Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hz Mehdi Doğru Yolu Gösterici Allahın Hidayetidir (Kar©glanin 1 Mayıs 2019 Vaazi)
#1
43 
[Resim: Mehdi-Hidayetullah-Dogru-Yolu-Gosterici-L.jpg]

Fatiha yani Hz Mehdi istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 1 Mayıs 2019 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الم الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Elif, lâm, mim. Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.

Meali :

İşte bu Kitap ki, Fatiha kitabı, yani Hz Mehdi, O’nda hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi1 ve 2. ayet


---oOo---

Ebu Saîd İbnu’l-Muallâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Mescid-i Nebevî’de namaz kılıyordum. Resûlullah Aleyhissalatu Vesselâm beni çağırdı. Fakat namazda olduğum için mübarek çağrısına derhal cevap veremedim. Namazdan sonra yanına vararak:

“Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılıyordum. Bu sebeple cevap veremedim” diye özür beyan ettim. Bana:

“Allah, Kitab’ında: ‘Ey iman edenler, Allah ve Resûlü sizi çağırdıkları zaman hemen cevap verin’ buyurmuyor mu?”1 buyurdu ve arkasından ilave etti:

“Sen mescidden çıkmazdan önce, sana Kur’ân-ı Kerim’in en büyük sûresini öğreteyim mi?” buyurdu ve elimden tuttu. Mescidden çıkacağı sırada ben:

“Ya Resulallah! Bana en büyük sûreyi öğretecektiniz” dedim. Resûlullah (asm) bana:

“O sure ‘Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemin’dir ki, bu, namazlarda tekrar tekrar okunan yedi âyetten ibarettir” buyurdu

( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Tefsir 1; Nesâî, İftitâh 26; Ebû Dâvud, Vitr 15.)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) bildiriyor ki,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha’nın bir mislini ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkân’da indirmemiştir”

( Hadis-i Şerif , Kütüb-ü Sitte, 2/438)

İbnu Abbâs radıyallahu anhü anlatıyor:

“Hz. Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm yanında Cebrail Aleyhisselâm bulunduğu bir sırada, yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını göğe doğru kaldırdı. Cebrail (aleyhisselâm) dedi ki:

“İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla açılmamıştı.”

Derken oradan bir melek indi. Cebrail (aleyhisselâm) tekrar konuştu:

“İşte arza bir melek indi, şimdiye kadar bu melek hiç inmemişti.”

Melek selâm verdi ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’a dedi ki:

“Ya Resulallah! Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi: Onların biri Fatiha Sûresi, diğeri de Bakara Sûresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Müsâfirin 254; Nesâî, İftihah 25)

Bu Fatiha nasil bir delikanlıki
ölüye fatiha diriye fatiha
subhanekeye fatiha yasin suresine fatiha
Her namaz her namaz önce Fatiha
Koskoca bakaraya da Fatiha
En kücük kevser suresinede Fatiha
Bu delikanlı kimki acaba
Namazda Rabbin huzurunda duruşda
Bütün kurana, ve hem kainata koca olmuş
Kim ki aceb O?

Muallak taşı hakkında bazı kimseler ihtilaflı sözler etmekteler, muallak taşı nedir derseniz, ben gidip görmedim, İsrail'deki, yani Filistin'deki, Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde, Peygamberimiz Miraç ederken, burağa binmek için bir taşın üstüne çıktı diye rivayet ediliyor, ve o taşla burağa bindikten sonra, Burak havalanınca, taş da onunla birlikte Havalanmış, ve fakat Peygamberimiz bunu görünce, Sen dur demiş, o da havada kalktığı yerde Durmuş kalmış diye rivayet ediliyor. gidip görmedim, ama iman ettim, Çok Senelerdir bu böyle bildiğim bir bilgi, iman ettim, Kabul ettim. ve o yüzden Osmanlı zamanında bu Mescidi Aksa bizim elimize geçtiğinde, kaybetmeden önce, insanlar Korkmasın diyerekten etrafı örülmüş, ve düşünün Bir taşın altına varıp da durduğunu, insan korkar yani, Hadi o an düştüğünü farzet, cesaret ister biraz , bu yıllardır duruyor orada da, hep duracak diye bir durum yok, ya durmayıverirse o an düşerse altındayken, İşte o yüzden Osmanlı'da buraya gelen giden böyle korkmasin diyerekten etrafını örmüşler, ve deniyor ki şimdi, o taş havada durmuyormuş, diyerekten bazi rivayetler var. benim öğrendiğim kadarıyla havadaymış, Osmanlı ya da her kim yaptıysa işte onlar insanlar Korkmasın diye etrafını örmüşler ve şu anda mescidin içinde etrafı örülü vaziyette bir kaya, ve diyor ki hocaların Bazıları, öyle değil havada durmuyor diyor, Muallak Taşı diye falan bir şey yok, uydurma hikaye diyorlar, Şunu şu örnekle size izah edeyim :
mesela uçak havada giderken türbülansa girdiği zaman düşmeye başlıyor, Türbülans demek hava boşluğu olan yerde, düşmeye başlıyor, çekim kuvvetinin olmadığı yer, yer çekimi kuvvetinin olmadığı yerler var, dünyada Bazı yerlerde yer çekimi kuvveti yok, Allah Allah Yerçekimi olmayan yer uzay boşluğu gibi olması lazım, orada Halbuki havada durması lazım, niye düşüyor Bu Türbülans olan yerlerde, uçak aşağı düşmeye başlıyor, düşmeyip havada durması lazım di uzay gibi olsa, uzayda hava yok havada asılı kalıyor, ama türbülans olan yerde uçak irtifa kaybediyor, Peki bunu Size mucize Keramet diye mi anlatacağız, bunu uçağa bilenler bu Hadise'yi yaşayanlar biliyor, uçak irtifa kaybetmeye başlıyor, pilotlar daha iyi biliyor zaten, peki böyle oluyor da, o zaman Muhammed Mustafa Burak ile hareket ettiğinde, orada bir hava deliği oluşturmuş, yani çünkü, çekim kuvveti yere doğru iken, Öyle hızlı hareket eden bir Burak ki, birden şimşek gibi kalkınca, düşünün elinizde yelpaze salladığınızi, ve tüy olduğunu Masanın üstünde, yelpazeninin tüyü havaya kaldırdığını fark edebilirsiniz, yelpazenin sallanma kuvveti tüyü yerden keser havaya uçurur değil mi, İşte şimşek gibi yukarı süzülen bir Burak düşünün, ve onun rüzgari etkisiyle, onunla birlikte havaya Kalkan bir taş düşünelim. bu varsayım, benim varsayımlarımdan birisi, olabilecek varsayım, Ben onu gözümle görmüş değilim, taşı da görmüş değilim, olayında olduğu vakit, yanında değildim Muhammed'in ben, ama akıl ve mantığımla düşünmek lazım, olabilecek olasılıklardan bir tanesi bu, yani onun çekimi kuvvetine kapılmış, o an o taş. öyle çekim kuvveti ki, yani taşı kaldıracak kadar, Çünkü düşünün hortum diye bir şey var, binaları kaldırıp başka bir yere atıyor, bina bina, beton binayı kaldırıp başka yere atıyor, taş ne ola ki, düşün O hortum oluşan yerlerdeki havanın türbülansını, ters tarafa doğru, aşağı değil, yukarı doğru, ters Türbülans, bütün mesele bu. hepsi bir kanun, Allah'ın koyduğu bir kanun ki, türbülanstakide bir kanun, ve o muallak taşının yukarı doğru hareket etmesi de Allah'ın koyduğu Yasa ve kanun, o da bir kanun ile meydana gelmekte, bunu mucize Keramet gözünden bakıyorduk O gün, ama bugün Biz fiziki olarak da bunları anlatabiliriz açıklayabiliriz, ve düşünüp Tefekkür edebiliriz. Hemen kestirip atmamak lazım, öyle bir şey olmaz dememek lazım. ufoları gördüklerini söylüyorlar, bir anda çok hızlı hareket ettiklerini söylüyorlar UFO'ların, ve işte Burak da onlar gibi çok hızlı bir binek, dedim ya, bir araba, bizim zamanımızda keşfedilecek belki de o, ama çok hızlı, füze bile belli bir derecede uçmaya başlıyor, altındaki yakıt tanklarının fırlatıyor yukarı doğru, ama çok hızlı değil, füzeden müzeden daha hızlı bir ivmeli çıkış olacak, Yani bir anda, gözünün gördüğü yere ulaşıyordu diyor muhammed mustafa, burağın gözümü var ki, arabanın gözümü olur, Muhammed Ufuğu görüyor ve, bir anda ufukta hissediyor kendini, sanki Sema yarılmış gibi gidiyorlar içinde, Ama bugün bir rampadan aşağı indiğin zaman bile, yahut da uçağa bindiğinde uçak birden yukarı çıktığın da yada indiginde, basınç farkı var, Kulakların patlayacak gibi oluyor, Muhammed o burağ'ın içinde neden o basınç farkını hissetmedi, o Burak öyle senin benim hemen öyle anlayabileceğimiz bir Burak ve binek değil. yani Ata binecek de, at çok hızlı gidecek de, at olacak, bir de çıplak at olacak, atın üstünde o kadar hızlı gidecek, bir de uzayda havasız yere çıkacak, havasız yerde atınan gidecekler haaa, Muhammed nasıl nefes alacak, Hadi atmosferi çıktıktan sonra Muhammed nasıl nasıl nefes alacak, yani o sandığınız gibi at falan değil , ya da Eşekte değil, kanatlı at da değil O bir binek Bırak o bir arama ve o araba Öyle ki uçan araba Ama öyle hızlı kim altındaki taşı çıkacak kadar hızlı kızından altındaki taş yukarıya kalkacak kadar hızlı bir binek, ve o hızdaki bir binekdeki bir insan, içinde parçalanır, beyni patlar, öyle basınc ayarı olması lazım ki onun, öyle kapalı kutu olması lazım ki, içinde basınç dengelenmiş olmalı, o hızda giderken, basınç dengelenmiş olmalı, Yoksa Muhammed içinde parçalanırdı zaten, basınçtan basınç farkından parçalanırdı, ya da ölürdü, beyni patlardı, damarlarındaki kan dışarı çıkardı, ve mesela budur yani.

Yine başka bir mesele hocanın bir tanesi diyor ki : Kur'an'daki bir ayeti anlamak veya anlatmak için, ya da o konuda teferruatlı bilgi vermek için, bu ayetle ilgili bütün kelimelerin, Kur'an'da geçtiği kelimelerin hepsini bilmek gerekir diyor, yoksa bir ayete bakıp da, mesela o ayette geçen diyelim "Alak" kelimesi olsun, Alak kelimesini, sadece o Alak suresindeki iki üç ayet ile anlatamayız, Kur'an'da bütün Alak geçen kelimeleri bilmek lazım diyor. Acaba öyle midir hemen şu örnekle size bunu izah edeyim
Mesela su tesisatı ve kanalizasyon sistemi ilk defa Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve hala o taşlaşmış insanların bulunduğu yerdeki kayaların içinde, Nisan suyunun topladıkları havuzlarn havuzları evlere götüren küçük kanallar, ve tuvalet kanalizasyon sistemleri, İçerdeki kanalizasyonu dışarı aktaracak sistem, Çünkü Kaya'nın içindesin, dışarı çıkmayacaksın, içerde tuvalet yaptık, Içerideki kanal atıklarını dışarı çıkaran kanalizasyon sistemi olması lazım, içeridekini dışarı alan, dışarıdaki havuzdaki suyu da içeri alan bir kanalizasyon ve su tesisat sistemi olması lazım, ve bunlar bilinmiş bulunmuş ve yapılmış, onların taşları oydukları evlerin içinde, aynı şu anki sistemin ilk yapısı Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve bir lavabo tarif ederken, sana lavabo dediğimiz zaman, bunlarıda anlatmamız mi gerekiyor, Yoksa Ben sana Lavaboya gidiyorum dediğim zaman, sen lavabo nedir anlar mısın, böyle bir tarif, Yukarıdaki gibi bir tarif, Ancak onu bilmeyen, aynı Muhammed vakti, Muhammed'in ilk vaktindeki ashab-ı gibi, onu Hiç bilmemiş görmemiş insanlara tarif ederken, yapılacak bir tarif olabilir. Yoksa bugünkü insanlara lavabo dediğimizde, lavabo nedir, nasıl bir şeydir, hemen bilir. ama tesisatçı gibi bilmesine gerek yoktur, tesisatçıya gerekli o sifon nedir, sifonun altında neden Es borusu vardır, musluk nasıl bağlanır, pis su boruları nasıl bağlanır, Bunlar ancak bir tesisatçının bilmesi gereken bilgiler, Yoksa sen, ben o, lavoba dediğimiz zaman, lavabonun dış yapısını anlarız, ve Lavaboya gidiyorum, lavabodan geliyorum, Ellerimi lavaboda yıkadım gibi kelimelerde, Biz lavaboyu anlarız, ve bunu anlatmak için lavabonun işte sifonu vardır, Bilmem taşı vardır, bilmem nesi vardır diye sana iyice anlatmamıza gerek yok. bütün parçalarını tarif etmeme yahut bilmeme gerek yok, tesisatçı kadar bilmesine gerek var mı ? Bir insana lavabo dediğimiz zaman, lavaboya anlatmak için, Bunların hepsini tarif etmem mi lazım, yoksa bugünkü bir insan lavabo dediğim zaman, hemen lavabodan her şeyi anlar mı, başka şeyleri de mi anlatmam lazım, lavabo dediğim zaman, bütün sifon sistemi, musluk sistemi hepsini mi anlatmam lazım. diyor ki bir ayeti anlamak için, Kur'an'da o ayette geçen kelimenin, Kur'an'da bütün geçen kelimelerini bilmek lazım diyor, ben sana lavaboyu tarif edeceğim Zaman, bütün parçaları da mi tarif etmem lazım, Hiç de alakası yok.

Kur'an'da bir konuyu anlatırken,bir ayetin manasının, onun hangi başka ayet ile bağlı olduğunu, bütün ayetlere bakmak ve bilmek ile olmaz . Mesela Yemek yerken, son da gelecek olan tatlı, başta gelirse, baştan tatlı yersen, iştahın kapanır, ve yemekten ve çorbadan yiyemezsin. çorbada, başta yeneceği yerde, sonda gelirse, çorbayı yer kalmaz, artık içmeyeceğim çorba dersin. baştaki başta gerekli, sondaki sonda gerekli, baştaki çorba ile, sondaki tatlı aynı şey değil, Hepsi yemek, hepsine yemek diyoruz, çorbada, Yemekten sonra gelen tatlı da yemekten, Amma birisi sonunda gelmesi lazım, ve tatlı olması lazım, Birisi başta gelmesi lazım, biraz sulu olması lazım, ortadaki yemek ise, asıl yemek, hangisi bunların yemek değil, ayetlerde başta gelen ayet, başta gelmiştir, başta gerekli, sonra gelen, şu anda gerekli, çorba ile tatlı aynı şey değil, yemek ama aynı şey değil kardeşim, sondaki tatlıya bakıp da, baştaki çorbaya anlayamazsın.

Vaktimiz ve altın çağın nimetlerinden birini daha anlatacağız bu hafta, ve daha düne kadar, ancak televizyonlar vardı, ve televizyonda, bir program veya filmi seyrederken, bir yerinde filmin başından, yani televizyonun başından kalkmam gerekirse, o bölümü kaçırıyordun, ve orasında ne oldu, ancak sana anlatırlarsa bile biliyordun, ve Hele bir de canlı yayınları, bir defa izleme şansın vardı, daha Sonraları televizyonda yeni bir sistem gelişti, videoları kaydetmeye başladılar, o kayıt sistemleri gelişti, kasetler, CD ler, DVD ler, artık yayınlanmış bir yayını, başka bir zaman sonra, 3 ay 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar, ve filmler artık kaybolmamaya başladı, Hani televizyonun ilk vaktini düşünüyor musunuz filmleri kaydedecek bir kayıt cihazları yok çok zor canlı yayın halinde hepsi o an dinledin Dinledin seyrettin, seyrettin, Ama daha sonra işte kayıt cihazları gelişince, ve onlar sayesinde bir filmi, daha sonra tekrar seyret imkanları doğdu, televizyonlarda bu yoktu, sinemada önce bu vardı, sinema filmi olduğu zaman, istediğin zaman çıkar seyret vardı, televizyonlarda daha sonra, bir yayınladıkları diziyi veya filmi, 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar, şansın varsa kaçırdığın diziyi, o bölümünü bir daha seyredebiliyordun, ama şu anki Cennet vaktimizde, bütün televizyonlarla, insanlar, yaptıkları videoları, YouTube kanalı açtılar, ve kanalında canlı yayın yapsa bile, canlı yayınının videosu da kaydediliyor, ve Sen onu, daha sonra, o YouTube kanalına girdiği zaman, istediğin zaman, istediğin bölümünü, ileri sardır, geri al, Durdur, Abdest alıp namaz kılmaya gideceksin, cuma ezanı okunuyor, cumaya git gel, Evde o video yine hala Hazır bekliyor, İnternetin varsa, geliyorsun, kaldığın yerden devam ediyorsun, İstersen bir de anlamadım, geri geri alıyorsun, bir daha dinliyorsun, Bunlar Nimet değil de ne? Bunlar Cennet vakti değil de ne? hani demiyor bu cennet bakidir ahiret bakidir, işte Baki kalıcı oldu bir video, bir film, bir bilgi, artık Yok olmuyor, İstediğin zaman, istediğin şekilde erişebilirsin, bu cennet değilmi cennet vakti değil de ne Bunlar, Peki daha hangi Cennet ararsınız siz.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ

Meali :

Ahiretse daha hayırlıdır ve daha da sürekli ve bâkidir kalıcıdır.

Sadakallahul Aziym A’lâ Suresi 17. Ayet


Yine başka bir konu, Geçen gün bana bir an tevâzu geldi, ve Rabbime tevazu ile niyaz edip, Rabbim bütün bildiklerimi senden, sen öğrettin bana dedim, hemen Rabbimden cevap geldi, ve dedi ki senin bildiğin bilgilerin Bazısını, karşına bazen bir inek olaraktan çıkıp, inekten öğrettim, bazen bir sinek olaraktan çıkıp, sinekten öğrettim, bazen gösterip öğrettim, bazen okutup öğrettim, bazen Ahmet amca oldum öğrettim, bazen Mehmet amca oldum öğrettim dercesine bir ilham geldi. evet kabil ede karga olup da, ölüyü gömmesi öğreten Allah değil miydi.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe beasellahü ğurabey yebhasü fil erdı li yüriyehu keyfe yüvarı sev'ete ehıyh kale ya veyleta eaceztü en ekune misle hazel ğurabi fe üvariye sev'ete ehıy fe asbeha minen nadimın.

Meali :

Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 31. Ayet

kargamı o na öğretti, Yoksa Allah mı öğretti Kabile insanı görmesini, İnsan öldüğü zaman gömülceğini bilmiyorduk, ve hatta insanın ölebilceğini bilmiyorduk, Kabil sayesinde, bir insanın öldüğü öğrenildi, öldükten sonrada gömüldüğü öğrenildi, onu da bir karga Mürşid oldu da, ondan öğrendik, karga kadar olamadık, yani bilgimiz, bütün hepsi Allah'tan, Allah bazen taş olaraktan karşına çıkar, bazen kuş olaraktan, bazen Fatma teyze, bazen Fadime Teyze olur, karşına çıkar, sana ilim deryasından neler neler öğretir, Eğer sen uyanıksan öğrenirsin, ondan ibret alır, bakarsın, Allah Kur'an'da Öyle buyuruyor,
bakmıyor musunuz!
ibret almıyor musunuz!
görmüyor musunuz!
Bunu ancak görenler bakanlar bilir, hayatı okuyanlar bilir, İkra odur, hayatı okumaktır.

ve bütün bilgi Allah'tandır, Allah öğretir insana bildiklerini, yoksa Bizler insanı bile gömmesini bilmeyen cahilleriz, bir karga kadar bile olamayan cahilleriz, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş Atatürk,

Amma hakiki mürşit Allah'tır, Raşit demek, Allah, öğretmen Allah demek, öğreten Allah, Mürşid işte öğretme fiilini yapan kimse, Mürşit, irşad eden, öğreten Zeki kılan, yani Raşit ve ermş kılan, bilgili kılan, ermiş bilgiye Doymuş kılan Allah Raşit Allah.

Yine başımdan geçen bir olayı da size bir bilgi daha vereceğim inşallah, Geçen gün Tükenmez kalemimin birisi bitti, ve açıp da içine yeni kalem ucu koyma imkanı da yok, Sadece Bir defalık yapmışlar, ve promosyon olurktan bana geldi, bir firmanın promosyonu ve kalem bitti çöpe attım. Dün seviyordum, masamın başucunda tutuyordum, işe yarıyordu çünkü, işime yarıyordu, en güzel kalemimdi, en sevdiğim kalemim, iyi yazıyordu çünkü, onu kullanıyordum, iyi yazıyor diyerekten diğerlerini onu tercih ediyordum, Ama görevi bitmiş ki, işe yaramaz oldu, mürekkebi bitmiş, atmak durumunda kaldım, o güzel hizmetinden dolayi Hepsini biriktirsem tutsam, nerede tutacağım, Ev çöplüğe döner, hepsini hatıra koysam, Evim çöplüğe döner, işte görevi bitti dün, seve seve kullandığım, baş köşeme oturttugum kalem, bugün çöpe gitti. çöptende çöpçüler geldi aldı götürdü, Dün çöp kamyonu aldı götürdü, vah ki vah kalemime kalemime, işte dünyada da insanlar böyle, önce çocuk oluyor, Annesi babası seviyor, sonra büyüyor patronu şefi seviyor, bir işe yarıyor, Çünkü patronun işine yarıyor, ona para kazandırıyor, sonra ihtiyarlığı, sonra ihtiyarlığın, artık işi bitti değil, artık tecrübe kazandı, ihtiyar olunca, onun tecrübesinden faydalanıyoruz, sonra artık kalem gibi pili de bitti miydi, bu dünyada geride kalmıyor, toprak olup gidiyor, Her şey Fani bizim kalemde dün canlıydı, bugün Fani oldu Fanilere arasına karıştı. hep öyle değil mi zaten, hava, aldığın oksijen bile, bir an sonra karbondioksit olup da çıkmıyor mu ki, her şey fani, Allah Baki. insanların işine yaramak, sadece işçi olmak, Taşçı olmak, Kuşçu olmak ile değil, bir bilgiyle de yarayabilir, bir fikir, ve bu fikir Eğer mesela araba ve motorun bulunması ya da, elektriğin bulunması gibi, bir icadın Fikri ise, artık senin fikrin ölmüyor, Hayat devam ettikçe, Senin fikrin yaşıyor, sen de yaşıyorsun. Dün Edison amcayı Bilmem tesla'dan çaldı bilgileri diyorlar, Halbuki Edison ölmemiş, Çünkü ölecek bir şey değil, şu anda Işık ölen bir şey değil, Işık hala hayatımızda, hiç Edison ölür mü, ve gelmiş bizim devletimizde Ediz Hun diyerekten sanatçı olmuş, daha niceleri vardır,yine yeni Ediz oldu, şimdi "Banane" klibi çıkarıyor, yine Edis olmuş yine Edis, bu sefer yine başka bir sanatçı olmuş, Ediz olmuş, Edison ölür mü Hiç, ışık ölür mü, Işık hayatımızda, ve benim hayatımdaki benim geceleri mi cennete çevirecek bu adamın fikri de, icadı da, ve fakat o adam Karanlıklar ve cehenneme gidecek, olacak şey mi, Allah'ın adaleti Nerede burda, var mı böyle adalet, senin benim adaletime sığmıyor, Allah'ın adaletine Nasıl sığdırıyorsun bunu be adam. bunu nasıl sığdırdın Allah'ın Adaletine de, onun cehenneme gidecek diyerekten bahsediyorsunuz, kafir diyorsunuz, ve bir de tesla'dan çaldı diye hırsız suçuyla suçluyorsunuz, bak Ediz, Ediz şarkıcı artık ışığı bulmuş, artık keyfi yerinde, ölmüyor artık, ölmeyene ermiş, bölünmeyene ermiş, artık ölünmeyen bilgiye Ermiş.


Yine başka bir mesele, hem komik hem ilginç, hem de arızalı bir mesele anlatacağım, ve bugün seramik bıçak var, yeni keşfettik diyerekten herkes övünüyor, benim seramik biçağım var diye seviniyorum, Halbuki biz onu keşfedeli çok olmuştu, cilalı Taş Devri, cilasız Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devrinde bizim avladığımız hayvanın derisini yüzmek için, mermerin sivri yerini kullanarak Tan bıçak yerine kullanmıştık, ve ilk bıçağımız oydu, sivri bir mermer, seramik bıçak, yani mermer bıçak idi, Çok önce keşfetmiştik biz onu, ve bugün ise yeniden gündeme geldi, Onu keşfeden amca ölmemiş, tekrar canlandı, cilalı Taş devrine döndük, ve amcanın bir tanesi diyor ki Kuran daki ayetlerin sebebi nüzülünü de bilmek lazım bir ayet anlamak için diyor, Bunu bu örnekle kıyas yaparsak, Dün biz bıçağı ilk defa keşfettiğimiz zaman, biz sadece avladığımız hayvanın derisini yüzmek için keşfetmiştik biz onu, derisini yüzüp içini yemek için keşfetmiştik, ama bugün bıçağı demirden icat ettik, Daha sonra taşı geçtik, demirden icat ettik bıçağı, seramik değil, demir bıçaklar, bolluk vakti, ve daha sonra da iki buçağı bir birbirine birleştirdik makas yaptık, makas ile de bugün saçta kesiyoruz, kumaşta kesiyoruz, Hatta binaları yaptığımız betonların içine kattığımız Demir telleri bile o bıçaklarla kesiyoruz, ve daha ileri gittik, seramik bıçaklar yaptık, seramik keskiler yaptık, Yontma bıçakları dreh makinlerinde seramik ile yontuyoruz, en sert sermik diyorlar demiri bile kesiyor diyor, Allah Allah hani biz şimdi bir bıçağı anlamak için, o gün ilk defa Nasıl ve ne için keşfedildi bakmamız lazımmıymış, yoksa bugünkü Demir kesen Bıçağı o sivri mermere bakıpta alayamayız, biz onu dün avı yüzmek için kullandığımız bıçağın, bugünkü Demirkesen bıçağı anlamamıza faydası ne olur, sebebi nüzülü ile anlaşılacak bir şey değildir bir ayetin manası, ayetin manası zaten içinde gizlidir, O ayaten manası o ayette gizlidir, öbürkü de öbür künde gizlidir. dedik ya, başta gelecek Çorba ile, yemeğin sonunda gelecek tatlı ayrı şeyler kardeşim, makas sonradan icad olan bir şey, bugünkü halinin onun ilk haliyle hiç alakası yok. ona bakıp da onu anlayamayız. amma tarihi süreçtir atamayız o bilgiyide.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَن۪يفًاۜ وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfen velem yeku mine-lmuşrikîn

Meali :

İbrahim tek başına bir toplumdu (ümmetti). Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi ve müşriklerden Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan da olmamıştı.

Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 120. Ayet



Mehmet hocanın yorumu ile hakikat bir kişi ileride temsil edilebilir yukardaki ayette İbrahim bir milletti diye tarif ediyor. İbrahim tek başına bir millettir diyor, yani bir kimse bir millet olarak tam temsil edilebilir diyor, Evet şu anda da milletin başında Mehdi Aleyhisselam vardır, Mehdi ile bütün insanlık temsil Olabilir, çünkü camiye gidip, cuma namazında yada,vakit namazında, uydum imama dediğin zaman, Elhamdüyü bile okumana gerek yok, Yat kalk namaz kıldım oluyor, selam veriyorsun çıkıyorsun, Namaz kıldım, Nettim? cemaat ile namaz kıldım, imamı uyudun ama değil mi? eğer imama uyarsanız namazınız sahih olur, kendi başına kılarsanız, o zaman okuyacaksın üfleyeceksin yorulcaksın, amam ima uydun bitti, o kadar. hakikatte bir kimse ile temsil edilebilir, ve şu anda Size bunları anlataraktan hakikatleri ve doğruları göstermeye çalışıyorum, ve bütün insanlık bizi dinlediği zaman, şimdi dedik ya, buna yorum getirmiştik, tavus kuşu çok güzel bir kuş amma işte tavus kuşunda bir özellik varmış ayağının ucunda siyah bir ben varmış da, Kendisinin o kadar güzel şatafatlı tüylerini Bakmazmış da, şu ayağımdaki ben olmasaydı dermiş, ona üzülürmüş, kafası yerde gezermiş, kafası yere bakarmış, O ayağındaki lekeye bakarmış, şu hatamda olmasaydı diye üzülürmüş, işte bizim de bir hatamızı bakıp da bütün anlattığımız güzellikleri silecek insanlara ben ne diyeyim, tavus kuşu gibi sadece Ben'e bakıp da o kanatlardaki güzelliği görmeyene ee ben ne diyeyim, şimdi benim hatalarımı görüyor, ama onlara verdiğim güzellikleri şu dünyadaki güzellikleri unutuyor, onları bu mehdi vakti onun sayesinde, altın çağdaki kazandığı güzellikleri nimetleri unutuyorda, benim bir hatam ile yorum yapıyor, Onunla konuşuyor konuşmaya yüz buluyor, Ağzı olan konuşuyor, hakkı olan da konuşuyor, hakkı olmayan da konuşuyor, şu internetten kötü şeyler var diyerekten, iyiliklerini sileceğiz mi, o yüzden aynı Celal Bayar mıdır nedir, o ahmağın, yeni türk icadı Arabanın benzini bitti diyerekten, fabrikayı kapattığıgibi, gibi bütün İnternet'i kapatalım mı? aynı vikipedia yi Türkiye ye kapadan ahmak gibi, bir tane hata var diyerekten, halk ansiklopedisini Türkiye kapatan ahmak gibi, Biz de size İnternet'i kapatalım mı, Ya da mehdi'yi dünyadan silelim mi, onun yaptığı bir hatadan dolayı, bütün güzelliklerini silelim mi, hepsini yok mu sayalım, yoksa o zaman vikipedi'ye gibi kapanırsın o zaman bir daha ulaşamazsınız ona diyorum, bak evime gelmiş kalem olmuş baş köşedeydi, işi bitti bitti çöpe gönderdim, çöpçü de ertesi gün çöp kamynu gidiyordu, çöp kamyonu aldı götürdü, Yakarlar mı, söndürler mi Artık bilmiyorum, işe yararken çok güzeldi, seviyordum, işime yaramadı mı vurdum götüne tekmeyi attım gitti.

Her şey böyle, Allah da işte böyle koymuş, yani yasası da bu zaten, işi bitenleri dünyadan terhis ediyor, görevden terhis ediyor, bizde görevimiz bitti mi terhis olacak olanlardan olabiliriz, amma velakin ölümsüzlük Keşfolurda, orada bize de bunu ikramen verirlerse ne ala, yoksa ölümsüz keşfolur keşfolmaz öyle Ucuza olacak bir şey değil bunlar, bedavaya vermezler herkese ancak zenginler önce alır, çok zaman sonra da bize de kemiklerini Siz yiyin der gibi bizlere de belki verirler.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اِنَّ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ ف۪ي شَيْءٍۜ اِنَّمَٓا اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪يناً قِيَماً مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnellezıne ferreku dınehüm ve kanu şiyeal leste minhüm fı şey' innema emruhüm ilellahi sümme yünebbiühüm bima kanu yef'alun. Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yücza illa misleha ve hüm la yuzlemun. Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım müstekıym dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın. La şerıke leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimın.

Meali :

Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir.Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz. De ki “Rabbim bana doğru yolu gösterdi; sapasağlam dini, İbrahim’in dosdoğru dinini gösterdi. O, müşriklerden (Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi. De ki “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm, varlıkların Rabbi olan Allah içindir. Eşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim(ve ben ilk müslümanlardanım).


Sadakallahul Aziym EN'AM-159,160,161,162,163. ayet




Evet, ben Dünyaya geldiğimde, Annem babam dedem bana bir isim vermiş, Müslüman ismi, Raşit Bir müslüman ismi, Evet İslami bir isim, yine Müslüman bir anne ikram etmiş, Evet o nu da beleşten kazandık, Müslüman bir baba, O nu da beleşten kazandık, müslümanı bir dede onu da beleşten kazandık, müslümanı bir nine onu da beleşten kazandık, ve müslüman bir devlet vermiş, onu da beleşten kazandık, ve evlendik, Müslüman bir hatun verdi, onu da beleşten kazandık, ve helal olan, temiz olan, Müslümanın giyebileceği, yiybileği, temiz gıdalar ve elbilseler de verdi, onlarla beslendik, ki o nuda beleşten diyemeyiz, anam babam çalıştı, Bizler şu anda çalıştık, Biz de kendi rızkımızı kendimiz kazandık, ama yine veren o, o temiz rızıkları veren Allah, her şeyi bize ikram eden Allah, Evet Müslüman olaraktan verdi,müslümnalik diye bir lakab ve ün verdi ünvan verdi birde, o ayeeteki gibi,. bunların hepsini geri isterken de, temiz ister geri değil mi? Sen birisine bir alet versen, mesela dese ki arkadaşın, matkabın var mı? bana bir matkabı ödünç versene, Ben bir işte, falan yerde falan işimi yapacağım, varsa verirsin değil mi? Ama verdiğin gibi geri almak istersin, ama adam gitmiş götürmüş, matkabı bozmuş gerigetirmiş, Sana da geri veriyor, bozuldu matkab demiyor bir de hoşlanır mısın bundan? hoşlanmazsın değil mi? Allah da bize bu kadar temiz ve güzel şeyleri, Müslüman ve Müslümanlığı, Müslümana yakışan şeyleri verdikten sonra, geri istediği zaman, bunları kirletilmiş olaraktan aldığında, Yani onun Bunların karşılığı bu muydu deme hakkı yok mu? Evet Allah da, verdiği canı, tertemiz geri almak ister, ama Bizler beşeriz, ve şaşarız, İnsanoğlu işte Hata ve kusurları ve günahlarıyla, onu kirletip, eskitip, Ondan sonra kullanılmış ve eskitilmiş vaziyette geri iade ediyoruz, işte eğer ölümsüzlük keşfolursa, artık onu eskitmeyeceğiz, artık günahlarla yıpratmayacağız, artık Allah ıda hiç unutmayacağız, Allah'ın her zaman hatırlayıp bileceğiz, her şeyin hakimi olduğunu bileceğiz ki, bedenlerimiz de eskimeyecek, yaşlanmyacak, eskitipte geri vermeyeceğiz, püskürtüp de geri vermeyeceğiz, temiz vaziyette tutacağız, bunun için ne lazım, temiz olmak lazım, Müslüman olmak lazım, gerçek Müslüman olmak lazım, Bence öyle Görünürde Müslüman değil, kalbiyle vicdanıyla her şey ile Müslüman olmak lazım, Müslümanlık ne öyle Yatıp kalkıp namaz kılmakta, ne de oruç tutup akşama kadar aç durmakta. Müslümanlık insan Olmaktır, insan gerçek insan, vicdanı ile, Hakkı adaleti savunan, doğrunun yanında, İyi'nin yanında, Haklıyla birlikte olan, güzellik neredeß orada olan, güzel şeyler yiyip, güzel şeyler giyen, temiz ve berrak insan olan, kirli çamur gibi değil, o zaman ancak gençliğin sırrını keşfederiz, hep bu bedenleri eskitmeden, Rabbimize öyle eski püskü teslim etmeyiz, matkabı aldın sa, aldığın gibi yerine koy değil mi? aldığın gibi geri getir, kullanıp işin bitti, güzelce teslim et, ama işte ölümsüzlük keşfedilirse, artık eskitip teslim etmek diye de bir şey yok, Temiz kaldıkça, bizde kalacak zaten, temiz kaldıkça bizde kalacak bu bedenler inşallahu rahman, ve inşallah yakın zamanda bunun da sırrına daerilir ki, O sayede temiz ve berrak kalması öğrenilir, insan olması öğrenilir, Yani asıl mesele budur.

Benim de içimden geliyor, Güzel söz söyledim diyebiliyorum, düşünebiliyorum, sen de mesela diyorsundur ki : Ne güzel söyledi lan, haklı söyledi, ama, Allah Kuranı Kerim'de Fussilet suresi 33. ayette, Allah’a çağırandan daha, en güzel sözlü kim olabilir, Kim olabilir ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vemen ahsenu kavlen mimmen de’â ilallâhi ve ’amile sâlihan vekâle innenî mine-lmuslimîn

Meali :

İnsanları Allah yoluna çağıran, doğru dürüst işler işleyen ve ben müslümanlardanım diyenden daha iyi sözlü kim olabilir?

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

Hakikatı söyleyen ben miyim, yoksa Allah mı? dedim ya demin, sana geldim öğrendiğin bilgiyi, inek oldum, sinek oldum, deli oldum, veli oldum, at oldum kuş oldum, kuş oldum öğrettim dedi ya, benden çıkan Sözde, bazen benden değildir, eger hakikat ve dogru ise, hakikatın kendisi haktandır. Dedik ya yeni bir konu açtık, peygamberlerin faziletleri sebebiyle kazandıkları lakapları ünvanları diye bir konu açtım, Oradan şağya Aleyhisselam'ın lakabını femullah diyerekten biz lanse ettik.

Peygamberlerin Lakab ve Ünvanları

Öncelikle bilinmelidir ki, bu Ünvanlar, o peygamberlerin, mizac ve güzel ahlak, ve, Allah ile olan münasebetleri sebebiyle, insanlar tarafından onlara verilmiştir. Yoksa Allahu Teala Kuranda, Böyle ünvanlar ile onlara hitab etmemiştir. Kuran'da Allahu Teala nın, Hz. Musa a.s ile konuştuğu bildirilmekle birlikte, doğrudan Kelimullah "Kelimullah= Allah ile konuşan" deyimi Kuran da kullanılmaz. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s) de Miraç sırasında Allah ile konuşmuştur, fakat ona Kelimullah demeyiz, Muhammed aleyhisselama Habibullah deriz, ve birde Rasulallah veya Rasulullah denir ki, ve bu kuranda Fetih suresinde, peygamberimize böyle bir hitap vardır.

bazı peygamberlerin bazı hasssas durumlarına bakaraktan, şu lakab ve ünvanların, onlara daha çok yakıştığına karar kıldık. ve her peygambere iman (Kelime-i Tevhid cümlesi), o peygamerin durumu ile ve lakabi ile ve tevhid kelimesi ile meydana geldiği için, bunları da şöyle sıraladık :

La ilahe illallah, Cebrail Vahyullah (Vahyi getirip götüren melek olduğu için)
La ilahe illallah, Adem Safiyullah (Allahü teâlânın ihsanı ile seçilmiş saf ilk ve temiz kimse olarak yaratılmış demektir)
La ilahe illallah, Habil Mezruallah (ilk çiftcilik yapan olduğu için)
La ilahe illallah, Kabil Meşyullah (ilk hayvancılık ve besicilik yapan olduğu için)
La ilahe illallah, Habil Mazlumullah (ilk zulme uğrayan olduğu için)
La ilahe illallah, Kabil Katilullah (ilk Katil olan insan olduğu için)
La ilahe illallah, idris Terziyyullah (ilk Terzi olduğu için)
La ilahe illallah, Nuh Neciyyullah (Gemi ile bütün insan ve hayvan sounu kurtaran olduğu için Neciyullah yani kurtarıcı ünvanı alır )
La ilahe illallah,ilyas Cennetullah(Cennte girip bir dah çıkmadığı için)
La ilahe illallah, Hızır Hayyullah (Ölmeyen, hep diri kalan, ölümsüzlük suyundan içen adam olduğu için)
La ilahe illallah,Salih Haggullah(Hayvanlardan olan Deve ninde, insanlar gibi, Allahin suyundan içmeye hakkı olduğunu savunduğu için)
La ilahe illallah, Hud Mahfuzallah (Taş fırtınasından, Kendisi ve ahalisini, etraffına çizdiği bir daire bir çizgi ile, Allah ın onları koruduğu için, Satürn Meselesi)
La ilahe illallah, Zülkarneyn Setrullah (Yecüc mecuc ile aramıza set veya sütre çeken olduğu için)
La ilahe illallah, Şaya Femullah (Allahu Teala, bir seferinde, insanlara onun ağzından hitap ettiği için)
La ilahe illallah, Elyesa Nasrullah(Allah onu bir peygambere yardımcı olarak zanı nasrani olrak tayin etmiştir onun için)
La ilahe illallah, Üzeyir Müheyminulllah (Allah onun ölüleri nasıl diriltiyorsun sorusuna karşılık onu Eşeğini öldürüp 300 sene sonra tekrar diriltmiş müheymin etmiştirde ondan dolayı)
La ilahe illallah, Eyyub Marizallah ( Büyük bir bela olan hastalığa tutulduğu için)
La ilahe illallah, Lokman Şifaullah veya Hekimullah (ilk Doktor, ve neyin, neye iyi geldiğini bilen, o olduğu için)
La ilahe illallah, Yunus Tevkifullah veya Tevfikullah
(Allah ın Yunus peygamberi cezalandırıp, bir yunusun balığının karnında hapsettiği için, yani tevkif ettiği için)
La ilahe illallah, Yuşa Refikullah (Musaya Hızır ile yolculuğunda ona refakat eden olduğu için)
La ilahe illallah, ibrahim halilullah (Allahü teâlânın dostu demektir)
La ilahe illallah, ismail Zebhullah (ilk Kurbanlık olduğu için)
La ilahe illallah, ishak Mucizallah (Kısır olan Sareye sonradan ibrahimin duasi sebebiyle, sonradan mucizevi melek tedavisi sebebiyle verildiği için)
La ilahe illallah, Lut Mağdurallah yahut Hicretulllah (ülkesinden, ardına bile bakmadan çıkarıldığı için)
La ilahe illallah, Yakub Hasretullah (Yusufuna hasretinden katarakt olana kadar agladığı için)
La ilahe illallah, Yusuf Cemalullah veya Cemilallah veya Ruyetullah (Güzel yüzlü ve rüya yorumcusu olduğu için)
La ilahe illallah, Bünyamin Merhametullah (Yusufu öldürmeyelimde kuyuya atalım, belki biri gelir çıkarır da kurtulur dediği için)
La ilahe illallah, Davud Yedullah (ilk defa elleriyle, demirin nasıl işlenip yararlı hale getirilceği ilmi, ona öğretildiği için, Demir elinde hamur olurdu diye rivayetler var)
La ilahe illallah, Süleyman Malikullah veya Hakimullah (Dünyadaki, insanların, hayvanların, Cinlerin ve Şeytanların Hükümdari olduğu, ve verdiği hükümlerde de isabetli kararlar verdiği için)
La ilahe illallah, Şuayb Raillah (Allah ın ona, geçimlik olaraktan Çobanlık mesleğini verdiği için, Hz musanın denizi yardığı (Asa-ı Musa) Aasaa sıda onun çobanlık Aasa sıdır )
La ilahe illallah, Harun Tercümanullah (Musanın dili pepe veya peltek olduğu için, onun dediklerini, firavuna ve başkalarına tercüme eden olduğu için)
La ilahe illallah, Musa Kelimullah (Allahü teâlânın kendisi ile konuştuğu kimse olduğu için)
La ilahe illallah, irmiya Mekrullah (Doğru olan bir hile ile imtihan olduğu için)
La ilahe illallah, Zekeriya ve Yahya Şehidullah (Zalimlerce hunharca kesilerekten Şehid edildikleri için)
La ilahe illallah, Meryem iffetullah (Namuslu olmasına rağmen hamile kaldığı için, isaya rab ve tanrı denilir, Tanrı doğurabilcek kadar iffetli olan olduğu için Immaculata)
La ilahe illallah, isa Ruhullah (Allah O nu Kutsal ruhundan, yani O nu, babasız değıl amma, daha dünyaya gelmemiş bir ruh halindeki Babadan meydana getirdiği kimse olduğu için)
La ilahe illallah, Muhammed Rasulallah veya Habiballah (Allahın elçisi ve peygamberi ve sevdiği kimse olduğu için)
La ilahe illallah, Ebu Bekir Sadıgullah (Peygamerimize sadık bir dost olduğu için)
La ilahe illallah, Ömer Adlullah (Adaleti yerine getirmek için, kendi çocuğuna bile acımayan olduğu için)
La ilahe illallah, Osman Hayaullah (Çok Terbiyeli bir kimse, meleklerin bile ondan utandığı kimse olduğu için)
La ilahe illallah, Ali Esedullah (Korkusuz bir yiğit olduğu için)
La ilahe illallah, Hasan vel Hüseyin Reyhanullah (Peygamerimizin, onlar benim, cennetteki, iki reyhanım, iki kokum dediği için)
La ilahe illallah, Fatma Ümmiyyullah ( O na biz müslümanlar, hep annemiz diye hitap ettiğimiz, ve hatta peygamerimizin bile, annecikveya "Baabasının Annesi" diye hitap ettiği için, Hani bizlerde meşhur olmuştur Sevince annem diye yavrumuza hitab ederiz)
La ilahe illallah, Mehdi Hidayetullah (insanlara yolun doğrusunu gösteren olduğu için)
La ilahe illallah, Halid bin Velid Seyfullah (müslümanada, kafirede, Allah ın yenilmeyen kılıcı olduğu için)
La ilahe illallah, Talha bin Ubeydullah (Uhud savaşında Hz. Resûlullahı korumak uğrunda müşriklerden gelen oklara ellerini siper eden Hz. Talha iki elini kaybetmiş ve Peygamberimizde Ona Allahın iki eli veya kolu manasında Ubeydullah lakabını verdiği için)

ve bunu zikirimize dahil edecegiz, ve zikrimizde bunu okuyan her kimse de, bir anda peygamberler tarihinide okumuş öğrenmiş olacak.

Allah'ın ağzı mı varki sen ona femullah dedin Allahın ağzı dedin, Allah ın insan ağzı gibi ağzı olabilir mi? Allah'ın ağzımı varmış diyenlere
bu lakab ve isimlerin verilmesine örnek olaraktan,

Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır" hadîs-i şerifiyle medhedilen sahâbidir.

( Hadis-i Şerif , xxx)

Uhud savaşı
Uhud'da; Eshâbı kirâm, Peygamberimizin etrâfında toplanmışlar, canlarını siper edip O'nu muhâfazaya çalışıyorlardı. Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah da bunlar arasında olup, Resûlulahın yanından ayrılmamıştı.

Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran Mâlik bin Zübeyr adlı bir okçu vardı. Bu müşrik Peygamber efendimize nişan alıp bir ok attı. Resûlullaha doğru gelen bu oka, başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Hazret-i Talhâ, elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı.

Yiğitlerin efendisi Hazret-i Talhâ da bu arada kan kaybından sıcak toprağa düşüp bayıldı. Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı büyük yarası sayılamayacak kadar da küçük yarası vardı.

O sırada bir kaç sahâbi daha yetişti. Âlemlerin efendisi, Hazret-i Talhâ'nın yanına teşrîf ettiler. Yaralı mücâhid, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücûdunu mesh ettikten sonra, ellerini açıp;
- Allahım! Ona şifâ ver, kuvvet ihsân eyle! diye duâ buyurdular.

Resûl-i ekrem efendimizin bir mu'cizesi olarak, Hazret-i Talhâ sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye başladı. Sevgili Peygamberimiz onun için buyurdu ki;
- Uhud günü, yer yüzünde sağımda Cebrâil'den, solumda Talhâ bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir kimsenin bulunmadığını gördüm. Yeryüzünde gezen Cennetlik bir kimseye bakmak isteyen, Talhâ bin Ubeydullah'a baksın!

işte tam bu sırada peygamberimiz ona "UBEYDULLAH" lakabını ünvanını verdi.

Şağya veya Şa'ya aleyhiselama da, Allahu Teala, Son bir defa git ümmetinin ortasına dur, köy ortasına Dur, ben senin ağzından onlara vaaz edip İrşad edeceğim onları demiş, Ve Allah onun ağzından insanlara konuşmuş, ve o haldeyken bile insanlar, iman etmemişler, Kuranı Kerim'de ayet var Peygamberimize,

"Sen ne kadar hırslanırsan hırslan, iman etmeyecek olanlar, yinede iman etmeyecektir, yahutta onlardan çoğu iman etmeyecektir." diyerekten

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun.

Meali :

Bu kitap, Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Andolsun ki onların çoğu üzerinde bu söz(Gafiller Sözü) hak olmuştur. Onları uyarsanda uyarmasanda aynı, Onlar artık iman etmezler.

Sadakallahul Aziym Yâsîn Suresi 6. 7. Ayet

yani işte orada şa'ya Aleyhisselam'ın ağzından Allah konuşulmasına rağmen, insanlar imana gelmediler, Hatta şağya Aleyhisselam'ı kesmek için arkasından koştular, ve yetişemediler, bir Söğüt Dalı diyor içine açtı gir benim İçime dedi, fakat Aceleden cübbesinin birazı dışarıda kalmış, orada bir bakmışlar ki cübbe kısılmış, onun cübbesi ve orada, o söğütün içindeyken O nu Kıtır kıtır kesmişler. Allahu Teala demiş, GIG dahi demeyeceksin demiş onlar keserken, Çünkü Allah onun içinde olan, ağzında, onun ağzından konuştu, Allah kaçar mı, Allah kaçar mı hiç bir insanoğlundan, Allah'ın kaçmaya mı ihtiyacı var, içine girdi de çıkamadımı içinden, Ama imtihan bu, imtihan dünyası, insanoğlu böyle kapalı ahmak, beyinsiz, işte güzellikten yana değil de, çirkinliği daha çok tercih ediyor. dedi ki işte, Onların bir kısmı da bu zamanda mehdi ve cemaati, ve Ahir zamanda ortaya çıkacak olan şa'ya Aleyhisselam'ın ümmeti, ona inananlar ve inanmayanlar olrak ortaya çıkacaklar, işte onu kesenler ve kesmeyenler, isa zamanindada ortaya çıktılar isa yı kesenler kesmeyenler, ondan yana olanlar. ne demektir bu bugün,taşlayanlar Mehdiyi söz ile twet ile vaaz ile taşlama, yani onu kabul edenler, hatasıyla ve kabul edemeyenler, hazmedemeyenler.

Yine ilginizi cezbedecek, hem komik, hem ilginç, Hem de acayip bir şey anlatacağım size, bir cümle söyleyeceğim, kendi içinde her şeysi var. cümlemiz şu:

"yemek yemek"

yemek yemeyi kendisiyle nasıl tarif edeceğiz, yemeği yemek ile tarif etmişiz, Türkçe bu, Türkçe böyle bir şey, Yemek yemekle tarif edilir mi? yemek yemek demişiz, yemeği yemekle tarif etmişiz, ama almak almakla tarif olmuyor, kesmek kesmekle tarif olmuyor, ama Yemek yemekle tarif oluyor, yemek yemek demişiz, Biz Türk'üz, acayip değil mi, acayip bir milletiz değil mi, yabancılar Siz Anladınız mı, Biz acayip bir milletiz, yemeği yemekle tarifeden ilk milletiz, Biz insanlarda yemek yiyoruz, at da yemek arpa yada ot yiyip de yemek yiyor, Hatta bir Ağaçta bir şeyler yiyor, su içiyor, besinini alıyor, Ama biz yemeği yemek yemek diyerekten, yemeği yemekle tarif etmişiz, Ne garip değil mi, açılımını da siz bulun. Hani bir ayet kendisi ile tarif edilebilir mi? ayeti bir ayet kendisine anlatabilirmi? "Elif, Lam, Mim" i anlatacak şey nedir? Elif Lam Mim den başka ne var, Elif Lam Mim mi anlatacak, Elif Lam mim'in, Elif Lam Mim den başka anlatacak nesi var, nerede bir açıklama var, yemeği yemekle açıklamak zorundayız, evet yemeği yemekle açıklamak zorundayız, Elif Lam Mim ide, Elif Lam Mim ile açıklamak zorundayız.


İnterneti internetle tarif edebilir miyiz, Evet edebiliriz, nasıl tarif edebiliriz, interneti internet kullanan birisi tarif edebilir, Yani internetin içine girdiğin zaman, internet nedir anlarsın, ve Bu bilgiye Kuranı Kerim'de Allahu Teala "Hakkalyakin bilgisi" diye bildiriyor, hakkalyakin içine girdiğin zaman, onun içine girdiğin zaman diye tarif ediyor

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm.

Meali :

Sonrada o gün nimetlerin içine dalarlar, yahuta ceghennemin dibine dalarlar, ateşe dalarlar.

Sadakallahul Aziym TEKÂSUR Suresi 8. ayet



ve zaman altın çağ, ve Elif Lam Mim Zamanı geldiği zaman da, o zamanın içine girdiğimizde, Elif Lam Mim nedir anlayıvereceğiz zaten, internet, internetle tarif edilirken, nasıl içine girip interneti kullandığın zaman interneti tarif edebilirsen, elektrik, elektriği kullandığın zaman faydalandığın zaman, daha güzel elektriği tarif edebilirsen, hakkal yakin, hakkal yakin işte, içine girmek, dahil olmak, Ankara'yı, Ankara'ya giden birisi daha güzel tarif eder değil mi? o yüzden interneti de internet kullanan, ve Elif Lam Mim ide, Elif Lam mim'in içine giren birisi tarif edebilir.

Rabbim, bu çağımızı Öyle berekatleriyle donatsın ki, sonunda, hurufu mukatalarda nedir? Onu da bilecek bir zamana, bizi ve askerimizi ulaştırsın inşallah, hakkal yakin bilmeyi bizlere İkram eylesin, Allah'ım Gel bize, Elif Lam Mim nedir, İster taş ol, ister kuş ol, ister at ol, ister insan ol, ister Başbakan ol, ister cumhurbaşkanı Ol, Gel bize anlat, nedir bu Elif Lam Mim, yıllardır bilemedik, nedir bu Elif'le Lam mim, bizde bilelim, Allah'ım öğret bize, Ey Mürşid Allah, ey Raşid Allah, ey İrşaad eden, öğretmen bildiren Allah, öğret bize.

Müslümanlık öyle günde 5 vakit namaz ile, 5'er dakikadan, 5 kere 5 = 25 Dakikasını Allah ayırmak ise, onu da zaten, şeytanın delik deşik ettiği 5 dakikalar. Ben namaza durmuşumdur, ama hiçbir zaman namazın içinde duramadım kalamadım, namazdan aklen beynen tefekkür ile çıkmışımdır, Çünkü namazın içinde namazdan çıkıyoruz, etin derdi, budun derdi, çarşının derdi, pazarın derdi,karının derdi , parannın derdi derken, namazdan hep çıkmışımdır zaten, namazın içindeyken namazdan hep çıkmışımdır, duramamışımdır namazın içinde, eğer ki bu ise insanın Allah'a Müslümanlığı, günde 5 dakikadan 5 kere 5 etti 25, Hatta 2 dakikaya 1 dakikaya düşürdüğümüz namazlar ise, Allah'ımıza ayırdığımız zaman,Allahın bize ayırdığı 24 saatlerin yanında, bizim O na ayırdığımız zaman 5 yada iki dakiklar ise, buysa Müslümanlık, bununla Müslümanlık falan olamaz, Allah'ı hiç unutmayan, her baktığında,gördüğü her şeyde Allah'ı hatırlayan, Allah'ı düşünen, bunda Allah ne diyor diye düşünenlerle, o iki dakika namaz kildim sananlar ayni mi? Allah demek kalbinden, Dilinden hiç durmadan, Allah Allah demek de değil, onlar sadece saatin zembeleğini kurmak gibi sadece, o 5 dakikalar, saatin zembereğinin kurmak gibi, Yoksa Allah aklından hiç çıkmayan la, sadece günde 5'er dakikasında yada, ikişer Dakikasını Allah için ayıran aynı mı? Aynı mı Sizce? bu mu Müslümanlık? delik deşik olmuş 5 dakika, var mı öyle müslümanlik. Allah aşkına bazen anmazlardfa bile kılıyoruz amma dilimiz allah diyor amma aklımıza hiç Allah gelmemiş, içinde Allah hiç gelmiş namazlar kılıyoruz bazen ve sadece Selam verip çıkıyorsun namazdan, ne Muhammed'i hatırladık, ne Allah'ı, Sübhaneke Elham diye okuduklarımız var ama, ne Allah hatırladık ne peygamberi, Bende de aynı şey, o 5 dakikaların benim öyle Allah ile oluyor olsaydı, Namaz ile, Ben zengin olurdum, yoksa Namaza giriyorum namazdan çıktığım bir oluyor zaten, girdiğimle aklımın uçup namazdan çıktığı bir oluyor, kafa başka yerlerde. kimin namazı doğruymuş öyle, aklimda Allah tutsam bile zaten, Allah sana bir ömür versin sen 5 dakika, 5 dakikaya ayırabildin, ya neyapalim, çok çok büyük iş yaptın, yani günde her vakit 5 dakika Allah'a yer verince, 25 dakika ile çok büyük marifet mi yaptın yani, Halbuki Allah baktığında da Allah, oturduğunda Allah, kalktığında da Allah demek, değilki dilinden Sübhanallah Elhamdülillah demek değil, yani Allah onda ne Hikmet ne Murat etmiş, onun farkına varabilmek, bir iyilik yapacaksan, gerektiginde o iyiliği yapabilmek kızman gerektiği zamanda kızmandır, kızlabilmek, yardım gerektiği zaman, yardım edebilmek, bir şey bilmem gerekirse, bilebilmek, öğrenmen gerektiğinde, oturup öğrenebilmek, Yoksa bu 5 dakikalarınla, Müslüman filan olunmaz, oruçtaböyle, 30 gün oruç tuttum Ne oldu, Ne oldu, oruç tuttuğunda, Dilini Mi Tuttun, Neyi tuttun, gözünü mü sakındın, gözünü sakınmak nedir zaten, gözünü sakın, hepsi Allah'ın değil mi, Hepsi Allah diyen, hepsi Allahise la mevcuda illa hu, Allah'tan gayrı bir şey yoksa, baktığını da Allah, tuttuğun da Allah zaten, Allah bizi çıplak yaratmadımı, çıplaklık niye günah olsun, Adem ile Havva cennetten indiklerinde elbiseleri üzerlerinden düştü deniyor, elbise yapacak neyi vardı Adem'in, ne yaptı da üstüne örttü, Ondan sonra yaprak üstünde durur mu, kimden sakıncak zaten, kim bakıyordu, kimden sakıncak, Dinozorlardan mı sakıncak, üstündeki çıplaklık Kime ayıp, Kime? ayıp ne, Hani burada çıplak olun, hepimiz çıplak eşekler gibi çatışırken üstümüze kıyamet kopsun demek değil bu, ama dini anlayış, dini nasıl anladık Biz şimdiye kadar, şimdiye kadar biz din ne anladık, çıplaklığı Ne anladık, iyilik ne, Ayıp ne, ayıp mı, yasak mi, haram mı, içki içme, cumartesi gün çalışma, domuzu yeme, zina etme, bunlardan Ne anladık, yaptırım uygulamak, bir devletin ve yetkili kurumların koydugu yasalarla olur, yasalarla yaptırım yapar ya, o yaptırima uymayana ceza Keser ki, o yaptırım hukuk olsun herkes işlesin o yaptırımi herkes yapsın. Allah'ın yaptırımları da, helaller ve haramlar, farzlar ve sünnetler şeklinde, sünnetleri peygambere koymuş zaten, kırmızıda geçmek yasak, tamam mı, onu anlatmıştık, ardından tırın freni bu kopmuş geliyorsa, kırmızıda geçebilirsen geç, kurtar kendini, yoksa tır ezecek, altına alacak seni. haramdan kasıt nedir, helalden kasıt nedir, namazdan kasıt nedir, insanlık öyle 5 dakikalarını Allah a ayırmak ile insan olunmaz, Müslüman olunmaz, delik deşik 5 dakikalar, kimin namazı delik deşik değil, bana birini göster çıkar, öyle sağlam namazı delik deşik değil olan. Kimmiş o, namazda Allah'ı düşündün, iyide Allah'ı görmedik, neyini düşünceksiniz, Allah'ı görmüyoruz ki, neyini düşüneceğiz, yüzünü düşünelim, yüzünü görmedik ki, sesini düşünelim, sesini duymadık ki, elini Hatırlasan elini görmedik ki, gözünü hatırlayalım desek, gözünü görmedik, neyini hatırlayacağız da, namazda Allah ile birlikte olacağız, Allah ne o zaman, Allah kim, ne, gözmü, el mi, Değil mi, kulak mı, ses mi, ki namaza giriyoruz, girdiğimiz le birlikte namazdan çıkıyoruz, kafa başka yerlerde, Yani bunlar mı bizi Müslüman edecek, iyi insan edecek, dünyada Müslümanız, Halim selim insan, elinden kolundan başkasına zarar gelmeyen insan, Yani bu 5 dakikalar mı yapacak bizi Salim kimse, Müslüman kimse, başkasına zarar vermeyen, başkasının hukukuna girmeyen, hırsızlık etme ki başkasının malına el koyma, dedik işte hakkullah ünvani kime verilmiş, biz verdik de, O ismi biz verdik, söyledik, bize göre güzel dedik, Salih Aleyhisselam'a bu isim çok güzel yakışıyor, Çünkü Devenin bile su içmeye Hakkı olduğunu savunan insan, yani hayvanların hakkını savunan adam.deva bir hayvan, hayvan ama, o sudan Devenin de içmeye hakkı var diyerekten iddia eden bir adam, bu o devirde, yani o cahillerin devrinde, bu deveninde hakkı var diyen, ya bu deve de haftanın 1 günü su içecek demiş, Bunu biz dinde, peygamberler tarihinde, bir dini olan,Salih peygamber oldugunu biliyoruz. Halbuki yaptığı bütün iş, hayvanlarında hakkı olduğunu savunmak, hayvanlar hakkını daha yeni öğreniyoruz, köpeğe tekme atan Bizim milletimiz, daha Salih Aleyhisselam'ın vaktini geçememiş, daha Salih liğe bile erememiş. lan köpeğe tekme atıyor, kediyi öldürüyor, köpeğin evde yeri ve hakkı yok, kapının dışına koyuyor, Vay Muhammed demiş, köpek evde olmazmış

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Köpek, resim ve heykel bulunan eve melek girmez.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed-il Halk: 27; Müslim, Libas: 17)


Halbuki

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yürümekte olan susamış bir adam, yol üstünde gördüğü bir kuyuya inip su içti. Çıktığında susuzluktan soluyan, toprak yiyen bir köpek gördü. 'Bana ulaşan susuzluk buna da ulaşmış' deyip kuyuya indi. Pabucunu çıkanp su doldurdu, ağzıyla da tutarak çıktı ve köpeği suladı. Allah ona teşekkür edip onu bağışladı. 'Ey Allah'ın Elçisi, bu hayvanlara iyiliğimizden ötürü bize sevap verilir mi?' diye sordular. 'Her ıslak ciğer sahibine yapılan iyilikten ötürü sevap vardır' buyurdu"

( Hadis-i Şerif , Müslim, Selâm: b. 41, hd. 153)

daha Salih'i geçememiş insanlık, Salih'i Salih'i, ki Muhammed'e gelsin, Muhammed de, köpek eve girmez demiş olsun, yani hakkullah, hakkullah ne? Devenin de hakkı var demek, buj sadece devel ile sınırlı değil, hayvanlarında hakkı var senin hakkın olanlarda, hayvanlarında hakkı var demek. onların hakkını savunan adam, hayvan hakları kanunu çıkaran adam, Bugün daha yeni öğrendi bunları insanlık. Allah'ın kaç bin sene önce gönderdiği hayvan hakları yasasını, daha dün öğrenebildik, hayvanların sevildiğini de mehdi sayesinde o na baka baka özendik de öğrendik. Halbuki Allah bunu bize, taaaa Salih Aleyhisselam döneminden beri bize anlattı, bize gönderdi, dedi bu din dedi, din değil miymiş hayvanlara Saygılı olmak,Salihin dini din değilmiymiş, Allah Allah ya, bu gavur adeti lan, Biz gavur adeti diye biliyoruz, köpekleri onlar eve alıyorlar, Allah'ın dini imiş s haaaa., inanamadin degilmi haala, hayvanlara Saygı Var mıymış, bunu bile bilemedi insanlar, bilemedide 15 dakikalık namaz ilemi bunlari bilebilcek gayri, bu delik deşik 5 dakika lar mı, bildircek,......

Zamanımızın alimleri hemen itiraz edeceklerdir, peygamberimizin, köpek giren eve melek girmez hadisini İnkar etti, yalanladı diye. Hani eshab-ı Kehf kıssası anlatılırken, alimler anlatır ki, eshab-ı Kehf'in köpekleri Kıtmir, onları terk edip, onlardan ayrılmadı, ve mağaranın kapısında Kur'an'da geçtiği gibi beklediği için, o da cennete girecek diye anlatılır, rivayet edilir. Peki bunu bu hadisle kıyas ettiğimizde, Cennet temiz ve temiz olanların yeri değil mi, peki Cennete giren bir köpek var iken, senin ev Cennetten daha mı temiz, daha mı Pak ki? senin eve köpek girmesin. Tamam hayvanların Hakkı da var dedik diye onları da tepemize çıkarmadık, Hak hukuk Her şey yerine göre. ve şu sıralar bizim bahçedeki Karıncalar Mutfağa yol bulmuş, mutfağı taşınıyorlar, dün öğlenden kalan makarna yemeği vardı, Karnım acıktı, atıştırayım diye makarna tenceresine vardım, karıncanın bir tanesi içine girmiş, hem de kapak kapalıyken, o pis ayaklarıyla, her yerde dolaşıp geldiği ayaklarıyla, makarnanın içinde dolaşıp durur. Bu da onun hakkımı, incitmeyecek miyim ben o karıncayı, bir tencere makarnayı mundar etti, Çünkü o minicik ayakları da olsa, yerlerde, mikrop olan yerlerde dolaşıp geliyor, ve onunla makarnanın içine girince, benim vücuduma, o taşıdığı Mikroplar da girmiş olacak, bu onun hakkı değil, Allah onlara kırntı lokmaları rızık olarak vermiş, O bundan ileriye giderse, hakkını hukukunu aşmış olur. ama ben bir zamanlar vaazılarımın birisinde Demiştim ki, ben Pencerenin önüne ekmek kırıntıları döküyorum, ve Allah kuşlara ilham ediyor, Kuşlar gelip benim pencerenin önündeki ekmek kırıntılarını alıp yiyorlar, ve bunu Facebook'tan attığımda, şiirci Ceyhun almış kabul edip iman etmiş ki, o zaman o da penceresinin Önüne Ekmek parçaları koymuş, Allahu Teala onun ekmek parçalarını da, oradaki bir martıya ilham edip, git senin rızkın Orada demiş, ve Bir Martı gelip yemeye başlamış, Ve bunu Ceyhun Facebook hesabından resimli paylaşıyordu, yazıyordu, ismini de o martının enayi koymuş, enayi geldi, beleş aldı gitti, yedi gitti falan diyordu, öldü mü artık, hala yaşıyor mu, hala muhabbetleri devam ediyor mu bilmiyorum, ama yani bizden öğrendiği bir hikmet ile, O da böyle bir sevaba girmişti, işte artık biz kendi lokmaları mızdan da hayvanlara veriyoruz zaten, Ama Allah'ın ayırdığı bir Hak hukuk var, Evet hakları var artık, ama onlarda cennette, vaktimiz Cennet vakti olduğu için, onlar da iyisini hak ediyorlar artık.
ve Peygamberimiz neden köpek giren eve melek girmez demiş olsun, Evet hadis doğru, inkar etmiyorum, Ama, sebebi ne? Çünkü Muhammed zamanı senin benim gibi halıfleksi yok Evinde, yerde hurma lifinden yapılmış Hasır var, haliflex olsa bile aynı, yani köpek sokaklarda, mikroplu veya temiz yerlerde dolaşıyor, ve ayakları çıplak ayak dolaşıyor, sen gibi ben gibi, Muhammed'in İpek seccadesi de yok, namaza durduğu zaman, yere seccadesini yazsın da, ağzı burnu mikrop kapmasın, yok ki,seccadesi, Vakit girdi hasırın üstünde namaza durdu.
Ve eğer dışarıda mikroplu yerlerde dolaşan bir köpek gelip onun secde edeceği yere basar ise, ne olur, tabii ki Muhammed mikropları da biliyor, hasta olur, hastalık kapar, bu kendisi için de böyle, Ashabı içinde böyle, ve onları da aynı şeyi tavsiye edecek ki, mikrop kapmasın lar, değil mi? mesele bundan ibaret, yoksa bugün benim burada, Avusturya'da, bir komşum var, kış vakti gördüm, Hani kışın dışarılar ıslak ve yağmur çamurlu oluyor ya, işte köpeği var, tazı cinsi bir köpek, onu gezdirip geliyor, evinin kapısının önü, benim Pencereden gözüküyor, Ve evine girmeden önce, paspas koymuş, köpek paspasa ayaklarını siliyor, öyle giriyor eve. akıllı köpek, öğrenmiş, hayvanların hepsi Akıllı, deli değiller, anlayabiliyor lar, onlarla konuştuğun zaman, iletişime girebiliyorlar, ve demek istediğini anlıyorlar, nasıl öğretmiş ki bu kadın ona, ayaklarını silmesini, demek ki öğrenebiliyorlar. artık cennetteki köpekler öyle pis köpekler değil diyebiliriz, çünkü onları şampuanla yıkıyoruz, ama sokaklarda yine geziyorlar, aynı şey, yine üzerlerinde de bir bakteri cinsi olduğu, bize zarar verebilecek bir bakteri cinsi olduğu söyleniyor, Yani bir kurtçuk, ve o senin Namaz kıldğıın yerlere yatıp oturdu mu, senin burnundan ağzından İçeri girebilir, ve seni hasta edebilir, O yüzden Muhammed bunu demiş olabilir, fakat bugün Bizler seccade sahipleniriyiz, halı sahipleri, süpürge sahipleriyiz, evlerimiz temizleniyor, ve namaz kıldığımız zaman, namaz kılacağımız yere, ekstradan temiz bir seccade yazıp da, onun üzerinde namaz kılıyoruz, öyle hemen halının neresimüsait, oraya durup namaz kılmıyoruz, O yüzden, o tehlike şu anda biraz azaltılmış vaziyette, ve cennette, vaktimiz de, işte köpeklerde evlerde, Hatta yataklarına bile alanlar var, çünkü yıkamış sabunla şampuanla, tertemiz yapmış, öpüyor seviyor, kucağına alıyor, ha bu köpek olsun, ha maymun olsun, diğer başka bir hayvan olsun, Aynı şey, ve Salih Aleyhisselam işte, hayvanlarında Bizler gibi Hakkı olduğunu, hukuku olduğunu savunan peygamber, ve dini de onun, hayvan hakları savunucusu dini, Bu din miymiş, Evet bu da Allah'ın dinlerinden bir din, senin din Algın ne kardeşim, işte böyle bir şey insanlığın İmar ve memur olması, yeryüzünü imar edip, ve içinde gezen memur olması için, Allah'ın gönderdiği ve öğrettiği bilgiler zincirine Biz diyoruz, yoksa Beş vakit namaz, bir ay oruc, Bunlar dinin sadece değişik versiyondaki anlatımları. biz onların ne olduğunu daha hala anlamamışiz. Ama her şeyin aşırısı na gidildiğinde ifrat ve tefrit oluyor işte hayvan haklarında da ifrada kaçılırsa, O zaman işte hani Ataların sözü vardır,

"yüz verdik ayıya, geldi sıçtı halıya..."


diye yani ifrata kaçmadan, aşırı gitmeden, onları sevmek, onlara ve hakkına hukukuna riayet edip, onların da dünyadaki zincirlerden bir zincir olduklarını bilip, onlara hayatlarını devam ettirmeleri, ve soylarını devam ettirmeleri hususunda, yardımcı olmak, hem sevap, hem de Din, Allah'ın dini, yani bize öğretisi demek, Onunla da sen cennetlere erebilirsin, zaten vaktimiz Cennet, bundan daha iyi cennetlere erebilirsin.
bak o zamanalar köpeklere kedilere, nereye kaka edeceği, belki öğretilmediydi, buda sebelerinden olabilir o hadisin, bu gün kedilere kum döküyorsun bir kaba, o kedi ortaya etmiyor, öğreniyor, gidip o kuma ediyor kakasını.. velhasıl kelam.


Hayvanlar manyak değil, öğrenebiliyorlar, hepsinin aklı var Allah'a şükür..


İbrahim Aleyhisselam demiş ki Kuranı Kerim'de buyrulan:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm

Meali :

Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (yeniden dirilt hayata getir beas öldükten sonra dirilmek ementüden hatirlayin). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.

Sadakallahul Aziym BAKARA-129 ayet

benim soyumdan öyle birini tekra diriltip gönder ki, insanları Zeki kılsın demiş, ve Evet onun soyundan Mehdi, işte dünyaya geldi, insanları o kadar zeki ve akıllı kılacak, ve insanların aklını uyandıracak ki, ve Mehdi İsa'dan, İsa Mehdi den, ve doğan çocuk konuşacak kadar akıllı olacak, aynen Hz isa gibi, ve isa Efendimiz Mehdi'nin çocuğu olduğu zaman, işte doğar doğmaz, Ben peygamberin diyecek kadar akıllı bir kimse, ve konuşabilecek kadar akıllı bir kimse, erimiş kimse, Yani o kadar sizi uyandıracak ki, doğan çocuklar konuşabilecek, artık şu anda yeni Çocuklar cep telefonu kullanabiliyor, o kadar akıllı, ufak çocuk, 3 yaşındaki çocuk, cep telefonu kullanmasını biliyor, Şu anda televizyonda gördüm, maymunlar bile, Instagram'ı kullanıyormuş, işte mehdi sizi uyandırıp öyle hale getirecek ki, artık doğan çocuk konuşacak hale gelecek, Allah kitap demeye başlayacak, ve bunlardan 2 tane örnek var, Birisi Muhammed Aleyhisselam, doğunca ümmeti ümmeti demiş, birisi de Hz isa, ben Allah'ın peygamberiyin demiş. burada peygamberden de daha mi üstün olduğunu iddia ediyor, Bu adam sapıtmış diyecekler, ama dedi ki, o tabanca öyle bir tabanca ki, o tabanca olmazsa, Muhammed de gelmez, İsa da gelmez, isa gelmezse Muhammed de gelmez, öyle olunca, sondan gelip de, ruh halinde iken gelip de, insan merymeden, bir çocuk doğurtan Ruh dedik, ve orada yazdık, bunu İsa efendimizin, neden ruhullah olduğunu da, o peygamberlerin ünvalarında, kısaca değindik, mesele budur yani, çünkü isa efendimizin ruhullah olması, Allah'ın ruhundan üfürmesi ile manasında değildir, oradaki mana, daha insan olmamış, yani gelecekteki bir insanın, yani Mehdi'nin o güne göre gelecekteki bir insan, Mehdi gelecekteki Mehdi'nin, daha ruh halinde iken, insan bedenine girmemiş halinde, ruh halindeyken, getirip de Meryem'e çocuk bahşetmesi, O yüzden de ruhtan doğan çocuk olmuş, isa Efendimiz, aynı şey, yine Muhammed Aleyhiselamın da aynı bu şekilde gelmesi, bu şekilde, bu halde gelmesi, yani o yüzden ruhullah, ruhtan doğan çocuk.



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]

[Resim: Mp3-Dokumente.png]

Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: Buraya_TIKLA.gif]

https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...lahdir.mp3

[Resim: Youtube-Buttons.png]

Vaazi Youtubeden Seyretmek icin Linke TIKLA

https://www.youtube.com/watch?v=99HXJFZOYGo



[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 1 Mayıs 2019 Çarşamba

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]





Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi