzerinde de olumlu etkilerde bulunmaktadır. Damarlardaki sertleşme ve daralmayı önler. Abdestte mevzi bir uyarılma vardır. Lenf sistemi, en önemli merkezlerinden biri olan burun arkası ve bademcikler yıkanarak uyarılmaktadır. Ayrıca boyun ve yanlarının yıkanması da, lenf sistemine tesir eder. Abdest ve gusülle kolaylaşan lenf dolaşımı sâyesinde, lenfosit denen savaşçı hücreler vücûdu zararlı unsurlardan korurlar ve vücut direncini arttırırlar

Su bulunmadığı zaman toprakla yapılan teyemmüm de büyük ölçüde vücuttaki statik elektriği yok etmekte, topraklamaktadır.

İslâm’da asıl olan rûh temizliği olmakla birlikte, zâhirî temizlik bunun vazgeçilmez bir vâsıtası kabul edilmiştir. Vasıta olmadan gayeye ulaşmak mümkün olmadığı gibi gâyeye ulaştırmayan vasıtanın da kıymeti yoktur. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, kullarının hem maddî hem de mânevî olarak her türlü kirlerden arınmasını istemektedir. Yeni iman eden kişiye guslün,[1] ibadet edecek kişiye de abdestin emredilmesi bundan kaynaklanır.

İSLAM TEMİZLİK DİNİDİR

İslâm, temizlik dînidir. Cenâb-ı Hak Müslümanlara namaz, tavaf, Kur’ân okumak gibi bazı ibadetlerden önce abdest almalarını, bedenlerini, elbiselerini ve çevrelerini temiz tutmalarını emretmiştir. Bu sebeple Müslümanların temel kaynakları olan ilmihal, fıkıh ve hadis kitapları temizlik konularının işlendiği bölümlerle başlar. Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın)! Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın! Hasta yahut yolculuk hâlinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî münasebette bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin! Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (Mâide, 6)

Sual: Abdest ve guslün, sağlığa faydası var mıdır?
CEVAP
Evet faydaları çoktur; fakat sırf faydasından dolayı abdest almak caiz olmaz. Maddi hiç faydası olmasa bile, Allahü teâlânın emri olduğu için yapmak gerekir.

Abdest ve guslün sağlığa faydalarından birkaçı şöyledir:

1- Her gün, ellerimiz çeşitli yerlere dokunuyor, mikroplar bulaşıyor. El, yüz ve ayakları yıkamak, cilt hastalıkları ve iltihapları için iyi bir korunmadır.

2- Burnu yıkamakla, burnun süzüp bıraktığı toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olur.

3- Yüzün yıkanması da cildi kuvvetlendirir, baştaki ağırlığı ve yorgunluğu hafifletir. Damarları ve sinirleri harekete geçirir. Devamlı abdest alan, yaşlansa bile, yüzündeki güzellik, tazelik gitmez.

4- Gusülle vücut eski zindeliğini kazanır. Vücudu belirli aralıklarla yıkamak, koruyucu hekimlik yönünden çok önemlidir. Dinimiz her Cuma günü gusletmeyi emretmektedir.

5- Vücutta bir statik elektrik dengesi vardır. Bu elektriksel yük, öfkelenince normalin 4 katına, cünüp olunca, 12 katına çıkar. Günümüzde, kızıl ötesi ışınlarla dış derinin fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda, ilişkiden sonra, vücudun bütün yüzeyinin fazla statik elektrik tabakasıyla örtüldüğü tespit edilmiştir. Yıkanınca su zerreleri, olumsuz elektrik gerilimini alarak, vücudu topraklayıp, yeniden normale döndürüyor. Bu açıdan gusül, tıbbi yönden de, yapılması gereken bir temizliktir.

6- Abdest ve gusül, dolaşım sistemini de olumlu yönden etkiler. Damarlardaki sertleşme ve daralmayı önler. Lenf sistemi, en önemli merkezlerinden biri olan burun arkası ve bademcikler yıkanarak uyarılır. Ayrıca boyun ve yanlarının yaş elle mesh edilmesi de, lenf sistemine tesir eder. Abdest ve gusülle kolaylaşan lenf dolaşımı sayesinde, lenfosit denen savaşçı hücreler vücudu zararlı unsurlardan korur ve vücut direncini arttırırlar.

7- Toprakla yapılan teyemmüm de, büyük ölçüde vücuttaki statik elektriği yok eder, topraklar.

Guslü ve abdesti, Allah’ın emri olduğu için yerine getiren, dünyada geçici faydalarını gördüğü gibi, ahirette sonsuz faydalara kavuşur.

ABDEST VE GUSLÜN İNSANA SAĞLADIĞI FAYDALAR

Âyet-i kerimenin son kısmından anladığımıza göre abdest ve guslün insana sağladığı pek çok nimetler ve faydalar mevcuttur. Allah Teâlâ bunları emretmekle kullarına olan nimetlerini tamamlamak istemektedir.

Temizlik, meleklere yaklaştırıp şeytandan uzaklaştıran ve kabir azabından kurtaran güzel bir haslettir. Temizlik, rûhun yücelip ihsân mertebesine çıkmasına ve Allah’a yaklaşmasına yardım eder. Bu yüzden âyet-i kerimede:

“…Allah temizlenenleri sever” buyrulmuştur. (Bakara, 222)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz de:

“Allah temizdir, temizliği sever” (Tirmizi, Edeb, 41/2799)

“Temizlik imanın yarısıdır” buyurmuştur. (Müslim, Tahâret, 1)

Resûlullah (s.a.v), abdest alan mü’minlerin küçük günahlarından kurtulacağını müjdelemiş[2], abdestli olduğu hâlde yeniden abdest alanlara Allah Teâlâ’nın on hasene yazacağını haber vermiştir. (Tirmizî, Tahâret, 44/58, 59)

ABDESTİN ZAHİRİ FAYDALARI

Abdestin zâhirî faydalarından bir kısmına şöyle temas edebiliriz: Abdest âzâları açıkta olduğu için çabuk kirlenir. Bu sebeple onları günde beş defa yıkamak, insana maddî ve mânevî sıhhat verdiği gibi aklen ve zihnen uyanık olmasını da sağlar. Diğer taraftan insandaki tabiî menfezlerin günde birkaç defa temizlenmesi gerekir. Bunun sebebi daha çok buraların kirlenmesi ve neticede hastalıklara yol açmasıdır. Ağız ve burundan hava ve besin maddelerini aldığımızdan buraların sık sık temizlenmesi elbette faydalıdır. Abdest öncesi tuvalette yapılan taharet, istibra ve istincanın da çok büyük bir ehemmiyeti vardır.

Abdest suyu sıcaksa damarları genişleterek, soğuksa daraltarak, bilhassa kalpten uzak olan damarların esnekliğini ve zindeliğini sağlar. Bu ısı farkı, dolaşımın yavaşlaması sebebiyle dokularda biriken besinleri umûmî dolaşıma katar. Nitekim küçük yaşlardan beri abdest alan insanların damar sertliği, dolaşım bozukluğu, bunama gibi hastalıklara yakalandığı nâdir görülmüştür. Abdest lenf dolaşımının (korunma sisteminin) düzenli çalışmasına da yardımcı olur. Bunun yanında vücûdun statik elektriğini de dengede tutar. Normalde bu elektrik deri altındaki minik kasları gerer ve sonunda işlemez hale getirir. Yüzde oluşan erken kırışmalar bu sebepledir. Devamlı abdest alan insanların nur yüzlü olup derilerinin fazla kırışmamasının bir sebebi de, vücutlarındaki statik elektriğin devamlı dengede durmasıdır.[3]

MİSVAKIN FAYDALARI

Abdest alırken misvak kullanmak da mühim bir sünnettir. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Misvak, ağzı temizler, Rabbin rızâsını kazandırır.” (Nesâî, Tahâret, 5/5)

“Eğer ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, her namaz (hazırlığın)da misvak kullanmalarını emrederdim.” (Buhârî, Cum’a, 8)

Allah Resûlü (s.a.v), sâir vakitlerde de misvağa ehemmiyet verirdi. Gece teheccüd için kalktığında hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı. Yine evine girdiği zaman ilk yaptığı işi, dişlerini misvaklamak olurdu. (Müslim, Müsâfirîn, 139; Tahâret, 43-44)

GUSLÜN (BOY ABDESTİ) FAYDALARI

Gusül (boy abdesti) ise sinir sistemini düzenler. Âsâb bozukluğunu hafifletip gönül huzuru bahşeder. Yorgunluğu giderir, vücûdun dinlenmesini ve dinçleşmesini sağlar. Deri ve vücut sağlığı açısından da guslün ehemmiyeti âşikârdır. Zira gusül abdesti, derideki gözeneklerin açılıp rahatlamasını, vücûdun kolayca teneffüste bulunmasını sağlar.[4]

İSLAM’DA TEMİZLİĞİN ÖNEMİ

Görüldüğü gibi İslâm, her insanın mecbûren yapması gereken temizliği, ibadet hüviyetine büründürmüş, böylece insanın, temizlik yaparken aynı zamanda bir ibadet neşvesi içinde olmasını da temin etmiştir.

Hâsılı, temizlik ve nezâket Müslümanların şiârıdır. Onlara göre temizlik, maddî, mânevî, sıhhî ve dînî yönlerden zaruridir. Temizlik olmadan ibadetleri hakkıyla îfâ etmek bile mümkün değildir. Müslümanın hayatı temiz olduğu gibi vefâtı da temizdir. Vefât ettiğinde cenâzesi güzelce yıkanır, boy abdesti aldırılır ve tertemiz beyaz bir kefene sarılarak yine temiz bir toprağa emânet edilir. Kıyâmet günü yine oradan temiz bir şekilde kalkması için dua edilir.

Pislik ise bazen ölümle neticelenen, çoğu kez de bedeni zayıflatan ve güçsüz bırakan birçok hastalığın sebebidir. İnsanların ve hayvanların salgın hastalıklara yakalanmaları da umûmiyetle pislik sebebiyledir. Pis ve hasta bir bedendeki kafa, doğru dürüst düşünemez. Hasta, cılız ve arık bir neslin zürriyeti de sağlıksız olur.[5]

Dipnotlar:

[1] Ebû Dâvûd, Tahâret, 129/355.

[2] Müslim, Tahâret, 32; Tirmizî, Tahâret, 2/2.

[3] Mevlüt Özcan, Gusül Abdesti -Alınışı ve Hikmetleri-, İstanbul 1991, s. 85-91.

[4] Mevlüt Özcan, a.g.e., s. 12.

[5] Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslâm’da Emir ve Yasakların Hikmeti, s. 73.

Kaynaklar:


Sorularla İslamiyet
Dinimiz islam
islam ve ihsan




Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi